İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - turgayt

Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 »
61
FAYDALI BİLGİLER / SPOR PSİKOLOJİSİ ve SPOR PSİKOLOĞU
« : Ocak 04, 2009, 01:55:52 ÖÖ »
Egzersiz ve spor psikolojisi şu anda, pek çok farklı bakış açısı nedeni ile doğasının kolayca açıklanamayacağı bir alan gibi görünmektedir. Bu karmaşıklık sadece kavramsal tanımlamalardan değil, aynı zamanda spor psikoloğunun üstlenmesi gereken rollerden de kaynaklanmaktadır. Pek çok yazar spor psikolojisine ilişkin olarak farklı tanımlar yapmıştır. Bu tanımlar, spor psikolojisini spor bilimlerinin ya da psikolojinin alt alanı şeklinde ele alma ile ilgili olarak değişiklikler göstermektedir. Alderman spor psikolojisini "sporun insan davranışları üzerine etkisi" şeklinde açıklarken; Gill "spor ortamında insan davranışları ile ilgili sorulara yanıt bulmaya çalışan spor ve egzersiz biliminin bir alt alanı" olarak açıklamaktadır. Bunlara karşın Cox "psikoloji ilkelerinin spor ortamına uygulanmasını içeren bir alan olarak", Singer ise "spor branşlarına ve spor ortamına uygulanan psikoloji bilimi" olarak tanımlamaktadır.

Spor psikolojisi, gelişimsel spor psikolojisi, psikofizyolojik spor psikolojisi ve bilişsel spor psikolojisi gibi alt alanlara bölünmeye çalışılmıştır. Bu karmaşa nedeni ile , Dishman gibi bir kısım spor psikoloğu, kaçınılmaz olarak spor psikolojisinin kimlik krizi içinde olduğunu belirtmişlerdir.

Spor psikolojisini kavramsallaştırabilmek için bu çerçevede spor olgusunu açmak yararlı olacaktır. Günümüzde spor iki farklı biçimde ele alınmakta ve işlev görmektedir. Bunlardan Elit Spor denilen performans sporu, var olan performansı aşmak amacı ile yapılır ve müsabaka kazanmanın temel olduğu yaklaşımı temsil eder. Spor bu biçimi ile ulusal kahramanların yaratılması, tüm dünyanın tanıdığı süper yeteneklerin oluşması ile "daha hızlı, daha yükseğe, daha kuvvetli" ilkesine ulaşmaya çalışır. Diğer yaklaşım biçimiyle Rekreasyon Sporu, bireylerin kendilerini yeniden yaratmalarını, sağlıklarına kavuşmalarını, yaşam kalitelerini yükseltmelerini ve yabancılaşmadan kurtulmalarını sağlamak amacı ile yapılan "herkes için spor" sloganında kristalleşen spor anlayışıdır.

Spor bugünkü yapılış biçimine, ilk toplumlardan modern toplumlara doğru olan değişim içinde yaşam biçimi olma, estetik ve fizik güzellikleri yakalama, elitlere eğlence kaynağı olma, savaşlara hazırlanma, soğuk savaşın aracı olma gibi bir kısım aşamaları geçerek gelmiştir. Bu değişim içinde spor, 20. yüzyıldan başlayarak, bilimsel çalışmalara açılmış, değişen toplumsal koşullar nedeniyle ekonomik bir yön kazanmaya başlamıştır. Bilim adamları, daha iyi sporcu yetiştirme ya da toplumsal yaşam içindeki rekabet ve ilerleyen teknik yaşama uyumu sağlama çabasının yanı sıra, insanın yaşam kalitesini yükseltebilme, stres ve depresyon ile başa çıkabilmesine yardımcı olma amacıyla da çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Başlangıç yıllarında spor egzersizi, spor biyomekaniği, spor hekimliği gibi alanlarda çalışmalar yapılmış ama sonra sporun gelişen ve büyüyen yapısı nedeniyle spor psikolojisi, spor sosyolojisi, spor pedagojisi, spor felsefesi gibi alanları da içine alan ve spor bilimleri adı verilen yeni bir bilim dalının oluşumu başlamıştır.

Sporun günümüzde, ekonomik yanı ile de ihmal edilemez bir fenomen olduğu açıktır. Spor, izleyeni, sağlık için spor yapanı ve yarışan sporcusu ile gerek reklamlardan, gerek basından, gerekse de sanayici ve yatırımcılardan büyük destek alarak olağanüstü bir ekonomik ivme kazanmış görünmektedir.

Spor bu denli büyük bir kurum olma yolunda ilerlerken, kaçınılmaz biçimde içine bilim adamlarını da alıp kendine özgü bir bilim dalının doğmasına yol açmıştır. Spor psikolojisinin egzersiz ve spor bilimlerinin bir alt alanı olduğunu ileri süren beden eğitimi kökenli spor psikologları, psikoloji, fizyoloji, anatomi, biyomekanik ve sosyoloji gibi disiplinlerin spor ortamına uygulanması üzerinde değil, bu alana ilişkin bir kısım kavram üzerinde çalıştıklarını belirtmektedirler. Aynı düşünceyi paylaşan Gill, Dishman, Morgan gibi bir kısım uygulamacı, spor psikolojisinin spor biliminin bir parçası olduğunu desteklemektedir. Kimi araştırmacılar ise spor ve egzersiz bilimini çok disiplinli bir alan olarak ele alıp, bu alanı oluşturan alt alanların kuram ve kavramlarının birbirinden ayrılabileceğini belirtmektedir. Spora özgü olguları anlayabilmek için spor ve egzersiz biliminde yer alan diğer disiplinlerden gelecek bilgiye de gereksinim olduğunu öne süren araştırmacılar vardır. Psikoloji kökenli uygulamacılar ise, spor psikolojisinin kullandığı kuramların psikoloji kökenli olduğunu, psikolojinin kendine özgü kavramlarının bu alanda kullanıldığını ve sporcuya müdahale için klinik ya da psikolojik danışmanlık türünde bir eğitime gereksinim olduğunu ileri sürmektedirler.

Spor psikolojisi ister psikolojinin, ister egzersiz ve spor bilimlerinin bir alt alanı olarak ele alınsın, her ikisinde de varılan nokta önemlidir; ancak bakış açısı kişinin çalışma alanını belirlemektedir. Örneğin; spor psikolojisi, psikolojinin alt alanı olarak ele alınırsa spor ve egzersiz psikolojisinin kuramlarının ve ilkelerinin uygulanması önem kazanır. Egzersiz ve spor bilimlerinin bir alt alanı olarak ele alındığında ise genellikle spor ortamındaki davranışların belirlenmesine ve açıklanmasına odaklanılır.

Spor psikolojisi görüldüğü gibi ya egzersiz ve spor bilimlerinin ya da psikolojinin alt alanı olarak ele alınmaktadır. Bunu daha net olarak ortaya koyabilmek için spor psikologunun rolü ve niteliğini de gözden geçirmek gerekecektir. Spor psikoloğunun iki ana rolünden bahsedilebilir. İlki akademisyen ve araştırmacı rolü, diğeri ise uygulamacı rolüdür.

Nideffer ve arkadaşları, spor psikoloğunun uygulamacı rolünün, performansı geliştirici programlar üretmek, psikolojik değerlendirme tekniklerini kullanmak, bunalımı önleyici servis hizmetleri vermek, antrenörler ve sporla doğrudan ilgili olan diğer kişiler için programlar geliştirip, danışmanlık hizmetleri vermek olduğunu belirtmektedirler. Bull?a göre spor psikoloğunun uygulamacı rolü performansı arttırmak ve takım içinde iyi bir havanın yakalanmasına yardımcı olmaktır. Spor psikoloğu bu rolü ile sporculara müsabaka stresi ve müsabaka kaygısı ile başa çıkma stratejilerini öğretmeli, konsantrasyonu geliştirmeli, takımın güdülenme düzeyini yükseltmeli ve güdülenmenin devam etmesini, kendine güvenin artmasını sağlayabilmelidir.

Yine spor ortamlarında hızla artan bir kısım klinik problem söz konusudur. Alkol ve ilaç kullanımı, ilişki bozuklukları, yeme bozuklukları ve şiddetli depresyon gibi durumlara müdahale edebilmek için spor psikoloğunun klinik psikoloji eğitimi alması söz konusudur. Bull, klinik eğitim almış spor psikoloğunun rolünün çok belirgin olmadığını ileri sürmektedir. Tüm spor dallarındaki sporcuların zihinsel nitelikli çalışmalardan daha fazla yararlandıklarını, buna karşın klinik yardım isteyenlerin sayısının çok az olduğunu bu nedenle daha az klinik eğitimli psikoloğa gereksinim olduğunu ileri sürmektedir. Heyman ise spor psikologlarının sadece normal popülasyonla çalışmadıklarını aynı zamanda duygusal bozuklukları, yeme ve ilaç kullanma gibi sorunları olan sporcular ile de uğraştıklarını belirtmektedir. Anshel tüm spor ortamındaki müdahaleler düşünüldüğünde klinik ya da psikolojik danışmanlık eğitimi almış spor psikologlarına gereksinim olduğunu; müsabaka stresi ve müsabaka kaygısı ile başa çıkabilme yollarının ya da pek çok bilişsel sürecin, klinik psikoloji eğitimli bir uzman tarafından uygulanmasının daha doğru olduğunu belirtmektedir.

Son yıllarda ise, spor psikoloğunun bu iki rolünün birbiri içine geçebileceği şeklinde görüşler de ortaya atılmıştır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Olimpiyat Komitesi (U.S.O.K.) ve Amerikan Psikologlar Birliğinin (A.P.A) ortak yürüttükleri bir tarama çalışması sonucunda, spor psikologlarının rolü üç başlık altında toplanmıştır. Danışmanlık rolü, eğitimci rolü ve araştırmacı rolü.

Spor psikoloğunun rolleri arasında, araştırmacılık çok küçükmüş gibi görünmesine karşın önemlidir. Araştırmacı spor psikologları, sporda davranış ve performansı etkileyen faktörleri araştırmaktadırlar. Bu çalışmalar kimi zaman laboratuvarda kimi zaman spor salonlarında kimi zaman da müsabakaların yapıldığı ortamlarda ya da soyunma odalarında yapılmaktadır. Bunun için de pek çok araç ve gerece gereksinim duyulmaktadır. Bu araçların önemli bir bölümü genel ya da klinik psikolojinin kullandığı araçlardır. Spora özgü olarak geliştirilmiş araç sayısı ise henüz çok azdır.

Spor Psikolojisinin Araştırma Yöntemleri
Spor psikoloğunun araştırmacı, eğitimci ve danışman rollerini yerine getirirken ne tür bilimsel yöntemler kullanacağı sorusu uzun zamandır tartışılmaktadır. Başlangıçta sosyal psikolojinin kendine özgü araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Morgan (1980) bunu "spor psikolojisinin, genel psikolojiye paralel yöntemler kullanması kaçınılmazdır" şeklinde açıklamaktadır. Spor psikolojisinin genel gelişim çizgisine bakıldığında da 1950-1965 yılları arasında daha çok kişilikle ilgili çalışmalar yapıldığı, bunun da genel psikolojide o yıllar arasında moda olan treyt yaklaşımı ile uyum içinde olduğu görülebilir. Daha sonraki on yıl içinde sosyal analiz yaklaşımları çerçevesinde genel psikolojinin ya da sosyal psikolojinin bir kuramı ele alınarak bunun spor içinde uygulanması şeklindeki çalışmalar ön plana çıkmıştır. 1970?lerden günümüze doğru gelen çalışmalarda ise psikolojinin ve sporun öncülerinden etkilenilmiştir. İso-Ahola ve Hatfield, spor psikolojisinin bu süreçler içinde kendine özgü araştırma yöntemleri oluşturma çabası içine girdiğini bunun sonucu olarak iki başlık altında toplanabilecek araştırma yöntemleri saptadığını belirtmektedir. Bunlar; deneysel araştırmalar (laboratuvar deneyleri ve alan deneyleri) ile deneysel olmayan araştırmalar.

Spor psikolojisi bu yöntemler aracılığı ile üç uygulama alanı başlatmıştır. Bu alanlar, performansı arttırma, öğrenmeyi hızlandırma ve performansın önündeki psişik engelleri ortadan kaldırma uygulamalarıdır. Performansı arttırma uygulamaları, sporcu kişiliği ile ilgili olarak yapılan çalışmaları, güdüleme uygulamalarını, konsantrasyon ve dikkat çalışmalarını, özel müsabaka stratejilerini vb. kapsamaktadır. Öğrenmeyi hızlandırıcı spor psikolojisi uygulamaları ise özellikle zihinsel antrenmanlar aracılığı ile sporcuların beceri öğrenmelerini arttırıcı uygulamalar olarak ele alınmaktadır. Son uygulama alanında performansa engel olan psişik öğelerin ortadan kaldırılması uygulamaları bulunmaktadır. Bu başlık altında, müsabaka kaygısı, müsabaka stresi, gerginlik, heyecan, yoğun antrenman, tükenmişlik gibi durumlar ile başa çıkma ve otomatik canlılık düzeyinin ayarlanması çalışmaları yer almaktadır.

Uygulama alanları ve spor psikoloğunun üstlenmesi gereken rollere yukarıda değinildi. Bunların yerine getirilebilmesi için spor psikoloğunun eğitiminin ne olması gerektiği üzerinde de durulmalıdır.

Spor Psikoloğunun Eğitimi
Spor psikoloğu üç uygulama alanında üç farklı rolü yerine getirmeye çalışmaktadır. Bu rol ve uygulama içinde hem sporun hem de psikolojinin iyi bilinmesi gereği ortaya çıkmaktadır. USOK, Clarke ve Heyman spor psikoloğunun psikoloji eğitimi almış olmasının ve bunun bir zorunluk olarak düşünülmesinin gerektiğini, ama spor ve egzersiz alanından gelen uygulamacıların da isterlerse psikoloji ile ilgili bir eğitim alarak bunu yürütebileceklerini belirtmişlerdir. Fakat Anshel spor psikoloğunun kesinlikle klinik psikoloji eğitimli olması gerektiğini belirtmektedir. Anshel?e yanıt olarak Zaichkowsky ve Perna, spor psikolojisi için klinik eğitime gerek olmadığını spor bilimlerini biliyor ve insan davranışlarını anlayabiliyor olmanın yeterli olduğunu, bunun için de sonradan eğitimle psikolojinin kuram ve ilkelerinin öğrenilebileceğini belirtmişlerdir. Anshel bunu yeniden yanıtlayarak spor psikologlarının psikolojik danışmanlık görevi üstlendiklerini, uygulamacı olabilmek için bu alana ilişkin yeterince bilgi birikimine gerek olduğunu, psikolojide klinik uygulamaların ya da psikolojik danışmanlığın usta çırak ilişkisi yolu ile kazanıldığını bu nedenle de sadece psikolojinin kuram ve ilkelerini bilmenin bunu sağlayamayacağını belirtmiştir.

Klinik kökenli bir uygulamacı olan May, psikoloji kökenli olan uygulamacıların spor ve egzersiz bilimlerine ilişkin eğitim, spor ve egzersiz bilimlerinden gelenlerin klinik ve psikolojik danışmanlık eğitimi, psikiyatri kökenli olanların da spor ve egzersiz eğitimi almaları gerektiğini belirtmektedir. Bu yaklaşım biçiminde verilecek eğitim, lisans düzeyinde bir eğitimi değil, lisansüstü ve doktora eğitimini içermektedir. Bu çerçevede spor psikoloğunun eğitimi için A.A.A.S.P. - The Association for the Advancement of Applied Sport Psychology- şu öneride bulunmaktadır: Spor psikolojisi içinde klinik ya da psikolojik danışmanlık, sosyal psikoloji, psikofizyoloji, deneysel psikoloji, gelişim psikolojisi, kişilik psikolojisi, bilişsel psikoloji ve psikopataloji gibi psikoloji alanlarına gereksinim vardır. Spor ve egzersiz için de biyomekanik, antrenman, hareket bilimi, egzersiz fizyolojisi, spor tıbbı, spor pedagojisi, spor sosyolojisi, motor öğrenme ve motor gelişim alanlarının bilinmesine gereksinim vardır.

Spor psikolojisi bu şekli ile ele alındığında 1960-1970 yıllarının sosyal psikoloji alanını anımsatmaktadır. Bu alanda da toplum bilimciler ve psikologlar farklı tanımlar ortaya koymuşlardır. Sosyal psikolojide psikolojinin geleneksel yapısı açısından bakıldığında birey temel alınırken, toplumbilimsel köken ve toplumbilimsel gelenekler açısından grup ve toplumsal değişkenler vurgulanmaktadır. Son yıllarda bir uzlaşma olmuşsa da toplumdaki insanların doğası hakkında tamamen farklı sayıltıların ve derin ayrılıkların varlığını koruyacağı belirtilmektedir. Spor psikolojisi bu bağlamda daha genç bir alan olarak ele alınmalı ve şu anda yaşadığı çalkantılar doğal görülmelidir.

Spor psikolojisinde henüz kendine özgü kuramlar yaratılamamıştır. Kuramlarının önemli bir bölümü psikolojinin alt alanlarının geliştirdiği kuramların ödünç kullanımı olarak görülmektedir. Bu çerçevede spor psikolojisinin daha derinlemesine yapılan, kurama yönelik ve deneysel çalışmalara gereksinimi vardır.

Spor psikolojisindeki ilk araştırmalar 1897 yılında Norman Triplett tarafından yapılan çalışma ile başlamıştır. Bu çalışma aynı zamanda sosyal psikolojinin ilk deneysel çalışmaları arasında da kabul edilmektedir. Triplett bu çalışmada düşük performans gösteren bisikletçileri araştırmıştır. Diğer yarışmacıların varlığının, performansı kolaylaştırıcı ya da engelleyici etki yaptığını saptamıştır. Spor psikolojisinin asıl çalışmaları 1910-1925 yılları arasında Coleman Griffit tarafından yapılmıştır. İlk spor psikolojisi laboratuvarının kurulması ve ilk lisansüstü eğitim de bu dönemde başlamıştır. 1960?lı yıllara değin spor psikolojisi daha çok motor öğrenme, kişilik ve psikomotor yeteneğin doğası üzerinde yoğunlaşmıştır. 1965 yılında yapılan Uluslararası Spor Psikolojisi Kongresi ile tüm dünya ülkelerindeki birikimlerin tartışılmasına ve deneyim aktarımına olanak sağlanmıştır.

Şu andaki konumu ile spor psikolojisi farklı kökenlerden gelen bilim uygulamacılarının çalıştığı bir alan görünümü çizmektedir. Gerek ABD?de gerek Avrupa?da spor psikolojisine özgü kuruluşlar ve birlikler oluşmuş görünmektedir. Uluslararası Spor Psikologları Birliği (ISSP), Kuzey Amerika Spor Psikolojisi ve Fiziksel Etkinlikler Birliği (NASPSPA), Kanada Spor Psikolojisi ve Psikomotor Öğrenme Topluluğu (CSPLSP), Avrupa Spor Psikologları Federasyonu (FEPSAK) gibi spor psikolojisi toplulukları doğmuştur. Ama tüm ABD psikologlarını şemsiyesi altında toparlayan APA (American Psychological Association) 1986 yılında 47. bölümü olarak egzersiz ve spor psikolojisini kabul etmiştir (APA, 1996).

Ülkemizde henüz gerçek anlamda spor psikolojisi eğitimi veren bir birim bulunmamaktadır. Mantar hızı ile büyüyen beden eğitimi ve spor bölümleri bu alanda yetersiz kalmakta ve yanlış yönlendirilmektedir.

Dr. Ziya Koruç

62
FAYDALI BİLGİLER / DÜNYADA ve TÜRKİYEDE SPORDAKİ İLKLER
« : Ocak 04, 2009, 01:55:18 ÖÖ »
Eski çağlarda yapılan spor faaliyetlerinde Eski Yunan Sporu'nun ve Olimpiyatların büyük yeri vardır. Ama spor ile ilgili ilk modern anlamdaki organize spor müsabakalarının Sümer Uygarlığı sırasında ortaya çıktığı Hititler ve Eski Mısırlılar yolu ile Eski Yunan'a geçtiği bilinmektedir. Bu bizleri Milat'tan önce 3600-2000 yılları arasına kadar götürmektedir Sümerler'e ait 200 kil tablet altın ve gümüş eserler mezar taşları tapınak mimarisi ve Ilgamış Destanı'nın sistemli incelenmesi sonucunda modern anlamdaki sporun ilk defa Sümerler tarafından ortaya konulduğu saptanmıştır.

Hatta bazı Sümer tabletlerinde şair dönemin Sümer kralının ne büyük bir uzun mesafe koşucusu olduğunu şiirsel bir anlatımla aktarır. MÖ 3000 yılının sonunda III.Ur Hanedanlığı'nın kurucusu Ur-Namlu'nun oğlu Şulgi'nin ne büyük bir koşucu olduğu tabletlerde kendi ağızından anlatılır. Tabletteki dizelerde Şulgi Nippur'dan Ur'a yaklaşık 15 çift saatlik mesafeyi (yaklaşık 150 km) yalnızca bir çift saatte aldığını söylemektedir. Tablette şöyle der:
Adım uzak günlere erişsin ağızdan düşmesin diye Ünüm ülkenin her yanına yayılsın diye Bütün ülkelerde övüleyim diye Ben koşucu gücümü topladım yola koyuldum Nippur'dan Ur'a Yolu bir çift saatlik gibi aşmaya karar verdim Yorulmak bilmez bir aslan gibi şahlandım Eski Yunan'da spor konusundaki en eski yazılı kayıta Homer'in illia da isimli eserinin 23. bölümünde rastlanır.Burada Yunan kahramanı Patroclus anısına düzenlenen spor karşılaşmalarında Araba yarışları Güreş Boks Koşu Müsabakaları ve Cirit Atma vardır.Bu beş yarışmadan dördünü yüzyıllar önce Sümer'de yapıldığı buluntulara dayanarak söylenebilir Yunanistan'da spor oyunları Yunan Birliği'ni sağlayıcı nitelikleriyle ortaya çıkar. Bunlar Olimpia PythiaNemea ve İsthmia'dır. Bunların en eskisi olimpia'dır. Belge ve bulgulara dayanılarak ve yarışmalarda kazananların ilk defa kaydedildiği oyunlar esas alınarak olimpiyat oyunlarının Milattan Önce 776 yılında Olimpia'da yapıldığı tespit edilmiştir. Sporda ilk biçimsel örgütlenmeler öncelikle Antik olimpiyatlardan üç ay önce başlayıp olimpiyatlardan beş gün sonra sona eren silah bırakışlarını simgeleyen Olimpiyat barışı anlamına gelen Ekechreiria işlerini yürütmek amacıyla dört yılda bir seçimle oluşan geçici bir yönetsel yapıdır. Burada Delphi Kahini'nin önerileri ile Olimpiyat Oyunları'nın cereyan ettiği mukaddes ay süresince barışın devam etmesi kararlaştırılmıştır.Bir disk üzerine yazılan anlaşma metninde Olimpia kutsal bir bölgedir.Buraya silahlı olarak girmeye teşebbüs eden tanrıya karşı günahların en büyüğünü işlemekle damgalanacaktır.Böyle bir fena davranışın öcünü gücü yettiği halde almayan da Allahsız sayılacaktır yazılıdır Bunun ardından eskrim okulu ağırlıklı VIII.Henry'nin 1540'da kurduğu ?Savunma Ustaları Birliği? gelir. Ama federasyonlaşma bazında ilk adım Japonya İmparatoru Yoozei'nin 1603 yılında okullar arası yarışmaların organizasyonunu sağlamak amacıyla kurdurduğu yüzme federasyonudur. Ama uluslararası düzeydeki ilk çok ulus ve tek sporlu yönetsel yapı 1875 yılında IYRU(International Yatch Racing Union-Uluslararası Yat Yarış Birliği) adı ile kurulan Uluslararası Yelken Federasyonudur İlk çok uluslu ve çok sporlu örgüt ise 1894 yılında kurulan IOC(International Olympic Committe) Uluslararası Olimpiyat Komitesidir. Tüm bu ilklerle birlikte vurgulamak istediğim nokta ilk çok uluslu ve tek sporlu yönetsel yapı olan IYRU'nun(Uluslararası Yelken Federasyonu1875) Cemiyet-i Akvam'dan(Milletler Cemiyeti) ilk çok ulusluçok sporlu örgüt IOC'nin (Uluslararası Olimpiyat Komitesi.1894) Birleşmiş illetler'den yaklaşık yarım yüzyıl yaşlı olmasıdır.

Türkiye'deki İlkeler
Ülkemiz açısından da bazı ilklerden söz etmek istiyorum İlk Milli Olimpiyat Komitemiz 1908 yılının Temmuz ayının son haftasında kuruldu. Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nde Türkiye ilk kez 1909 yılında Berlin'de Selim Sırrı Tarcan tarafından temsil edildi. Türk Bayrağı ilk kez resmen 1912 yılında Stockholm Olimpiyat Oyunları'nda dalgalandı. Bu oyunlara katılmak için dönemin Osmanlı Milli Olimpiyat Cemiyeti Genel Sekreteri ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin Türkiye temsilcisi Selim Sırrı Tarcan gazetelere sporcuları oyunlara çağıran ilanlar verir. Bu ilanlara sadece iki Ermeni genci ilgi gösterir. Vahram Papazyan ve Mıgır Mıgıryan adlarındaki bu gençler kendi olanakları ile İsveç'e gidip ülkemizi temsil ederler İlk yabancı antrenörlerimizin öyküsü ise şöyle. Cumhuriyet sonrası Atatürk spora büyük önem verdi Ve 1 yaşındaki cumhuriyetin ilk katılacağı olimpiyatlar olan 1924 Paris Olimpiyatları'na en iyi şekilde hazırlanılmasını istedi. Ve ülkemize ilk yabancı antrenörler olarak futbol takımımızın başına İskoçyalı Billy Hunter güreşçilerimizin başına Macar Raol Peter ve de de atletlerimizin başına Alman Abrahams getirildiler 1936 Berlin Olimpiyatları' nda ise ilk kez bayrağımız şeref kürsüsüne çekilir Serbest güreşte ilk şeref kürsüsüne 78 kiloda Mersinli Ahmet Kireççi çıkar İlk kez İstiklal Marşımız çalınır ve ilk altın madalyamızı alırız. İlk altın madalyamızı ise 61 kiloda Yaşar Erkan alır. 1936'da ayrıca ilk bayan sporcularımız da bu oyunlara katılır 1992 Barselona Olimpiyatları sonrası yapılan IX.Paralimpik Oyunlara ise Türkiye ilk kez 1 sporcu ve 2 idareci ile katıldı.

Eski Türkler de Spor
Milattan Önce 3000 yıllarında Orta Asya'da Türkler'in yaşamında atın büyük önemi olduğunu görmekteyiz. Çocukların çok küçük yaşta at eğitimine başladığı o dönemin belgelerinde rastlanmaktadır. Bu uğraşta kadınların da yeri vardı Türkler'in binicilikteki ustalıklarına atla oynanan ve sportif değer taşıyan türlü oyun ve yarışlarla ulaştılar Günümüzde de Orta Asya ve Anadolu'nun bazı yörelerinde oynanan kaçma-kovalama nitelikli Gök-Börü Kız-Börü ve Beyge oyunlarıyla bir çeşit atlı hokey oyunu olan Çögen ve de savaş oyunu olan attaki cirit atma oyunlarında astlamaktayız Gök-Börü oyunu değişen lehçelerce Kökperi Kopkeri gibi isimler de almıştır Bu oyunda asıl olan kesilmiş ve içi temizlenmiş bir oğlak veya hayvanı eğeri ile bacakları arasına sıkıştıran ve dört nala koşan bir atlının kendini kovalayan atlılara sınırlanmış bir alan veya alanda bir turu tamamlayarak puan alması biçimindeydi Oyun tek kişiler veya gruplar arasında da oynanırdı. Özbek Türeleri'nde bu oyunu üzerinde sular hendekler ve yükseklikler bulunan bir arazide oynadığını görüyoruz Evlilik törenlerinde kesilmiş hayvan kız tarafından kaçırılır ve damat tarafı gelini kovalardı. O zaman bu oyun Kız-Börü adını alırdı. Atlı oyunların bir başka şekli de düğün törenlerinde kız ve erkeğin bir mesafe içinde karşılıklı olarak Beyge (Babiga) oyunuydu. Amaç hedefe önce varmaktı. Çöğen de eski Türkler arasında yaygın bir oyundu. Bu oyun bugün adına Tibet dilinde top anlamına gelen Pulu'dan alınarak Polo denilen atlı hokey oyununun ilk şeklidir.İlk defa Türkler tarafından oynandığı söylenen bu oyun İranlılarca Çevkan Bizanslılarca da Çukanyan adı ile oynanmıştır. Bugün Anadolu'nun birçok yerinde oynanan atlı cirit oyunu eski Türkler'in çok sevdiği bir binicilik oyunuydu.Cesaret algılama sürati refleks denge gibi emosyonel ve motorik özellikleri bünyesinde barındıran bu oyun iyi bir binicilik ve ata hakim olmayı gerektirirdi Eski Yunan yazar ve komutanlarından Xenophon MÖ 360 yılında Binicilik Sanatı adlı eserinde Türkler'in cirit oyununa benzeyen bir mızraklı süvari oyununu halkına öğütler Eski Romalılar'ın yüzyıllar boyunca oynadıkları Troia oyununun da aslı cirit oyununa benzemektedir Türkler boyu 1.5 metre uzunluğundaki ucu sivri taze servi ağacından yapılmış mızraklarla hedef tahtasını delmeyi veya sivri değnekleri toprağa saplama alıştırmaları yaparlardı Ayrıca çeşitli sosyal etkinliklerle ilgili olarak (ölüm doğum düğün sosyal yardım v.b.) bozkır atları ile 10- 14 kilometre hatta 100 kilometrelik arazi koşuları yapılırdı Ayrıca eski Türkler de birçok sosyal etkinlikte yine ok atma veya ok üzerine içilen antlar gözlenmektedir. Okla uzağa atma veya hedefe atma oyunları vardı. Ayrıca at üzerinde de ok atma oyunları vardı.Bu konudaki en eski belgeler MÖ 1000 yılda Tibet bölgesinde bulunan kayalara işlenmiş fresklerdi Yarış amacıyla atılan okların ilki cepheden ikincisi yandan ve üçüncüsü de hedefi geçtikten sonra geriye dönülerek atılırdı. Günümüzde Japonya'da bazı dinsel törenlerde benzeri yarışmalar yapılmaktadır Ayrıca Türkler'in geliştirdikleri eğri ve tek yüzlü kılıçlarla oynanan çeşitli dans ve oyunlar vardı. Bugün Türkmenistan'da çeşitli kabilelerde bu dans ve oyunlar devam etmektedir Tüm bunların dışında Asya'da en çok sevilen spor dallarından biri de güreşti. Çeşitli bayramlarda ve özel günlerde güreş ile ilgili şenlikler düzenlenirdi. Yapılan kazılarda çeşitli süs eşyalarının üzerine işlenmiş güreş figürlerine rastlanmaktadır.Günümüzde yağlı güreşçilerin giydiği kısbeti İskit Türkleri'ne ait bir kemik avadanlığın üzerine işlenen güreşçi figüründe görmek mümkündür MÖ 100 yıldaki eski Çin kaynaklarına göre Amur Bölgesi'nde oturan Türk kabilesinin yaşantısı hakkında bilgi verilirken halkın ayaklarına 15 cm genişliğinde ve 160 cm uzunluğunda tahtalar takarak kar ve buzda ev hayvanlarını kolaylıkla avladıklarından söz edilmektedir Bu da kayak sporunun tarihteki ilk örneklerinden biridir Tarihçi Prof. W. Eberhard yine bu kaynaklara dayanarak eski Türkler'de kayak ve kayakçılığını mevcut olduğundan söz eder Yine MÖ 500 yıllarında Çin halkının ayaklarında kayakla gördükleri Türkler için tahta bacaklı at ayaklı benekli ala at gibi tanımlar kullandığı saptanmıştır.

İsviçreli Prof. Hess kayak tarihini incelerken ?Bütün kış karla örtülü olan Sibirya'nın kayakçılığın asıl vatanı olması tabii olduğu gibi tarihi deliller de Sibirya'nın en kuzey noktalarında yaşayan Türk ve Moğol kavimlerine? kayağın buluşunun ait olduğunu söylemektedir. Eski Türkler'in dinsel geleneklerine göre, yaptıkları çeşitli sporitf etkinlere Kırgızlar'ın çocukların doğumunda kadınların da katıldığı 265 km'lik bir mesafe üzerinden geleneksel koşu yaptıkları Tunguzlar'ın düğün törenlerinde 107 kilometrelik yaya koşular
düzenlediği hız alarak çift ve tek ayakla uzun atladıklarını da ilave edebiliriz Yine Orta Asya'da futbola benzeyen tepük adıyla oynanan bir oyundan Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lügat-ül Türk adlı eserinde söz etmektedir Osmanlılar'a gelindiği ise güreşten at binmeye ok atmadan çevgen'e kadar çeşitli sportif etkinlikleri görüyoruz.

Spor Ve Spor Kültürüne Genel Bakış
Günlük yaşantımızda sıkça duyduğumuz bir kelime de spordur. Spor haberleri spor sayfaları spor saati sporlar sporcular ve spor ile birlikte anılan daha birçok tanım ve de kavram.Sporun tanımına ve önemine geçmeden önce uygarlık tarihinde sporun yerini değerlendirmeliyiz.Canlılığın temel belirtisi bilindiği gibi hareket olmuştur.Ve yine bilinir ki insan vücudunun eğitiminin önemli bir parçası hareketle sağlanır.İşte bu temel mantıkla hareketin temeli beden eğitimi tarihini oluşturmaktadır. Bu nedenlerden ötürü yani hareketin insan yaşamı ile bu sıkı ilişkisinden ötürü beden eğitimi ve sporu değerlendirirken ilk insanlardan başlamak doğru bir yaklaşımdır. Evrimleşme sürecinin ardından insanlık tarihinin başlangıcı ile birlikte spor değişik formlarıyla insanın yaşantısına girmiştir. Veya bu değerlendirmeyi o dönemdeki yaşam formunun bazı şekilleri daha sonradan spor olgusunun doğuşuna neden olmuştur diye de yorumlayabiliriz. O ilk çağlarda insanoğlu dönemin vahşi hayvanlarından korunabilmek için saklanmak kaçmak ve KOŞMAK zorundaydı.Dolayısıyla tarihin ilk koşuları insanoğlunun yaşamını kotarmak için gerçekleştirdiği vahşi hayvanlardan kaçış olarak nitelendirilebilir.

Yine o dönemlerde insanoğlu yaşamını devam ettirebilmek için beslenmek zorundaydı ve gerek taşlar gerek mızraklar gerekse oklarla vahşi hayvanları öldürmek zorunda kaldı. Bunlar da kuşkusuz tarihin ilk Gülle Atma Cirit Atma Ve Ok Atma etkinleriydi.

Dönemin gereği insanoğlu eşini seçmek veya eşini korumak için diğer insanlarla dövüşmek zorunda kaldı.Bunlar da tarihin ilk GÜREŞ ve BOKS etkinleri adı ile adlandırabiliriz Daha sonraki dönemlerde uygarlığın gelişiminin ardından insanoğlunda boş zamanları değerlendirme kavramı yani rekreasyon adını verdiğimiz kavram ortaya çıktı.O kavramın ortaya çıkışı ile birlikte boş zamanı olan kesim doğal olarak geçinmek için çalışmak zorunda olmayan veya ekonomik durumu çok iyi olan kesimde spor yaşantılarının bir parçası olarak rol almaya başladı. Kimisinde avlanma kimisinde evcilleştirilen hayvanlar atlarla yarışma ve daha değişik şekiller.

Özellikle ülkemiz gibi az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde spor önemli bir dinamiği oluşturur Ülkemiz insanının spor ile olan ilişkisi genelde izleyici taraftar boyutundadır.Sporun insan sağlığı ve insan gelişimi için ne oranda önemli olduğunun bilincine ülkemizde varılmamıştır Her şeyin ötesinde bir çocuğun fiziksel ve mental (zihinsel) gelişim sürecinde spor çok önemli bir etki yapmaktadır Spor onun sağlığına ve gelişimine koyacağı önemli katkıların dışında onun kişiliğinin oluşumunda paylaşma ekip çalışması gibi günümüz
dünyasında çok önemli olan kavramlarla tanışmasına ve onları benimsemesine yol açar. Burada sizlere öncelikle spor olgusunun tanımından yola çıkarak spor kültürünün ne olduğunu antik olimpiyatları modern olimpiyatları sporun toplumsal boyutlarını insan sağlığı üzerine olan olumlu ve olumsuz etkilerini engelliler için geliştirilen sporlardan söz edeceğiz Spor çok önemli bir olgudur Ama ülkemiz realitesinde bu önemli olgu çok basite alınmaktadır. Bugün
bu ülkedeki en büyük futbol takımlarında hangi oyuncunun oynatılması gerektiği hangi sistemle oynanması gerektiğini bir mesleği ve işi olmayan kahve köşelerinde zaman harcayan çok sayıdaki insanımız o takımın teknik direktöründen daha iyi bildiğine inanmaktadır.Bu da spor gibi Bilimin tüm alanları ile içli dışlı olmuş bir bilim dalının küçümsenmesine neden olmaktadır.Bugün gelişmiş ülkelerin özel üniversitelerinde eğer paranız yok ise sadece sanat ve spor bursları ile eğitim alabilirsiniz Sizlere çok basit bir örnek vermek istiyorum Belirli bir zeka düzeyindeki insanların nerede ise tümü belirli bir eğitimden sonra en saygın mesleklerin sahibi olabilirler Ama belirli bir fiziksel yapıya sahip insanların tümünün içinden belirli bir eğitimden sonra sporcu veya sanatçı olma olasılığı çok ama çok düşüktür. Çünkü sporcu ve sanatçı olabilmek için devreye herkesin sahip olduğu fiziksel ve zihinsel özelliklerin dışında yetenek adını verdiğimiz ve çok az sayıda insanın sahip olduğu özellikler gerekmektedir. Bu nedenlerledir ki sanatçılar ve sporcular özel insanlardır. Ve unutulmaması gereken ülkelerin gelişmişliklerinde bilim adamları sayısı kadar sanatçı ve sporcu sayıları da önemli yer tutar. Spor kavramı karşımıza çeşitli tanımlarla gelmektedir. Bu tanımlara şu şekilde sıralayabiliriz: Bedenin dayanıklılığını güçlülüğünü artırmayı amaç alan ve genellikle oyun yarışma anlayışıyla yapılan bedensel etkinliklerdir

Bireysel ya da toplu oyunlar biçiminde bazı kurallara göre gerçekleştirilen ve genellikle yarışmalara konu olan beden hareketleri bütünü.? Ferdi ve kollektif oyunlar şeklinde yapılan genellikle yarışmaya yol açan bazı kesin kurallara göre uygulanan ve ani bir yarar beklemeyen beden hareketlerinin tümü.Spor yapan(sporcu) açısından kazanmaya dönük teknik ve fizik bir çaba; izleyen açısından yarışmaya dayalı estetik bir süreç; toplum genelince oluşturulan bütün içinde de yerine göre o toplumun çelişki ve özelliklerini olduğu gibi yansıtan bir ayna yerine göre onu yönlendirebilen etkili bir amaç ama son tahlilde önemli bir toplumsal kurumdur Bu ansiklopedik tanımların dışında tarih boyunca beden eğitimi ve spor konusu filozoflarında ilgi alanı içersinde olmuştur.

Özellikle Antik Çağ' daki spor konusunda Grek kökenli filozoflar Grek felsefesinin olgunluk döneminde beden eğitimi ve spor ile ilgili olarak şunları Söylemişlerdir
Arist Oteles'e göre Jimnastik şudur ?Hangi hareketlerin vücuda yararlı olduğunu doğanın insan vücuduna ölçülü olarak bağışladığı niteliklere göre bunların hangilerinin iyi ve uygun düşeceğini araştıran bir bilimdir Platon ise jimnastik için şöyle demektedir Her canlı varlık içgüdüsü ile daima sıçramak zıplamak ister. Bunun kendine göre bir ritmi vardır. Bundan da dans ve müzik doğar. Genç yaratıklar vücutları ve sesleriyle uslu durmazlar. Düzensiz bir şekilde sıçrayıp gürültü ederler. Fakat insanlar adına ritim denilen ve sesteki alçak ve yüksek perdelerin uyuşumu bir ahenge sahiptir. Sokrates ise jimnastik için şöyle der Vücuda güzellik ve güç kazandırmak üzere yerine getirilmesi gereken Ahlaki bir ödevdir. Bunun sorgulanması büyük ayıptır. Evet bu filozoflardan önce yedi bilgeden biri olan yasa koyucu Solon beden eğitimine verdiği önemi ve değeri şu sözleri ile ifade etmektedir. Beden alıştırmalarını gençliğe sadece yarışmaların hatırı için tavsiye etmiyoruz. Onları sadece yarışmalara katılsınlar diye bu işlere zorlamıyoruz. Gençler bu çalışmaların sonunda kendileri ve vatanları için büyük değer taşıyan erdemler kazanıyorlar Yaptıkları iş bütün iyi vatandaşların uğrunda uğraştıkları bir ortak dava ile ilgilidir.Gençler görünüşte çamdan meşeden zeytinden veya defne dalından yapılan fakat anlamında insanların bütün mutluluğunu taşıyan çelenkler uğruna yarışıyorlar Ben bu ferdin ve toplumun ortak özgürlüğünü refahını güvenini şan ve şerefini bir kelime ile tanrılardan dileyebileceğimiz en güzel şeyleri kastediyorum. İşte bütün bu güzel şeyler uğrunda mücadele edilen çelenklerin örgülerinde saklıdır Büyük yarışma bayramları bunlara ulaşmaya olanak sağlar

Jimnastik alıştırmaları ve yarışmalar vatandaşları bu amaca götürmek için düşünülmüştür. Onların ödülleri de aynı düşüncenin ürünüdür. Yarışmalar büyük ve ortak toplum davalarımızın uğraşlarımızın küçük bir örneği çelenkler de uğrunda mücadele edilen büyük manevi değerlerin birer sembolleridir Evet Antik çağ filozoflarının beden eğitimi ve spor konusundaki yaklaşımları böyleydi Bilindiği gibi spor günümüzde müzik ile birlikte tüm dünyada konuşulabilen evrensel bir dil niteliğini taşır. Spor dinleri dilleri ırkları eğitim düzeyleri sosyal konumları ne olursa olsun aynı kurallar içersinde insanların bir araya gelip bireysel veya takım olarak yarışabildiği bir ortam yaratır Spor gerek yarışma bazında gerek rekreasyon bazında gerek sağlık bazında gerek izleyici bazında dünya kültürünün bir parçasıdır Spor bugün iletişim araçlarının yaygınlaşmasının da ciddi oranda etkisiyle birçok kişi tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak ilgi görmektedir Spor büyük bir toplumsal dinamiktir.Çünkü spor giderek daha çok kişi tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak ilgi görmeye başlamış daha organize hale gelmiş ve uluslar arası bir saygınlık prestij gösterisi konumunu alarak ulusları sevince ya da yasa sürüklemeye başlamıştır.Spor günümüzde insanın toplumsal yaşamına derinlemesine girmiş ve toplumsal yapıya göre biçimlenmiş bir olgudur.

Sporun Toplumsal Boyutu

1-Toplum Ve Toplum Bilimi
İnsanlar yaşamlarını toplumsal ilişkiler sistemleri içerisinde sürdüren toplumsal varlıklardır. İnsanı bu açıdan ele alarak toplum içinde yer alan sosyal gurupları sosyal sınıfları ekonomik siyasal sosyal dinsel ve hukuksal kurumları nüfusu örf adet değer norm ile inançları ve bunlar arasındaki ilişkileri değişmeleri inceleyen bilim dalına ya sosyoloji yada toplumbilimi denir. İnsanlar toplumu ve ona ait süreçleri toplum bilimi aracılığıyla anlayarak çözümleyebilir ve kontrol etmeye çalışır.

Toplum belirli bir bölgede yaşayan insanlardan oluşmuş ve üyelerinin ortak bir yaşayış tarzını bölüştükleri en büyük bir insan grubudur . İnsanın en ilkel toplumlardan en çağdaş toplumlara kadar sosyal bir varlık olarak yaşamakta olması toplum bilimin doğuşuna olanak hazırlamıştır. Bu nedenle sosyolojinin insan ilişkilerinin ortaya çıkışı ile başladığı düşünebilir. Ancak sosyoloji terimi ilk kez Fransız Auguste Comte tarafından kullanılmıştır.

Toplum sürekli bir olgudur. Bireyler zaman içinde toplumu terk etseler bile toplum yine de belirgin özellikleriyle kendini devam ettirir ve sahip olduğu özellikleri sosyalleşme yoluyla yeni bireylere aktarır. Bu nedenle sosyolojinin başlangıç noktası sosyal ilişki yani başkalarıyla insani ilişkiler içinde bulunan bireydir.

Sosyal' terimi Latince socius sözcüğünden türetilmiştir. Socius'un anlamı birliktelik birlikte oluştur. Socius olmak gizilgücü kişide doğuştan vardır. Bu gizilgüç sosyalite olarak da adlandırılır. Kişi sadece başkalarıyla ilişki kurma eğilimine sahip olduğu için da sosyaldir. Bu nedenle sosyal bilim kişileri sadece bu görünümleri içinde inceler. Bu nedenle sosyologlar kişileri sosyal davranışları yönünden aynı olarak ele alır. Kuşkusuz her kişi fizik birim olarak farklıdır. Bu farklılıklar fizyolog biyolog patolog psikolog psikiyatrisi vb. bilim adamlarınca ele alınıp çözümlenmeye çalışılır. Sosyolog ise insanı sosyal kişi olarak hepsini birlikte olma başkalarıyla ilişki kurma özelliğine sahip kişiler olarak değerlendirir İnsanlar en eski çağlardan beri dikkatlerini toplum sorunları üzerine çevirmişlerdir. Ama bu gerçeği bilim düşünüşüyle incelemek fikri Rönesans'tan sonra doğmuş ağır ağır gelişmiş ancak 19'uncu yüzyılın ilk yarısında A. Comte'la Le Play'ın elinde gerçekleşmeye yüz tutmuştur. Bu dönem dünya çapında sonuçlara yol açan sanayi devrimi nedeniyle sosyal ve ekonomik sorunların değişikler gösterdiği bir sürece denk gelmektedir. Böylece sosyoloji felsefe özellikle tarih felsefesinden ayrılarak başlı başına bir bilim dalı olarak kabul görmüştür Sosyolojinin bu kadar geç ortaya çıkışının nedeni sosyal olay ve olguların doğa olay ve olgularından çok farklı olarak kabul edilmesi kendilerine özgü niteliklerinin varlığının ve bilimsel incelemelerinin yapılamayacağının savunulmasıdır. Bazen de sosyal olayların doğaüstü olduğu ileri sürülmüştür. Bu nedenle sosyoloji uzun yıllar filozofların ahlakçıların ilahiyatçıların ötesine geçememiştir. Bu bağlamda sosyolojinin doğuşunu hazırlayan filozoflar arasında Platon Aristoteles Saint Augustinus'u ayabiliriz.

Bu doğuşun müjdecisi ise Mukaddime adlı ünlü yapıtıyla İbn-i Haldun olmuştur İbn-i Haldun'a göre insanın sosyal yaşamının hal ve tabiatının incelenmesi kendi başına ayrı bir bilimdir İnsanlığın toplumsal evriminde aşamalar vardır ve değişik toplumlar arasındaki farklar coğrafi çevrenin iklim koşullarının üretim koşularının farklı oluşundan kaynaklanmaktadır. Machiavelli Calvin Bodin Habbes Locke Spinoza ise toplumu dinsel siyasal ve ekonomik açılardan ele alarak sosyolojinin sosyal felsefe içinde gelişerek sonradan bağımsız bir bilim haline gelmesine katkıda bulunan diğer düşünülürlerden bazılarıdır Sosyoloji terimi ilk kez 1838'de Comte'un Pozitif Felsefe Derslerinin IV. cildinde en gelişmiş Pozitif bilim olarak tanımlanmıştır. Rousseau Montesquiev Saint-Simon A. Comte Le Play ve Karl Marx bağımsız bir bilim olarak sosyolojinin öncüleri olmuşlardır. Bunlardan sonra sosyolojiye en büyük katkıyı yapan sosyologlar Emile Durkheim Max Weber Vilfredo ve Pareto olmuştur. Sosyolojinin yaygınlaşmasında etkin rol oynayan sosyologlardan bazıları ise William G. Sumner George Simmel Ferdinand Tönnies'dir.

20. yüzyılda yaşanan ekonomik kültürel ve teknolojik gelişmeler toplum hayatında da yeni gelişmelere ve sosyal değişimlere yol açmıştır. Bu değişmeler sosyolojinin de bir takım dallara ayrılmasına neden olmuştur Hukuk sosyolojisi Eğitim Sosyolojisi Sanayi Sosyolojisi Din Sosyolojisi Spor Sosyolojisi Aile Sosyolojisi vb. Toplumsal değişiklikler toplumsal sorunların farklılaşmasını ve karmaşıklaşmasını beraberinde getirdiğinden özel olarak ele alınıp incelenme zorunluluğu doğmuştur. Ve yeni sosyoloji dalları uygulamalı çalışmalar ve araştırmalar ile toplumsal yaşamın farklı boyutlarını incelemeye yönelmiştir

Sosyoloji dinamik bir bilimdir dünü ve bugünü yakalar. Yaşanan çağa ışık tutar sosyal olayların ve olguların sonunun gelmediği hesaba katılırsa sosyoloji de canlı bir sosyoloji olarak devam eder. Sosyoloji meselelere sistemli bir yaklaşımdır. Yere zamana ve toplum yapılarına göre olan sebep-sonuç ilişkilerinin değerlendirilmesidir. Bu değerlendirmeleri yaparken sosyoloji felsefe Coğrafya psikoloji etik hukuk ekonomi siyaset spor işletme eğitim vb. bilim dallarından yararlanır Herkes her zaman toplumda yaşamak başkalarıyla ilişki kurmak ve sosyal roller icra etmek zorunda olduğu için sosyolojik bilgi her kariyer ve meslek için yararlıdır. Öğrenciler de toplumun birer üyesi olarak öğrenimlerini tamamladıktan sonra değişik statü ve rollerde toplumsal yaşamlarını sürdürecekler. Okul yıllarından sonra başarılı ve etkili olmaya çalışırken toplumsal bilgiler onlara yol gösterir. Özellikle öğretmenlik hukuk siyaset gazetecilik pazarlamacılık gibi direk olarak insanlarla ilgili mesleklerde çalışacak olanlar için toplumsal bilgiler mutlu ve başarılı olabilmelerinin önkoşulu olarak kabul edilebilir

63
FAYDALI BİLGİLER / SPORDA YETENEK SEÇİMİ VE ÖNEMİ
« : Ocak 04, 2009, 01:54:37 ÖÖ »
Sportif bağlamda yetenek kavramı, belli bir alanda normalin üstünde ancak henüz tam gelişmemiş özelliklere sahip kişiye denir. Özellikle Batı Dünyası ve Doğu Avrupa Ülkesi yetenekli sporcuları seçmek için özel yöntemler geliştirme arayışına girmiştir.

SPORDA ULUSLAR ARASI BAŞARI
? Kendini Tanıtma
? Prestij Kazanma
? Politik Gelişim
? Ekonomik Gelişim

ULUSLARARASI BAŞARI İÇİN EN BÜYÜK ETKEN
Hirata; 1976 Olimpiyatlarında madalya sahibi sporcuların %80?inin yetenek seçimi programlarıyla hazırlandığı saptanmıştır ve araştırmaya takiben ?En yetenekli gençlerini bulup sporda yönlendiremeyen ülkeler, uluslar arası başarıdan her zaman yoksun olacaklardır? demiştir.
? Alt yapı-Tesis
? Uygun yaşta yetenek seçimi
? Titiz ve sistemli eğitim, çalışma
? Çalıştırıcı
? Teknoloji
? Yönlendirme

ZACKİORSKİJ YAPTIĞI ARAŞTIRMADA AŞAĞIDAKİ SONUÇLARA ULAŞMIŞTIR.
? Mükemmel sporcuların yaklaşık %50?sinin çocuklarının da üstün sportif yeteneklere sahip olduklarını farklı sporda olabilir.
? Yalnızca motorik özelliklerin (örneğin; sürat) kalıtım yolu ile geçtiğini,
? Tek yumurta ikizleri, bir çok alanda çift yumurta ikizlerinden daha büyük bir uyum gösterdiğini
? Başarı gelişiminin üst sınırlarının yine kalıtımla belirlendiğini saptamışlardır.
? Bu araştırma kalıtımsal faktörlerin bir sportif yeteneğin gelişmesindeki önemini ortaya koymaktadır. Ancak bu etkinin sınırlı olduğunu vurgulamak gerekir.

ÜLKEMİZDE SPOR POLİTİKALARI
? DAHA AZ SAYIDA ve ÜLKE İNSANINA UYAN SPOR DALLARINA YATIRIM.
? ÜLKEMİZİN DEĞİŞİK YÖRELERİNDEKİ İNSANLARIN, HANGİ SPORLARA YATKIN OLDUKLARINI BELİRLEME VE BUNA GÖRE YATIRIM YAPMA
? SPOR LİSELERİ
? DEĞİŞİK FEDERASYONLARIN OKUL ÇALIŞMALARI
? YENİ POLİTİKA ÇALIŞMALARI
? SEÇİCİLER
? UYGUN ÇALIŞTIRICILARI +SİSTEMİ
? ALT YAPI TESİS+TEKNOLOJİ
? TİTİZ VE SİSTEMLİ ÇALIŞMA

DÜNYADA UYGULANAN MODELLER
? ÜLKELERİN YÖNETİM TARZLARIYLA MODELLERİ ARASINDA MANTIKLI İLİŞKİLER OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.

? Sporda ileri gitmiş Avrupa ülkelerinde modeller ayrıntılı ve pedagojik kurallara uygun yönetilir. Seçimler laboratuvar koşullarında gerçekleştirilir.
? ABD gibi bazı ülkelerde; doğal seçim yöntemleri ile ve isteğe bağlı bir uygulama görülmektedir.
? Spor biliminde ve pratiğindeki tartışılmaz yerine rağmen ABD?de yetenek seçimi bilinmeyen bir bilim dalıdır.
? Sporda üst düzeyde başarı elde etmeksizin yatılı spor okulları; geliştirilmiştir. Eski Doğu bloku (Bul, Pol. Rom. Rus.) ülkelerinde ve birçok Batı Avrupa Ülkelerinde bu uygulama görülmektedir.(Alman, Farns.İng. İta, Avus, İsveç)

ALMANYA MODELİ
1978-79 yılında Kaiserslautern?de Heinrich Heine devlet Lisesi ?Yetenek Geliştirme Sınıfları? projesinde, elit sporcu yetiştirme ile görevlendirilmiştir
? Amacı öğretimle birlikte, sosyal ve spor gelişimi dengeli şekilde götürmek
? Derslerde başarısızlık söz konusu olduğunda özel destek öğretim programları düzenlenmektedir.
? Antrenmanlar, lisenin ve çevresindeki okulların tesislerinde yapılmaktadır.
? Okulun öğrencileri, yörenin seçilen öğrencileri olmakla birlikte bir kısmı da dışarıdan seçilmiştir.
? Evi okula yakın olan öğrenciler yarı yatılıdırlar.
? Bilimsel danışmanlıklar ve ölçümler Üniversitelerin bünyesindeki spor enstitüleri tarafından yönetilmektedir.

Bu Enstitülerde;
? Kondisyonel özelliklerin diagnozu
? Koordinatif becerilerin diagnozu
? Müsabaka davranışlarının değerlendirilmesi
? Profillerin ve normların oluşturulması
? Tıbbi ölçümler
? Sosyolojik yönden incelenmesi ve gerekli önlemlerin alınması

YETENEK SEÇİMİ ve ÇALIŞMALARININ SPORSAL YARARLARI
? Kişilerin daha kısa zamanda istenilen yüksek performansa ulaşmasını sağlar.
? Üstün yetenekli sporcularla çalışan antrenörün çalışma etkinliği artar.
? Yüksek performansa erişmek isteyen sporcuların sayısını ve rekabetini artırır. Daha güçlü kadrolar oluşturulur.
? Sporcunun kendine güveni artar. Çünkü bilimsel seçim süreciyle yetişmemiş sporculardan daha iyi olduğunu görür. Sporcuların çalışmalardaki istenmedik sapmalar zamanında belirlenip, gerekli önlemler alınır. Bu ilgi sporcuları motive eder.

YETENEKLİ SPORCU ÖZELLİKLERİ
? Antrenmanda daha başarılıdır.
? Aynı kapsam ve büyüklükteki antrenman uyaranlarında büyük başarı elde eder.
? Antrenmanda verilen yeni uyaranlara daha çabuk uyum sağlar.
? Daha çabuk öğrenir.
? Daha önce edindiği deneyimleri yaratıcı bir şeklide başarısını arttırmak için kullanır.
? Kendine verilen zor görevleri bile başarıyla yerine getirir ve sorunları yaratıcı ve orijinal bir biçimde çözer.
? Performansının gittikçe yükselmesi onun tipik özelliğidir.
? Yetenekli bir sporcu, kendini tam anlamıyla spora adar, çalışkan ve hırslıdır, sistematik şekilde çalışır.
? Gerginlikte (stres altında) bile gerçekçi, doğru değerlendirme yapabilir.
? Riski göze alabilir.
? Başarısızlıklar karşısında gücünü kaybetmez, bunu bir motivasyon gerekçesi yapabilir.

Yetenek Seçiminde Başlıca İki Yöntem Uygulanır

Doğal Seçim
? Bu seçimde kişi ya tesadüfen seçtiği spor dalına katılır, ya da başka bir spor dalında başarılı olamayacağını anlayarak dal değiştirmesi şeklinde antrenörün ya da öğretmenin karşısına gelir. Böyle bir seçimde performans gelişimi yavaş olur, çünkü büyük bir olasılıkla ideal spor dalı seçilememiştir.

Bilimsel Seçim
? Spor bilim adamlarının yardımıyla yapılan bilimsel testlerle yetenekli kişilerin kendilerine en uygun spor dalına yöneltilmesini sağlar. Her spor dalının kendine has özelliği vardır. Halterde ağırlık merkezi ve kuvvet, Mücadele sporları, Basketbol, Voleybol da boy, kol uzunluğu, motorik özellikler, birliktelik. Ritmik Jimnastikte denge ve ritim gibi özellikler öne çıkar.

Yeteneğin belirlenmesinde etkili olan faktörler şunlardır;
? Sağlık durumu, Antropometrik özellikler,( Boy kol uzunluğu ve genişlik ölçümleri,vücut ağırlığı,y ağ oranı,ağırlık merkezi )
? Kondisyonel motorik özellikler (Kuvvet, dayanıklılık, sürat, hareketlilik,esneklik, beceriklilik gibi)
? Öğrenme yeteneği(Verilen uyarıları kavrayış,gözlem,analiz,çözümleme yeteneği)
? Psikolojik önkoşul( Verimliliğe hazır olma durumu, istekli olma,zora dayanabilme ve hoş görülü olma)
? Bilişsel özellikler ya da yetenekler(Oyun zekası, yaratıcılık, konsantrasyon)
? Duygusal ,coşkusal özellikler (tahammül,yarışma ve mücadeleye istekli olma)
? Sosyal faktörler (işbirliği, takım ruhu,görev üstlenme bilinci)
* Sporcuların özel biyolojik profilleri kadar psikolojik özellikleri de önemlidir. Bu nedenle objektif ölçütler kullanılır.
? Bir yeteneğin bu özellikleri, spor dalına göre farklılıklar göstermektedir. Örneğin, bir oyuncuda öne çıkan özellikler, bir uzun mesafe koşucusununkilerden farklıdır.
? Spor biliminde yetenek konusunda yapılan çalışmaları üç başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;
1 . Yeteneğin seçimi( aranması)
2. Yeteneğin yönlendirilmesi
3. Yeteneğin eğitimi.

YETENEK SEÇİMİNİN AŞAMALARI
Etkili bir yetenek seçimi üç aşamada gerçekleştirilebilir. Bunlardan ilkini ?ön seçim? olarak kabul edebiliriz. Ön seçimde ekonomik bir uygulama yöntemi kullanarak mümkün oldukça çok sayıda çocuk ve genç bu süreçten bir çok kez geçirilmeli.
Antrenmansız çocuklarda yapılacak seçimlerde kural olarak, spor türüne özgü verimliliği belirleyecek parametrelerden çok, çocuğun genel sportif verimini belirleyecek özelliklerin ölçümüne yönelmek gerekir. Yetenek seçiminde unutulmaması gereken ilke, ölçümlerin bir kere değil, bir çok kez yapılmasından sonra sonuçlandırılması ve karara bağlanmasıdır.
Aşağıdaki tabloda ön seçim-ara seçim-son seçim içeriklerine örnek olarak da Artistik Cimnastik ve sportif oyunlar verilmiştir.
Belirli bir spor türü için motor testler daha uygun kişisel önşart oluşturur. Birçok motor testin uygulamasıyla gerçekleştiren test bataryaları bu amaçla uygulanır. Değişik araştırmacıların sunduğu bazı örnekler aşağıda verilmiştir.

YETENEK SEÇİMİ AŞAMALARI VE İÇERİKLERİ (1)

ÖN SEÇİM
Genel Karakteristik: Çocuğun genel özelliklerinin sorgulanması. Gözlemlenmesi ya da değerlendirilmesi Ör:
I. Genel Sağlık durumu
II. Okul Başarısı
III. Sosyal koşulları ve ilgileri
IV. Vücut yapısının spor türüne uygunluğu
V.Genel spor verimliliği (okulda spor dersindeki başarı düzeyi)

ARA SEÇİM
- Bir kezlik sportif kontrol
- Spor türüne özgü vücut tipine uygunluğunun kesin kontrolü
Spor türüne yönelik motorik özellik yeteneği (çok yönlü motorik özelliklerin test edilmesi)

SON SEÇİM
- Kısa sürede birçok kez alıştırma yapmak (deneme antrenmanı)
- Kısa süreli bir alıştırmada verim düzeyi ve davranış biçimi
- Genel ve özel sportif verimliliği Bütünüyle kişiliğin değerlendirilmesi

YETENEK SEÇİMİ AŞAMALARI VE İÇERİKLERİ (2)

ÖN SEÇİM
Artistik Cimnastik:
- Kısa boylu, oldukça az ağırlıklı ince bir tip, ancak omuz kalçadan geniş. (O) ve (X) bacaklı olmamak
- Genel hareket koordinasyonunun ve kuvvet düzeyinin değerlendirilmesi

ARA SEÇİM
- Toplam estetik ifade değerlendirilmesi
- Hareket koordinasyonu (Engellerle yapılan koşudaki başarısı)
- Bacak, kol gövdenin sahip olduğu kuvvet (Basit kuvvet alıştırmaları)
- Toplam motorik özellikler düzeyi (Sportif oyunlarda, stafet yarışlarındaki başarı düzeyi

SON SEÇİM
-Kısa süreli program Sonucunun değerlendirmesi
-Motor öğrenme davranışı (hareket koordinasyonu) Kuvvet ve hareket sürati
-Hareket genişliği

YETENEK SEÇİMİ AŞAMALARI VE İÇERİKLERİ (3)

ÖN SEÇİM
Sportif Oyunlar:
- Uzun ve iri yapılı çocuklar (Voleybol, Hentbol, Basketbol için. Buna karşılık futbolda herhangi bir sınırlama düşünülmez.
- Genel olarak, kuvvet, sürat ve oyun yeteneği

ARA SEÇİM
- Yeterli bir boy aranmalı
- Koşu hızı (30-60m.?deki)
- Çabuk kuvvet (Fırlatma topuyla ölçüm)
- Sıçrama kuvveti ( üç adım atlama gibi)
- Hareket koordinasyonu (oyun yeteneği

SON SEÇİM
- Birçok oyunda oyun yeteneğinin değerlendirilmesi
- Problemlere bulduğu çözümler gözlenmeli

YETENEĞİN YÖNLENDİRİLMESİ
Yeteneğin seçimi, yönlendirilmesi ve eğitimi süreçlerini belirli kurallara bağlayan modeller oluşturulmuştur. Uygulanan modelleri tanımak amacıyla yaptığımız literatür taramasında, ülkelerin yönetim tarzlarıyla bu modellerin yapısı arasında mantıklı ilişkiler olduğu görülmektedir.

Sporda ileri gitmiş Avrupa ülkelerinde görülen modeller, ayrıntılı ve pedagojik kurallara uygun yönetilir, seçimler laboratuvar koşullarında gerçekleştirilirken, ABD gibi bazı ülkelerde; doğal seçim yöntemleriyle ve isteğe bağlı bir uygulama görülmektedir.

YETENEĞİN EĞİTİMİ
Uzun yıllar emek verilerek geleceğin şampiyonalarını yetiştirmek için seçilen kişilerin kalitesi kadar, onlar için optimal bir eğitimin önemini de belirtmek zorundayız. Bu çalışmalar, spor biliminin ilginç konularından birini oluşturur.
Yetenek kabul edilen kişinin eğitim deyiminden; daha sonra erişmesi beklenen yüksek verime ulaşabilmesi için, antrenmana dahil olan bütün önlemlerin uygulanması anlaşılır.
Sportif verime yönelik antrenmanlar çocuk ailesi ve kulübü için büyük özveriler zaman organizasyon ve mali yönlerden birlikte getirir. Yalnız antrenmanlarla ilgili önlemleri almış olmak yeterli değildir.

YETENEKLERİN EĞİTİMİNDE YETİŞKİNLERE DÜŞEN GÖREVLER
Çocuklarda spor eğitiminde herkesin bir sorumluluğu vardır. Özellikle antrenörler, öğretmenler, hakemler, ebeveynler, yöneticiler, seyirciler ve basın-yayın organları bu eğitimde önemli görevler üstlenirler. İstenilen gelişimin sağlanabilmesi hepsinin benzer bir eğitim anlayışı içerisinde olmalarını gerektirir.Bu bakımdan her grup için öneri sayılacak görüşler aşağıda sunulmuştur.

ÖĞRETMENLERDEN BEKLENEN
Çocukların ve gençlerin değişik spor dallarında temel yeteneklerin geliştirme konusunda destekleyin. Gelişim çağında erken branşlaşmada aşırılığa izin vermeyin.
Çocukların yeteneğini geliştirme konusundaki gayretlerini ve iyi davranışların övgüyle ödüllendirin.
Yetenek geliştirmenin ve serbest zaman değerlendirme faaliyeti olarak spor yapmayı öğrenmenin katı yarışma programlarını yürütme kadar önemli olduğun unutmayın.
Çocukların yarışmalara hazırlarken önce gerekli yetenekler ve bunların gelişmişlik düzeyi hakkında onlara bilgi verin, başarısızlık ya da yetersizlik halinde hayal kırıklığı yaşanmasın. Çocukların gelişmesi ile antrenörlük ilkeleri arasında doğru ve tam kararlı hale gelin.
- Çocuktan beklenenler (okul, ailesi ve kendi beklentileri) ile sizin ondan beklediklerinizin çocuğun kapasitesine uygun olması gerektiğini unutmayın.

ANA-BABALARDAN BEKLENENLER
İsteksiz bir çocuğu spor yapmaya zorlamayın. O sizin hırslarınızı tatmin için spor yapmamalı. Çocuklar ve gençler organize (düzenli-planlı) sporla kendi zevkleri için ilgilenirler. Çocuğun her zaman kurallara uyarak spor yapmasını destekleyin.
Çocuğunuza çabanın ve takım ruhunun en az birincilik kadar önemli olduğunu, her türlü sonucun normal kabullenilmesi gerektiğin öğretin. Çocuğu hata yapmasını ve yenilgisini öncelikle siz normal karşılayın. Çocuk en iyi doğru örneklerle öğrenir. Kendi grubundaki ve rakip gruptakilerden iyi olanları alkışlayın, takdir edin. Hakemlerin kararlarını, hele hele dürüstlüklerin kesinlikle herkesin içerisinde yargılamayın. Antrenörlerin önemini ve değerini anlayın. Onlar zamanlarını ve bilgi birikimlerini sizin çocuğunuza yol göstermek için harcarlar. Rakibin ana ve babalarıyla arkadaşlıklar kurarak çocuğunuza iyi örnek oluşturun
Çocuğunuzun çaba ve gelişmesini takdir ve övün.

KAYNAKÇA
Karl,K. Sporda Yetenek Arama, Seçme ve Yönlendirme. Ankara: Bağırgan Yayınevi,2001


64
FAYDALI BİLGİLER / SPOR FELSEFESİ
« : Ocak 04, 2009, 01:54:01 ÖÖ »
? Spor ; üstüne eğitim, hekimlik, fizyoloji, farmakoloji, ekonomi, sosyoloji, psikoloji, felsefe, değişik teknolojiler, politika, hukuk, iletişim gibi alanlarda bilimsel araştırmalar yapılan, çok yönlü etkileşimleri bulunan bir alandır.

? Spor, temel ve özgün bir eylem alanıdır. Temel bir eylem alanıdır, çünkü insanın doğasına dayanmaktadır. İnsanın doğası, canlılığının tek ve en önemli belirtisi harekettir. Spor, Özgün bir eylem alanıdır, çünkü bireyin yapıcı ? yaratıcı etkinlikleriyle biçimlenmektedir. İnsanın hareket dağarcığı tarihsel gelişimi içerisinde ihtiyaçları doğrultusunda gelişmiştir, bu nedenle de yapıcı-yaratıcı etkinlikleri kapsamaktadır. Max Scheler?e göre insan kendisini gerçekleştirmek için dünyaya gelmiş bir varlıktır. Dolayısıyla, diğer canlılarda gördüğümüz, kendi sınırlarında yetkin ve yeterli olma durumu insanda yoktur. A.Gehlen bunu, gelişmesindeki gecikmişlik (retardation ) görüşü ile açıklamaya girişerek, insanı bir ?eksiklikler varlığı? varlığı olarak belirler. İnsanın yaşamı, bu eksikliğin giderilmesidir. insana akıl-vicdan ve bunlara dayanan irade özgürlüğü vermiştir. İnsanın kendisine yaraşır bir yaşama için dayanağı, sahip olduğu özgün yetenekleridir. Her insanın değişik değişik eylem alanlarında birinde veya birkaçında daha güçlü olabilir. Özel kabiliyet denilen bu güçlerin de ortaya çıkarılması gerekmektedir. İnsanın sahip olduğu özgün yanlarını somutlaştırması hümanizmanın temel dayanağıdır. Böylece insanın önemli bir yaşama görevi beliriyor: İnsan açılıp somutlaşması gereken bir içkin varlığa sahiptir. Yaşamak bu bağlamda kendimizi gerçekleştirmektir. Ayrı deyişle elimizde ham olarak bulunanı, kendimize göre biçimlendirmek, geliştirmek, yetkinleştirmektir. Yani insanlaştırmaktır. İnsan ilgili olduğu her şeyi; doğayı, evreni, kendi kurduğu yaşamı, kendi yarattıklarını, kültürü insanlaştırır, yani ona kendisine göre yeniden biçim verir, kendisine uygun duruma getirir. Hareket insan için hamdır. İnsan hareketi kendisine göre biçimlendirir, anlamlandırır, değerlendirir ve böylece ortaya eylem çıkar. Eylem hareketin insanlaştırılmış biçimidir. Eylem belirlediğimiz bir amaca ulaşmak için hareketlerimizi biçimlendirip, bütünleştirip, yönlendirdiğimizde ortaya çıkar. Bu nedenle de çok zaman eylem yöneldiği amaçla anılır; yürüyüşe çıkmak, ders çalışmak gibi.

? Birey açısından baktığımızda spor, öncelikle bir beden olayıdır. Beden olmadan, bedene dayanmadan spor olanaksızdır. Çünkü spor, bedene içkin bulunan hareket kabiliyetinde temellenir. Yani hareketin olmadığı yerde spor yoktur. İnsanın sahip olduğu temel hareketler ya da hareket kabiliyetimiz belirli , sınırlı ve her birimizde kendimize özgüdür. Bireysel farklılıklarımıza rağmen her birey spor yapacak güce sahiptir. Esas olan kabiliyetlerimiz ve becerilerimiz doğrultusunda ? spor için eğitim ? i tam anlamıyla gerçekleştirebilmektir.

? Spor özgürleşmektir. Çünkü sportif eylem sırasında kendi gücümüzün sınırlarını öğrenmeye ve yeteneklerimizi bilmeye , kısaca kendimizi tanımaya , tanıdığımız bireysel yeteneklerimizi kullanmaya, kullandığımız becerilerimizi geliştirmeye ve sonuçta kendimizi mükemmelleştirmeye yani özgürleşmeye başlarız.

? Spor, sadece bedene dayalı bir eylem olarak kalırsa yozlaşır ve bozulur. Çünkü çok yönlü bir etkinliği gerektiren spor, tek boyutlu olarak sadece ilkel ben?le yani salt güç ve kuvvetle sınırlanmış olur. Bedeni tanıyıp bilmek, bedeni yönetip yetkinleştirmek sporun bir başka yanıyla bütünleşmedikçe yani güzelleşmedikçe eylem, spor olmaz. Sporda bedenin güçlü bir hareketi , güçlü bir güzellikle ortaya çıkar. Beden gücünün incelmiş bir beceri ve davranış gücüne dönüşmesiyle sporda güzellik doğar. Sportif davranış, yalnızca güzel olanın eklenmesiyle tamamlanmaz. Spordaki güzelliğin, davranıştaki erdemlilikle bütünleşmesi gerekir. Sportif davranış, bedensel güç ve beceri, güzellik ve erdemle bütünleştiği zaman tamamlanır.

? Fair Play sportif davranışın yapısındadır. Spor , insana yalnızca bir oyun olması bakımından değil, bireyin orada güzel ve erdemli davranışlar yaratması bakımından da haz verir. Kuşkusuz bu insanı yücelten bir hazdır. Türkçe?de ?sportif erdem? sözüyle karşıladığımız, İngilizce kökenli ?Fair Play? in geçmişine baktığımızda bir birleşik sözcük olan Fairnes ile karşılaşırız. Burada Fair ; düzgün, kurallara uygun, töreden sapmayan, iyi , güzel gibi bir çok , fakat hepsi de olumlu anlamda kullanılmaktadır. Fairnes , sözcüğü ise girilen uğraşta dürüst davranmak, hak gözeterek eylemek, mertçe, İnsana yaraşır biçimde yaşamak anlamına gelmektedir. Bu biçimiyle kavram İngiltere?de 19. y.y. başlarında Gentleman?in bir belirgin niteliğiydi. Gentleman ( Türkçe?si ile çelebi, efendi kişi ) ise yalnızca sporda değil, yaşamının her bağlamında fairness?i gözetmek zorundaydı. Fairness?in günlük kent yaşamında, ticaret ilişkilerinde kullanımı ise uzlaşma, sözleşme ve anlaşmalara uymak, alınan ortak kararlarda sapmamak biçimindeydi. Kavrama daha geriye giderek baktığımızda, Antik çağda, Grekçede ?dike? olarak ? adaletlilik? anlamında , Protagoras Felsefesinde , yine Ahlaklılık ilkesi düzeyinde rastlarız; aynı bağlamda Ploton?un Devlet Felsefesinde, Aristoteles?in Ahlak anlayışında ? kendine egemen olma ? ile, Stoa Felsefesinde ise genel insan sevgisiyle koşut olarak kullanılır. Bu diğer kullanım ve anlamları yanında , Spor bağlamında ? Fair, oyunu düzenleyen, kuralların üzerinde bulunan, fakat oyuna içkin ve onun güzellik parıltısından doğan bir kuraldır; ?Fair, oyun kuralları içinde kavranamayan , fakat bireyin spor yapanları göz önünde bulundurup, onları bir gereksinme, bir onur olarak duyup , kabul ettiği; sözcüklerle dile getirilmeyen, fakat orada , bütün oldukları koşullarda eşit görme isteğidir. Kurallara ilişkin sportif erdem, oyunun kurallarına uyma, herhangi bir nedenle kurallardan sapmamaktır. Bu bakımdan kavram tüm insan ilişkilerinde geçerlidir. Bir çok bağlamda kullanılan sportmence sözü ile dile getirilmek istenen de budur.

? Spor yapan insanda, daha yetkin ve daha yeterli olma bilinç, duygu ve isteğini yaratan bir eylemdir. Bu mükemmelleşme sportif davranışın içerdiği güzellik ve erdemlilikle bütünleşince spor, yalnız yapanda değil, izleyende de mükemmelleşme istek ve bilincini uyandırır. Çünkü gerektiğince gerçekleşen bir sportif davranış insanı örnek alınacak, özenilecek, yinelenip, daha iyisi için çaba gösterilecek biçimde etkiler.

? Spor, bir uygarlaşmadır. İnsan zorunlulukla ilkel olarak doğan bir varlıktır. Ancak, insanın ilkel olarak ölmesi gerekmez. İnsan uygar olarak da ölebilir. Doğrusu insan yaşamı ilkelden uygara gelişen bir süreçtir. İnsan birçok bakımdan uygarlaşma olanağına sahiptir. Spor, insanın ilkelden uygara geliştiği bir yaşama bağlamıdır. Bu uygarlaşmayı günlük yaşamanın bir bölümü yaparsak bozarız. Kendine özgü oluşunu kırarız.

? Spor , amacı kendisinde olan bir eylemdir. Önemi, işlevi ve gücü kendi dışında bir amacı bulunmamasından gelir. Spor kendisi için yapılır. Her eylem bir amaca yöneliktir. Bir insan hareketini eyleme dönüştüren en önemli özelliklerden biridir, ayrı deyişle eylemin var olma koşullarından biridir ?Amaç.? Bir eylem, bir amacın gerçekleştirilmesi için araç durumunda ise, bu Amacı kendi dışında olan bir Eylemdir. Örneğin bir genç insan sınavda başarılı olmak için ders çalışıyorsa, onun bu ders çalışma eylemi amacı kendi dışında olan bir Eylemdir. Bir ressam para kazanmak için resim yapıyorsa, onun bu resim yapma eylemi de amacı kendi dışında olan bir eylemdir. Eğer ders çalışan genç insanın amacı o konuyu, sınav kaygısı olmadan, yalnızca öğrenmekse, onun bu ders çalışan eylemi, amacı kendisinde olan bir Eylemdir. İnsanın bazı eylemleri de kaçınılmazcasına amacı kendisinde olmak zorundadır. Eğer böyle olmazsa, eylem bozulur, çarpıklaşır, yozlaşır ve ulaştığı amaç olumlu özelliğini yitirir. Örneğin sanat, öğrenme, bilim, felsefe, ibadet, spor vb. amacı kendisinde olarak yapılması gereken eylemlerdendir. Amacı kendisinde olan eylemler çıkar sağlama veya yarar üretme kaygısından uzak olduklarından amatör eylemlerdir. Amatör sözü genellikle bir işin heveslisi, henüz o işi tam bilmeyen anlamında kullanılır. Yarar üretmenin önemli olduğu ortamlarda amatörün böyle anlaşılması doğaldır. Yaratıcılığın gözetildiği ortamlarda amatörce eylemek önemlidir. Amatör bir konuyu iyi bilen, onunla bütünleşmiş, çalışmalarına zamanca sınır koymayan, o alanda denemeler yapan kendisini bu denemeler için geliştiren, yapıcı-yaratıcı olan bir insandır. Bu etkinlik ancak sevgiden başka bir güçle olmadığı için amatör denilir. Spor spor için yapılır. Ayrı deyişle özü gereği, yapısı gereği, karakteri gereği ve varoluş koşulları gereği spor amatör bir uğraştır. Sporun buraya dek saydığımız özelliklerin, örneğin bir oyun olması, özel bir bilinçle yapılması, insanın ona tüm varlığı ile katılması, eğlence olması ile bundan sonra değineceğimiz özellikleri hep amacı kendisinde olan bir eylemi dile getirmektedir. Sporun amacı kendisinde olması, yani amatör bir eylem olması onun profesyonelce yapılmasını engellemez. Sporda bir kazanç sağlanabilir. Spordan kazanç sağlanması, sporun özü gereği profesyonel olduğu anlamına gelmez. Spor profesyonelce yapılabilir, fakat amatörlük özelliği yitirilmemek koşulu ile. Bu özelliğin yitirildiği yerlerde Fair Play olayı ortaya çıkar. Şimdi önemli bir sorunla karşılaşıyoruz: Spor profesyonelce yapılırken amatörlük özelliği nasıl ve hangi bakımlardan yitirilmeyecektir? Bu sorun sonradan çözülebilme özelliği taşımıyor. Sorunun en köklü çözümü Sağlıklı bir Spor Eğitimiyle mümkündür. Spor yaşamına sonradan başlamış ve profesyonelce kaygılarla başlamış birinden amatörlüğün gerektirdiği erdemli davranışları bekleyemeyiz. Sağlıklı bir spor eğitimi ise işini geleneklerine uyarak ve severek yapan profesyonellerin doğmasını sağlayacaktır. Değilse, spor etkinliği kazanma hırsı ile her davranışı olağan gören kişilerin varlığında, her an ilkel ve kaba hareketlere dönüşebilecektir. Burada artık ne sportif davranışın güzelliğinden duyulan coşku vardır, ne sportif yaratıcılık, ne yaratıcı yeniden canlandırma, ne yorumlama, ne ben bilinci, ne hoşgörü, ne kardeşlik, ne rakibini dost bilme, ne de sevgi vardır. Burada kendisine yabancılaşmış, sevgisiz, hoyrat ve çorak bir insan bulunmaktadır. Burada sporcu olarak insan yitirilmiştir.

? Spor, bir arınmadır. Spor bu anlamda günlük yaşamdan uzaklaşmadır. Oysa biz hep, günlük yaşamayı ona bulaştırmaya çabalarız. Başarılı olmak için antrenman yaparız, sağlık için koşarız, ün kazanmak için rekor deneriz, para için sahaya çıkarız, kilo vermek için hoplar, sıçrarız. Evde, yolda, işte birilerine, bir şeylere kızdığımız için hakeme, sporculara küfreder ya da bir şeyler atarız. Kısacası sporu, spordan başka herşey için yaparız. Oysa hakkını vermek isteyen, spor yapmaya başladığında, yalnızca spor böyle olduğu ve bunu gerektirdiği için günlük yaşamın kaygılarından, sıkıntılarından, korkularından, hırslarından, tutkularından, kin ve nefretlerden, düşmanlıklardan; yani günlük yaşamın insanı bozan tortularından uzaklaşmaktadır. Onları arkada, aşağıda bırakmaktadır. Bu anlamda spor bir arınmadır.

? Spor bir aydınlanmadır. Bireyin daha küçük yaşta kendi sportif bilincine ulaşması yani kendi sportif tanımını bilmesi kendini bilmek yolunda en önemli adımdır. Kendini sporla da bilmek, geliştirmek, yetkinleştirmek, özgürleştirmek sporla gerçekleşen bir aydınlanmadır.

? Spor, bir deneme, bir çaba ve bir uğraştır. Yani bilinenlerden, yapılabilinenlerden, becerilenlerden hareketle, yeni olanı ortaya çıkarmak, olanı aşmak çabasıdır. Mutlaka sonuca varmak zorunlu değildir. Spor , sonuçta olmak değil, yolda olmaktır, eylemde olmaktır. Sporu coşkulu, haz verici, yapıcı-yaratıcı, geliştirici kılan böyle hep deneyen, daha olumlusuna yönelen uğraş içinde bulunmaktır. Orada insan bedensel ve zihinsel tüm güçlerini sonuna dek kullanır, orada insan neleri başarabileceğini bilir, kendini tanır. Kendi varlığının ayırdığına varır.

? Spor Bir Hümanizmadır. Hiçbir çıkar, günlük kaygı gütmeksizin insanın kendisinden geliştirdiği yapıcı-yaratıcı uğraş olması bakımından Spor bir Hümanizmadır. Bir hümanizma olması bakımından spor yalnız insan için vardır. İnsanın dışında hiçbir varlık spor yapamaz. Spor uğraşına insan tek başına girer; takım sporu da olsa her sporcu kendi özgün uğraşını kendisi verir. Fakat bir tek insana özgü spor olmaz. Bireysel sporlar olabilir ve vardır, fakat bireye özgü spor olmaz ve yoktur. Bu nedenle uluslara özgü ya da ulusal sporlar da olamaz, fakat ulusların ağırlıklı olarak yaptıkları sporlar bulunabilir. Çünkü bir spor olgusu daha ortaya çıkarken bütün insanlar için geçerlik taşır. Öyleyse spor insanların ortak eylemidir, yani insana özgüdür. Spor insanın tüm yaşamına özgüdür. Ayrı deyişle spor insanın sürekli etkinliğidir. Sporu yalnızca bir beden olayı olarak görenler onu insan yaşamının belli bir dönemine özgü sayarlar. Oysa spor önce bir beden olayı olmasına karşın bedeni çok aşar ve diğer yönleri onu insan yaşamının bütününe yayar. Spor yaparken tanıyıp, kullanıp, geliştirdiğim bendeki has güçler yaşamımım sonuna dek geliştirilmeyi işler. Burada herkes için spor önemle ortaya çıkar. Çünkü burada spor insan için bir haktır. Sporun tek tek her insan için hak olduğu yerde her insanın kendisine en uygun sporu yapması gerekir. Ayrım gözetmeksizin her insan bir spor olgusuna katılabilir. Bu da herkes için spor demektir. İnsanı merkez alan bir çevre olayı bedenden başlayan bir kültür olayı olarak spor insana özgün bir yaşama biçimi kazandırır. Bu sportif yaşama biçimidir. Sporun günübirlik yaşamaya koşut gelişmesi bu bağlamda gerçekleşir.


65
FAYDALI BİLGİLER / HAVA YOLCULUĞUNUN SPORTİF PERFORMANSA ETKİSİ
« : Ocak 04, 2009, 01:53:26 ÖÖ »
Transmeridyen hızlı uçuşlar günümüz sporcuları için sık karşılaşılan bir unsurdur ve performans üzerinde oldukça olumsuz etkileri olduğu varsayılmaktadır.Uyku ve duygulanım durumundaki bozukluklar bu varsayımın en önemli destekçileridir.Ancak bilimsel veriler ne kabullenmemize ne de reddetmemize neden olmaktadır.

Transmeridyen uçuşlardan sonra sportif performansı değerlendirmek amaçlı çalışmalar değişik sonuçlar vermiştir ve major metodolojik hataları içermektedir.Uzun mesafeli uçuş sonrası takımların performanslarının düştüğünü göstermeye çalışan retrospektif çalışmalar genellikle sanıldığı gibi sonuçlar vermemiştir.

Sportif performansın transmeridyen uçuşlardan sonra bozulma olasılığı ancak ulaşılan ortamla internal sirkadyen ritmin desenkronizasyonu ve uyku bozukluğunun buna etkisi demonstre edilebilir ve kanıtlanabilir. Bunu için de saha özenli metodolojisi saptanmış çalışmalara gereksinim vardır.

Günümüz sporcuları için uzun hava yolculukları kaçınılmazdır. Pek çok spor dalında aylar boyunca defalarca uçuşlar yapmak gerekmektedir. Büyük organizasyonlar dünyanın dört bir yanında sporcuları bir araya getirmektedir. Genellikle hava yolculuklarının sportif performansı bozduğu varsayılır ancak deneysel gözlemler bunu doğrulamamaktadır. Uzun hava yolculuğunun performans üzerinde potansiyel bir ters etkisi bulunduğu tartışması, temelde hızlı transmeridyen yolculukların kişinin sirkadyen ritmi ile gidilen yerin yerel saatinin uyuşmamamsı nedeniyle doğan sorunların ifade edildiği ?jet lag? üzerinde yoğunlaşmıştır. Jet lag semptomları oldukça iyi tanımlandığı için uzun hava yolculuklarının performansa kötü etkileyeceğini beklemek yanlış değildir. Bu tür yolculukların stres, değişik beslenme, dehidratasyon, tromboz, yolculuk sırasında kısıtlı hareket nedeniyle eklem katılıkları, ayak bileği ödemi ve viral gibi oedetilerle de performansı bozduğu belgelenmiştir. Bu makalede önce sirkadyen ritim prensipleri tartışılacak, ardından hızlı transmeridyen hava yolculuklarının sportif performansa olumsuz etkileri olduğu yönünde ki deneysel veriler üzerinde durulacaktır. Son olarak da bu tip yolculukların performansı olumsuz etkileme olasılıkları hakkında tartışılacaktır.

Sirkadyen Ritim Prensipleri
Sirkadyen ritimler, 24 saat boyunca oluşan periyodik osilasyonları ifade eden biyolojik olaylardır. (Latince circa=hakkında, dien=1 gün) Örneğin vücut sıcaklığı 18.00-20.00 arasında en üst noktasına ulaşırken 5.00-6.00 arasında en düşük seviyesine iner. Bu ritim dünyanın 24 saat içindeki rotasyonu ve aydınlık-karanlık döngüsüyle senkronizedir. Işık informasyonu retinohipotalamik yoldan doğruca suprakiasmatik çekirdeğe ulaşır. Bu çekirdekten çıkan nöral outputlar bütün biyolojik ve davranışsal ritimlerde osilasyonlarıa yol açarlar.

Pek çok sirkadyen ritim çevresel ve davranışsal faktörlerden de etkilenir. Örneğin vücut sıcaklığının ritmi kısmi olarak yemeklerden veya fiziksel aktivitelerden etkilenir. Bu nedenle, endojen ritmi değerlendirebilmek için özel teknikler gerekir. Sirkadyen sistemle, uyku uyanıklık veya aydınlık-karanlık süreleri arasında uyuşmazlık olması halinde, uyku ve duygulanım bozuklukları ortaya çıkar. Bu ne bir örnek jet-lag semptomlarıdır.Yeni zaman dilimine uyum sağlamak için geçilen her meridyen için 1 gün geçmesi gerekir.


Jet-Lag Sportif Performans Hipotezi

Optimal performans için fizyolojik ve psikolojik olarak en üst seviyede olmak gerekliliği uzun hava yolculuklarının bunu olumsuz etkileyebileceği olasılığını yükseltmektedir. Ancak bu konuda olduk az çalışma vardır. Bilinen çalışmalar, sportif performansın uzun hava yolculuğundan önce ve sonra yapılan deneysel değerlendirmeleri ile yolculuk öncesi yapılan retrospektif analizlerinden oluşmaktadır.

2.1 Deneysel Jet-Lag Çalışmaları

Sasaki Sovyetler Birliği voleybol takımının Japonya?daki maçlarda ilk üç gün kötü,sonraki 6 gün iyi sonuçlar elde etmesinden yola çıkarak uzun hava yolculuğunun performansı olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu diğer takımların kötü oynaması veya sporcularının kişi bazında daha iyi o nedeniyle de olabilir. Ayrıca Sasaki yolculuk öncesi performans değerlendirmeleri yapmamıştır. Transmeridyen hava yolculukları sonrası sportif performansın bozulduğunu kanıtlayan deneysel çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmalar içinde tek kontrollü jet-lag deneyi uzun hava yolculuğunun olumsuz etkisini gösterememiştir. Bu veriler transmeridyen hava yolculuklarının kesinlikle performansı olumsuz etkileyeceği görüşlerini şüpheyle karşılamamıza yetmektedir.

2.2 Retrospektif Çalışmalar

İki hipotezden yola çıkılarak yapılmıştır.

1.Jet Lag hipotezine göre transmeridyen hava yolculuklarından sonra performansı bozan jet-lag fenomenidir. Bu hipoteze dayanarak 3 öngörü yapılabilir. Birincisi, takım performansları dışında yapılan karşılaşmalarda bozulur. İkincisi, performans bozukluğu doz-cevap paternine göre değişir. Üçüncüsü ise, jet-lag semptomları genellikle doğuya uçuşlarda batıya olanlardan daha fazla olur.

2. Sirkadyen zaman hipotezi, sportif performansın endojen olarak belirlenen ve akşam üzeri pik yapan bu sirkadyen ritmi vardır görüşüne dayanmaktadır.

Yapılan çalışmalara bakıldığında retrospektif veriler sportif performans üzerinde sirkadyen etki olmadığı gösterir. Bazı pozitif sonuçlar bulunmuştur. Ancak bunların yolculuk nedeniyle mii yoksa takımın kendi performansının düşüklüğü nedeniyle mi ortaya çıktığı tam ayırt edilememiştir.

Transmeridyen hava yolculuklarının performans üzerinde olumsuz etkileri aşağıdaki varsayımlardan biri üzerine oturtulabilir.

Sportif performansın da bir sirkadyen ritmi vardır.
Performans düşükülüğü uyku bozukluğuna bağlı olabilir.
Sportif performans sirkadyen sistemle aydınlık-karanlık süreçleri arasında oluşan bir desenkronizasyon nedeniyle ortaya çıkmaktadır.


Sportif Performansın Srikadyen Ritmi Var mıdır?

Pek çok yazar böyle bir ritim olduğunu savunmuşlardır, ancak şu faktör göz önüne alınmadan bunun doğruluğunu tartışmak pek doğru olmaz.

a) Beslenme durumu; yemek saatleri ile birlikte değişen kas glikojen miktarları genellikle sabah saatlerinde alınan kafeinin etkileri gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
b) Eklem katılığı,genellikle uyku sırasında hareketsiz kalan eklemler gün boyunca açılır ve akşam saatlerinde eklem mobilitesinde artış görülür.
c) Uyku ataleti, günün saatinde olursa olsum uyandıktan hemen sonra hareket etmekte bir isteksizlik olur
d) Sporcular genel olarak saatlerine denk gelen karşılaşmalarda daha başarılı olurlar.
e) Yarışma öncesi dinlenmenin olumlu etkileri gösterilmiştir.
f) Çevre ve vücut sıcaklığı; genellikle öğleden sonra hava sıcaklığının biraz arttığı saatlerde performansın daha iyi olduğu ifade edilmiştir. Artık ters yönünde de yayınlar vardır .
g) Motivasyon; bazı çalışmalarda sabah saatlerine motivasyonun düşük olduğu söylemekle birlikte, önemli karşılamalarda bu öngörüşün doğru olmadığı görülmektedir. Ayrıca araştırmalarda sporcuların genellikle isteksiz davranmaları araştırmacılarca iyi bilinen bir gerekçedir.
h) Beklentiler; hem gönüllüler hem de araştırmacıların sabah saatlerinde performansın düşük olacağı yönünde beklentileri olmaktadır.

Yukarıda sıralanan maddeler sporcuların performanslarındaki diurnal değişikliklerin de irdelenmesi gerektiğini düşündürmektedir. Şüphesiz ki sporcuların kendi spor dallarındaki performanslarını iyi bir metodoloji ile incelemek en doğru sonuçları verecektir.

3.1 Spora Özgü Performans

Uzun mesafe koşularda genellikle dünya rekorları akşamüzeri yapılan yarışlarda kırılmaktadır.Ancak buna neden hava durumu olabileceği gibi, finallerin genellerin bu saatlerde koşulması da olabilir.
Yüzme sportif performansın diurnal olup olmadığını değerlendirmede daha iyi bir ortam sağlar. Çünkü kapalı havuzda, su ve ortam sıcaklığı daha az değişkendir.

Baxter ve Reilly, Rohadi ve ark., Conroy ve O?Brien akşam saatlerinde sabah saatlerine göre genellikle daha iyi sonuçlar elde ettiğini rapor etmişlerdir. Ancak spora özgü performansın diurnal ritmi olduğu yine de kesinlik kazanmamıştır. Ayrıca, akşam saatlerinde alınan iyi sonuçlara neden olabilecek pek çok faktör de göz ardı edilmemelidir.

3.2 Laboratuar Deneyleri

Günün farklı saatlerinde, laboratuarda sportif performansı test etmek için yapılmış bir seri çalışma vardır. Bu çalışmalarda maksimum 02 tüketimi, dayanıklılık (yorgunluk zamanı), anaerobik güç ve kapasite kas kuvveti ve dayanıklılık fizyolojik yanıtlar ve sabit bir yüklenmeye alınan yanıtlar değerlendirilmiştir. Tüm bu değerlendirmelerde diurnal bir ritim olduğu yönünde kesin kanıtlar elde edilememiştir.

Uyku Bozukluğu
Sirkadyen sistemle uyku-uyanıklık döngüsü arasındaki desenkronizasyon uyku bozukluğu ile sonuçlandığı bir gerçektir. Uyku bozukluğuna duygulanımda ve performans üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmekle beraber sportif performansı bozduğu kesinlik kazanmış değildir.Yüksek motivasyon genellikle uyku bozukluğunun yan etkilerinin üstesinden gelmektedir.

SONUÇ
Transmeridyen uzun hava yolculuklarının performansı bozduğu yönünde genel bir kanı vardır. Ayrıca yolculuk sonrası duygulanım ve bilişsel testlerde bozukluk olduğu görülmüştür. Bazı makalelerde transmeridyen hava yolculuklarının sportif performansı bozduğu bildirilmişse de genellikle bilimsel verilere dayanmıştır. Sadece birkaç çalışmada yolculuk sonrası performans değerlendirilmesi yapılmış ve kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.

Sağlam bir metodolojiye oturtulmuş çalışmalarla, sportif performansın sirkadyen ritmi olup olmadığı ve hava yolculuklarıyla performansın bozulup bozulmadığı iyi dökürnante edilmelidir. Bunlar yapılanı dek kronoterapötik yönündeki önerilen kabul görmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

SHAWN D. YOUNGSTEDT ( Psikiyatri Departmanı, California Üniversitesi),
PATRİCK J. O CONNER (Egzersiz Bilimleri Departmanı. Georgia Üniversitesi)

66
FAYDALI BİLGİLER / SOSYOLOJİ ve SPOR SOSYOLOJİSİ
« : Ocak 04, 2009, 01:52:50 ÖÖ »
I. SOSYOLOJİ

1.1. Tanım :

Sosyoloji insan ilişkileri konusunda üzerinde özellikle duran ve inceleyen bir disiplindir. En basit bir biçimde sosyoloji insan ilişkilerinin bilimsel olarak incelenmesidir.

Sosyoloji insan ilişkileri üzerinde odaklaşır. Örneğin , ? İnsanlar birbirlerini nasıl etkilemektedirler ? Davranışları , duygu ve hareket biçimleri nelerdir ? ? gibi . Başka bir deyişle , toplumbilim psikoloji gibi bireyi odak alarak ele alıp incelemez. Sosyolojik incelemelerin hedefi inanlar arasındaki sosyal ilişkilerin yapısı üzerinedir.

Bu ilişkilerin şekillenmesi ve değişmesi üzerinde durur. Daha kesin ve kısa bir tanımla sosyoloji insan grubunu odak alır ve inceler. Onun için grup olarak insan davranışları ve ilişkileri önemlidir.

Bu nedenle sosyoloji ; aile , klikler , din grupları , sapkın grup davranışı , çeteler , büyük organizasyonlar , fabrika , üniversiteler , topluluk ve toplumları inceler. Dolayısıyla toplumbilim insanın hiçbir zaman ve yerde tek başına olmadığı , daima bir grup içerisinde yer aldığı düşüncesinden hareket eder.

1.2. Tarihçe

1.3. Sosyolojide Kullanılan Teknikler :

1.3.1. İçerik Çözümlemesi :
Tarihsel ve edebi yapıtların , belgelerin çözümlenişi .

1.3.2. Katılarak Gözlem :
Araştırıcın sosyal ortama katılarak gözlemde bulunması.

1.3.3. Örnek Olay :
Özel bir toplumsal grup ya da kurum hakkında bilimsel bilgi toplama, yorumlama ve genellemeye gitme.

1.3.4. Anket :
Araştırıcı , denek sayısı çoksa ve fazla bilgi istiyorsa , anket hazırlanır ve deneklere doldurmaları için anket verir.

1.3.5. Görüşme :
Deneklerle araştırıcın karşı karşıya gelerek araştırma konusunda konuşmalarıdır. Araştırıcı deneğe sözlü sorular sorar. Cevaplarını formlara geçirir.

1.3.6. İstatistiksel Çözümleme :
Mevcut istatistikler incelenip yorumlanır. Kuşkusuz bu istatistiklerin araştırma konusu ile ilgili olması gerekir.

1.4. Diğer Toplum Bilimler ve Sosyoloji :

1.4.1. Tarih :
Olayların oluş sırasını saptamaya , onlara yol açan koşulları ve nedenleri belirlemeye , başka hangi olaylarla ilgili olduklarını göstermeye çalışan toplumbilim dalına Tarih denir.

1.4.2. Siyasal Bilim :
Devletin örgütlenişi , çeşitli ulusal sistemlerin karşılaştırılması , anayasa hukuku , yasama süreci , yürütme organı , uluslar arası ilişkiler gibi konuları inceleyen toplumbilim dalına Siyasal Bilim denir.

1.4.3. Ekonomi :
Mal ve hizmetlerin üretimini , bölüşümünü , alışveriş ve tüketimi gibi konuları inceleyen toplumbilim dalına Ekonomi denir.

1.4.4. Antropoloji :
İnsanın yeryüzündeki ve toplumdaki kökeni ile gelişimini inceleyen toplumbilim dalına Antropoloji denir.

1.4.5. Psikoloji :
İnsanlarda duyumsal , duygusal , davranışsal , düşünsel , bilişsel olguları inceleyen toplumbilim dalına Psikoloji denir.

1.5. SOSYOLOJİNİN UZMANLIK ALANLARI

1. Eğitim Sosyolojisi
2. Edebiyat Sosyolojisi
3. Köy Sosyolojisi
4. Kent Sosyolojisi
5. Bilgi Sosyolojisi
6. Sanayi Sosyolojisi
7. Din Sosyolojisi
8. Hukuk Sosyolojisi
9. Siyaset Sosyolojisi
10.Ekonomik Sosyoloji
11. Spor Sosyolojisi

1.6.. TOPLUM

Toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak için etkileşen , belli bir coğrafi mekanda yaşayan ve ortak bir kültürü paylaşan pek çok sayıdaki insanın oluşturduğu birlikteliğe ?toplum? denir.

1.6.1.TOPLUMUN ÖZELLİKLERİ

Toplumun özelikleri Şunlardır:
a. Toplam nüfus olarak görülebilir.
b. Ortak bir coğrafi mekanda vardır.
c. İşlevsel olarak farklılaşmış temel gruplardan oluşmuştur.
d. Kültürel olarak benzer grupların toplamıdır.
e. Toplumu oluşturan insanlar arasında düzenli karşılıklı ilişkiler söz konusudur.

1.7.. TOPLUMSALLAŞMA

Bir kimsenin içinde birtakım işlevleri olabileceği belirli bir toplum ya da toplumsal grubun tarzlarını öğrenmesi sürecine ?toplumsallaşma? denir.
Bir kişi ile diğer kişi ya da kişiler arasında gerçekleşen ve sonunda toplumsal davranış kalıplarının kabulünü ve uygulanmasını sağlayan bir karşılıklı etkileşim sürecine
?toplumsallaşma? denir.
Belirli bir toplumun davranış kalıplarını kişiliğine mal ederek o topluma ait bir birey durumuna gelişi olayına ?toplumsallaşma? denir.

1.7.1..TOPLUMSALLAŞMANIN ÖZELİKLERİ

a. Daima belirli bir toplum için söz konusudur.
b. Her bireyin doğduğu andan itibaren gerçekleşen bir süreçtir.
c. Kişilik gelişmesinin topluma ve kültüre uyarlanması ve öğrenilmesi gibi süreçlerin benzerlikleri ile ilgilidir.
d. Bireyi , çevresindeki modellerin , simgelerin , beklentilerin ve duyguların öğrenilmesine yetenekliliği yönünden ele alır.

1.7.2..TOPLUMSALLAŞMANIN AMAÇLARI

a. Tuvalet alışkanlıklarından , bilim yöntemine kadar uzanan temel disiplinleri aşılar.
b. Beklentilerin zihne yerleşmesini sağlar. ( Anne olma isteği gibi.)
c. Toplumsal rolleri ve onları destekleyen tutumları öğretir.
d. Bireye , yetişkin eylemlere katılması için temel bir hazırlama ile beceriler öğretir.

1.7.3..TOPLUMSALLAŞMANIN ARAÇLARI

a. Aile : Kültürü aktaran temel araçlardandır.
b. Arkadaş grupları : Çocuğun ya da gencin yaşdaşlarından oluşan akran gruplarıdır.
c. Okullar : Okullar formal toplumsallaşma kurumlarıdır.
d. Kitle iletişim Araçları : Kişilerin tutum ve kanaatlerini etkileyen ve toplumsallaştıran önemli olgulardır.

1.7.4..TOPLUMSALLAŞMADA BAŞLICA SÜREÇLER

a. İletişim
b. İşbirliği
c. Katılma
d. Toplumsal Çevre

1.8..TOPLUMSAL STATÜ

Bireyin toplum yapısı içinde işgal ettiği ?konum? ya da ? yer? e ?toplumsal statü? denir.

1.8.1.TOPLUMSAL STATÜLERİN İKİ KÖKENİ VARDIR
a. Verilen Statüler : Bireyin hiçbir eylem ve etkisi bulunmadan , toplumun kendi kabul ettiği bazı ölçütlere göre elde edilmiş statüdür. Örn. Dünyaya erkek olarak doğmak gibi ya da yasalarla verilmiş haklardan elde edilen statü gibi.
b. Kazanılmış statüler : Bireyin kendi çaba ve başarılarına , yeteneklerine göre kendisinin elde ettiği bir konumdur. ( Öğretmenlik vb.)

1.9. TOPLUMSAL ROL
Birbirleriyle ilişkili birtakım davranış kalıpları , bir toplumsal işlev etrafında toplandığında , bu birleşime ?toplumsal rol? denir.
Bireyden beklenilen davranışların bütününe ?toplumsal rol? denir.

1.10.DEĞİŞME
Önceki durum ya da davranıştan farklılaşma? dır.

1.10.1.TOPLUMSAL DEĞİŞME
Toplumun yapısını oluşturan , toplumsal ilişkiler ağının ve bunları belirleyen toplumsal kurumlarda meydana gelen değişmelerdir.

1.10.2 NELER DEĞİŞİYOR?
1. Toplumsal rol ve statüler
2. Ekonomik varlıklar
3. Nüfus artış hızı
4. Üretim ilişkiler
5. Aile ve akrabalık ilişkileri
6. Dinsel kurumlar
7. Gelenek görenekler
8. Teknoloji
9. Eğitim kurumları
10. Kişilik
11. Sanat
12. Çocuk yetiştirme yöntemleri
13. Cinsel davranış , tutum ve değerler
14. Kitle iletişim sistemleri
15. Dilde değişmeler

2.SPOR SOSYOLOJİSİ:

? Spor Sosyolojisinde hareket noktası sporun , spor olayının bizzat kendisidir ve daha çok bu sektör içindeki durum değerlendirilir. Bu bakış konuya mikro açıdan değerlendirmeler getirmektedir. Sporcu , antrenör , spor hekimi , sporcu ilişkileri , spor tesislerinin kullanım oranı, sporda alt yapı özellikleri , spor araç ve gereçleri , çeşitli branşlarda eğitici , teknikler , beslenme gibi konular daha çok mikro konulardır.

? Sosyolojik Açıdan Spor ise , konuya makro açıdan , geniş bir perspektiften bakıştır. Burada hareket edilen alan bizzat toplumun işleyen bütünü ve sosyo ? kültürel yapı içinde , bütünden bir parçaya ; spora yaklaşmaktır. Toplum içinde ortaya çıkış özellikleriyle yerine göre bir olay , yerine göre ise olgu niteliği taşıyan spora toplumun bütünü içinde yaklaşmak daha uygun olacaktır.

2.1.SOSYOLOJİK AÇIDAN SPOR KAVRAMLARI :

? İŞ KAVRAMI : ?Günümüz sporcusu beyin ve kastan oluşan hassas bir makine , vücudunu araç olarak kullanan bir teknisyen ve bir bilim adamıdır.?

? Spor , ? İnsanın doğasında bulunan saldırganlık için sağlıklı ve barışçı bir emniyet supabı , saldırganlık güdüsünü denetim altına alan uygun bir ?dostça rekabet ? ortamı , savaşın da barışçı ikamesidir. ?

? Spor , ? kişinin ruh ve beden sağlığını güvence altına alan , onun topluma uyumunu sağlayan , günlük hayatın gerginlik ve sürtüşmelerini masseden bir araçtır. ?

? Spor , ? devletler için hem doğal , hem gerekli olan yayılma politikaları için en etkili askeri eğitim aracıdır."
? Spor , ? bir yandan kitlelerin afyonu , beri yandan suspansuvarlı milliyetçiliktir.?

? Spor , ? Oyunla yarışmayı birleştiren , bedensel yetenekleri daha fazla olduğu için kazananları ödüllendiren , üst düzeyde oyun , mücadele ve ağır kas çalışması gerektirdiği için sürekli ve yoğun çabayı zorunlu kılan bir uğraşıdır.?

67
FAYDALI BİLGİLER / E-DEVLET ve SPOR
« : Ocak 04, 2009, 01:51:52 ÖÖ »
Bu çalışmanın amacı günümüz devlet yönetiminde tartışılan ve bazı alanlarda uygulanan elektronik devlet (e-devlet) uygulamalarında spor alanı uygulamalarının yeri ve önemini tartışmakla;
Dünyada sporun etkileşim alan: gün geçtikçe artmaktadır. Sporun ülkeleri ve bireylen bir araya getiren birleştirici gücü tüm dünyaca kabul görmektedir. Spor ulusal boyutta şehirleri, uluslararası boyutta ülkeleri bir araya getirirken kendi içinde mevcut sistemlere uygun katılım kuralları ve işlemleri öngörmektedir.
Spor kulüpleri de kurulma haklarını kanunlardan almakta ve spor ila İlgili işlemlerde gerekli kurum ve kuruluşlarla iletişim içinde bulunmakladırlar.
İşte bu iki süreçte bireyin spora katılımı ve spor kulüplerinin işlemlerinde, kurum ve kuruluşlarla ilişkilerde teknoloji kullanımı ve elektronik devlet (e-devlet) uygulamaları diğer devlet hizmetleri ile uyum sağlaması boyutunda önem arz etmektedir.
Spor açısından önemli olduğunu düşündüğümüz bu unsurlar bu çalışma ile ilgili literatür ve uygulamalar incelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Sonuç olarak elektronik devle: (e-devlet) ve spor İşlem ve uygulamalarında yeterli düzeyde bir planlama ve işbirliği mevcut değildir.


GİRİŞ
Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeleri incelediğimizde hepsinde gördüğümüz bilgi teknolojilerini etkin kullanmalarıdır. Çünkü yeni devlet yönetimi anlayışında bu gereklidir.
Devlet ve vatandaş ilişkileri zaman içerisinde karmaşık bir hale gelmiş ve iş yoğunluğu nedeni ile problemler oluşmuştur.
Bu problemlerin çözümünde çabukluk en önemli unsur hafine gelmiş ve kamunun yeniden yapılanmasını zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk iletişim ve bilgi teknolojilerini yoğun olarak kullanmayı beraberinde getirmiştir .
İletişim ve bilgi teknolojilerinin kullanımı ile gündelik hayat daha kolaylaşacak, toplumsal süreçlere katılımcılık artacak ve İşleyen bir demokrasi ortamının oluşması sağlanacaktır. Ülkemizde 1970'li yıllarda gelişmeye başlayan bilgi ve İletişim olanakları devlet ve vatandaş ilişkilerini daha ileriye götürecek özelliklere sahiptir .
Geleneksek yöntemlerle çalışan devlet kurumlan giderek hantallaşmışlardır. Bu hantallaşmayı giderecek olan yapı elektronik devlet yapısıdır.
Elektronik devletin (e-devlet) kamusal hizmetlerin daha iyiye gitmesi için oluşan bir yapı olduğu görülmektedir. Bu kamusa! ahin İçerisinde devlet- vatandaş ilişkileri içerisinde yer alan bir başka alanda spor alanıdır. Dünyada sporun etkileşim alanı gün geçtikçe artmaktadır, Spor ulusal boyutta şehirleri, uluslar arası boyutta ülkeleri bir araya getirirken kendi içinde mevcut sistemlere uygun katılım kuralları ve işlemleri ün görmektedir.
Bireyin spora katılımı ve spor ile ilgili kurumların işlemlerinde teknoloji kullanımı ve elektronik devlet (devlet) uygulamaları diğer devlet hizmetleri ile uyum sağlaması tınısından önem arz etmektedir.
Bu çalışmanın amacı günümüz devlet yönetiminde tartışılan ve bazı alanlarda uygulanan elektronik devlet (e-devlet) uygulamalarında spor alanı uygulamalarının yeri ve önemini tartışmaktır.

ELEKTRONİK DEVLET (e-devlet)
Kamu kurumlan ve diğer Örgütler önderliğinde bilgi çağı şehri ve ülkesi olmak konusunda gerekli adımlar en kısa zamanda atılmalıdır. Bilişim teknolojileri bir ülkenin gelişimin büyük ölçüde etkileyebilecek güce sahiptir. Bu güç birçok devlet taralından dikkate alınmış ve politikalar üretilmiştir.
Elektronik devlet (e-devlet) ülkelerde kamu yönetiminin yeniden organizasyonu süreçlerinde önem kazanmış ve geleneksel devletin sorunlarına çözüm olarak değerlendirilmiştir.
"Geleceğin devleti" olarak da tanımlanan "elektronik devlet" temel olarak kamunun hizmet verdiği alanlarda bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması yolu ile daha şeffaf, vatandaşa daha yakın, daha ucuz ve daha iyi bir idari yapı olarak tanımlanabiliri)
Elektronik devlet e-devlet vatandaş-devlet ilişkilerini daha hızlı ve kolay işlemesini sağlayan bir yapı olarak karşımızdadır. Elektronik devlet (e-devlet) ile geleneksel devlet arasında ki temel fark bilgi alışveriş sürecindeki ilişkidir.

Ülkemizde elektronik devlet (e-devlet) geçişte izlenen yolların başında bilgilerin bilgisayar ortamına aktarılması ve vatandaşın bu bilgilere ulaşması için kamu kurumuna giderek geleneksel devlet yönetiminde olduğu gibi bilgi ile arasında kamu personelinin bulunması uygulaması görülmektedir. Son zamanlarda ise kamu kurumlarının diğer bir uygulaması ise elektronik devletin bir ayağı olan aynı zamanda kamu kurumunun görünen yüzü olan kamu kurumları web siteleridir
Kamu kurumları web sitelerini incelediğimizde kurumun görev, teşkilat yapısı ve görevlerine ilişkin bilgi vermeye göre tasarlandığı görülmektedir. Ayrıca çoğu kamu web siteleri sundukları hizmetlerin sunum tasarımları elektronik devlet uygulamaları açısından yetersiz görünmektedir
Bunun yanında bazı kurumlanıl elektronik devlet uygulamaları kapsamında uyguladığı hizmetler ümit vericidir. Bunlardan milli eğitim bakanlığının uygulamak örnek verilebilir. Özellikle www.meb.gov.tr sitesi diğer kurumlara örnek olabilecek bir yapıya sahiptir. Milli eğitim web sitesinde sınav sonuçlarına, atama sonuçlarına ulaşmak mümkün ve on-line olarak öğretmelik başvurulan yapılabilmektedir (www.meb.gov.tr)
Diğer elektronik devlet uygulamalarına Örnek öğrenci seçme yerleştirme merkezi (OSYM) uygulaması olan on-line üniversite tercihleri yapabilmek verilebilir.(www.osym.gov.tr)
Kamu kurumlan elektronik devlet uygulamalarına bir çok uygulama ile örnek verilebilir fakat bu çalışmanın amacı yönünde iki örneğin yeterli olacağı düşünülmüştür.

SPOR ALANINDA ELEKTRONİK DEVLET UYGULAMALARI
Elektronik devlet uygulamalarından tüm kamu kurumlarının azami düzeyde faydalanması gerekliliği spor alanı içinde aynı oranda geçerlidir. Bu alanda üzerine en büyük görev düşen kurum Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüdür.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü elektronik devlet kapsamında bazı uygulamalar gerçekleştirmekle beraber, uygulama süreçlerinde diğer kurum ve alt yapıları ile İletişim içindedir. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün geleneksel devlet yönetimi ve elektronik devlet yönetimi ile ilişki içinde olduğu kurumlar şunlardır.
Gençlik ve Spor Gene! Müdürlüğü
Gençlik ve spor Genci Müdürlüğü Taşra Teşkilatı
Spor Federasyonları
Spor Kulüpleri
Dernekler (Milli Olimpiyat Komitesi, Amatör Spor Konfederasyonu , Hakem-Antrenör)
Tüm bunlara artı olarak iletişim içinde olduğu yurt dışı federasyonlar, spor kurumları ve diğer kamu kurumları ve bu kurumların kendi aralarında ki ilişkiler geleneksel devlet yönetiminde yoğun İş yoğunluğu oluşturmaktadır. Bu iş yoğunluğunun çeşitliliği ile ilgili istatistiki bilgiler mevcut değildir.
Bu iş yoğunluğuna çözüm olarak elektronik devle! uygulamalarının spor alanı içinde kullanılması görülmektedir. Spor alanında elektronik devlet uygulamalarına baktığımızda, şu başlıklar altında olduğunu görüyoruz.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM Sporcu -Kulüp Sistemi)
Bu sistem ile her taşra teşkilatı ve federasyon kendisine verilen şifre İle sisteme girebilmektedir. Bu sistem ile kulüp tescil, sporcu lisans işlemleri bilgisayar veri tabanına aktarılmaya başlanmıştır. Bu sistem ile lisans çıkarmak isteyen kişi eski sistemde olduğu gerekli evraklarla İlgili kuruma başvurmakta ve sistem ile arasında kurumun memuru işlem yapmaktadır. Bu sayede zaman kazanımı ile ilgili avantaj olmasına rağmen elektronik devlet uygulamaları açısından başlangıç düzeyindedir. Sistem bireyin kuruma bir kaç kez gitmesini engellememiş ve kurum memuru ile yüz yüze işlem yapmasını devam ettirmiştir. Sistem girilen bilgiler doğrultusunda sağladığı sorgulayıcı raporlar sayesinde gerektiğinde karar almayı kolaylaştırıcı istatistikleri hemen sunabilmektedir (www.gsgm.gov.tr).

Gençlik ve Spor Genci Müdürlüğü
Web siteleri elektronik devletin vatandaş ile yüz yüze olduğu bîr akındır. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü web sitesini incelediğimizde siteyi 11.08.2003 tarih itibari ile 13915 kişi ziyaret etmiştir. Web sitesinde elektronik devlet uygulamaları açısından dikkat çeken işlemler bütçe başlığı altında raporların açıklanması, ihale ilanları, istatistikler, on-line sınav sonuçları Önemlidir. Fakat bu uygulamalar da elektronik devletin gerektirdiği düzeyde değildir. İhale ilanları sadece duyuru niteliğinde olup On-line başvuru yapılamamaktadır. Kursların sınav sonuçları mevcut olup kurslara on-line başvuru yoktur. Kurslarla İlgili uzaktan eğitime yönelik uygulama da mevcut değildir. Ayrıca web sitesinde yarışma takvimleri mevcuttur fakat yarışmalara on-line başvuru mevcut değildir (www.gsgm.gov.tr).



Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Taşra Teşkilatı
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü taşra teşkilatının hizmetlerine elektronik devlet kapsamında baktığımızda, GSGM Sporcu -Kulüp Sistemini kullandığını görmekteyiz. Bunun yanında web sitelerini incelediğimizde; 81 ilin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün 43 ilin web sitesine ulaşılıyor, 17 ilin web sitesine geçici olarak ulaşılamıyor, 21 ilin web sitesi bulunmamaktadır. Mevcut web sitelerine baktığımızda uygulamanın aşağıda ki başlıklar altında toplandığını görmekteyiz.
Tarihçe - Yönetim - Spor Servisi - Gençlik Merkezleri- Personel - Tesisler - Mevzuat -Duyurular - Yarışma Programlan - İstatistik bilgiler
Gençlik ve Spor İl müdürlüğü web siteleri sadece bilgi vermeye yönelik tasarlanmış siteler olarak karşımızda durmakta ve karşılıklı iletişim için on-line hizmetler sunmamaktadır: Bu durum da elektronik devlet uygulamaları açısından yerersiz düzeydedirler.

Spor Federasyonları
Spor federasyonları Gençlik ve Spor Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmektedirler. Spor federasyonları da kendilerine verilen şifre ile GSGM sporcu-kulüp sistemini kullanmakladır. Spor federasyonlarının web şilelerine baktığımızda 46 spor federasyonunun 32'si web sitesine sahipken 14'ü web sitesine sahip değildir.
Spor federasyonları \veb siteleri içeriği genellikle bilgi vermeye yönelik tasarlanmış ve karşılıklı on-line iletişime imkan, verilmemiştir. Spor federasyonları web siteler: elektronik devlet uygulamalarına geçişte yetersiz düzeydedir.
Tüm bunların yanında diğer spor kulüpleri, spor demekleri ve spor ile ilgili birimlerin elektronik devlet yapılan inceleme açısından çok geniş bir ahım kapsadığından her biri bir çalışma içerisinde değerlendirilmek üzere bu çalışmada değerlendirilmemiştir. Bu çalışmada uygulamalar genel hatları ile ortaya konulmaya çalışılmıştır.

TARTIŞMA VE SONUÇ
Teknolojinin etkili gücü, her alanda olduğu gibi (ŞİMŞEK ve AKIN, 2001) spor alanında da değişimi meydana getiren önemli bir araç olarak görülebilir. Bu değişimi elektronik devlet uygulamaları boyutunda ülkemizde spor alanında başlangıç düzeyinde görmekteyiz.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü sporcu kulüp sistemi bu değişimin başlangıcını onaya koyarken eksik yönleri ile yeterli düzeyde kullanılmamaktadır. Bunun yanında web sitelerinin etkin kullanılmaması da ayrıca bîr sorun olarak karşımızda durmaktadır.
Kamu kurum ve kuruluşların internet ortamında sundukları hizmetler elektronik devletin görünen yüzünü belirmeyi ve yapılması gerekenleri ortaya koyması açısından önem arz etmektedir.
Elektronik devlete dönüşüm sürecinde uygulanan projelerin geçerliliği sürekli belirli kriterlerle ölçülerek ortaya konulabilir.
Elektronik devlet uygulamalarında tarafların hepsinin uygulamaya belli düzeyde hazır olması gerekmektedir. İşte bu nedenle ülkemizde spor alanında tüm kurumlar elektronik devlet çatısı altında üstüne düşen görevi yerine getirmelidir.
Oysa uygulamalara baktığımızda karşımıza çıkan elektronik devlet ve spor işlem ve uygulamalarında yeterli düzeyde bir planlama ve İşbirliği mevcut değildir.

ÖNERİLER
Spor alanında daha etkin bir elektronik devlet projesi geliştirilmeli ve tarafların hepsi bilgilendirilmelidir. Elektronik devlet uygulamaları altında e-devlet, e-Federasyon, e-kulüp, e-yönetici, e-antrenör, e-sporcu, e-hakem kavramları uygulamaya geçirilmelidir.
Spor hizmetlerinin elektronik devlet uygulamaları ile bütünleşmesini sağlayıcı önlemler alınmalıdır.
Spor federasyonları bünyesinde bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin kullanılmasına yönelik çalışan kurullar kurulmalıdır.
Spor akınında yer alan kurum ve kuruluşlar için belirli standartlarda web siteleri planlanmalıdır.
E-spor için projeler geliştirilmeli ve Avrupa birliği mali projelerinden faydalanma yoluna gidilmelidir.

Levent ATALI, Kürşad SERTBAŞ, Ahmet GÖNENER


KAYNAKLAR
(1) Gençlik ve Spor Genci Müdürlüğü . www.gsgm.gov.tr
(2) İNCE Murat, (2001) "Elektronik Devlet, Kamu Hizmetlerinin Sunulmasında Yeni İmkanlar", Devlet Planlama Teşkilatı Yayınlan, Ankara.
(3) KOCAL Yakup, (2001) "Yerciden Ulusala Bilicim Eylem Planı". Promat yay. Ankara.
(4) Milli Eğilim Bakanlığı, www.meb.gov.tr
(5) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, (www.osym.gov.tr)
(6) ŞİMŞEK Şerif M.. AKİN Bahadır., (2001) "Teknoloji Yönelimi ve Örgütsel Değişim".Çizgi yayın Konya.
(7) Türkiye Bilişim Şurası (2002) ".Elektronik Devleti Çalışma Raporu", İstanbul.

68
ÖZET
Toplumsal dönüşüm dönemlerinde sosyal- kültürel- ekonomik göstergeler de değişime uğrar. Bunlardan biri de kadının toplumsal konumudur. Bu çalışmamda amaç, sporun hiçbir zaman bir toplumdaki sosyal değişimden bağımsız olmadığını göstermektir. Bu amaçla Türk kadınının sosyal durumu; İslamiyetten önce, Osmanlı döneminde ve uluslaşma sürecinin başladığı Genç Türkiye Cumhuriyetinde ele alınacaktır. Özellikle Genç Türkiye Cumhuriyetinde Medeni Kanunun yürürlüğe girmesiyle kadının yaşadığı toplumsal mağduriyet bir ölçüde giderilmeye çalışılmıştır.
Genç Türkiye Cumhuriyeti?nin en başta gelen amacı ise , Osmanlı?nın ümmet yapısından ulus yapısına geçmek olmuştur. Ulus kavramı ise yurttaşlık kavramından ayrı düşünülemez. Bu bakımdan Fransız İhtilali?nin prensiplerinin temelini oluşturan Aydınlanma felsefesi ve özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi sosyal unsurlar yeni bir insan yaratma çabasına yol açmıştır. Artık eskinin köhne dogmalarından kurtulmuş, aklın ve bilimin egemen olduğu ,çağdaş, ilerici bir yapı kurulmak istenmiştir. Çağdaş Türk ulusunun yaratılmasında eskinin ?kul?luktan öteye gidemeyen cemaat insanının
Yerini,aklını özgürce kullanan,bilimin yol göstericiliğinde hareket eden,birbirleriyle her bakımdan eşit kadın ve erkeklerden oluşan bir toplum yapısı hedeflenmiştir. Bu bağlamda spor olgusu da,bu toplumsal değişimlere koşut olarak kendi içinde değişim göstermiştir. Genç Türk Cumhriyeti?nin uluslaşma hedefine spor yoluyla da erişebileceği düşünülmüş, bu bakımdan sporda kadına da yer verilmiştir.


GİRİŞ
Toplumsal dönüşüm dönemlerinde sosyal, kültürel,ekonomik göstergelerde de değişim kaçınılmazdır. Bu göstergelerden biri de kadının toplumsal konumudur. Bu amaçla Türk kadınının sosyal durumu, İslamiyetten önce, Osmanlı döneminde ve uluslaşma sürecinin başladığı Genç Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere üç farklı toplumsal evrede ele alınacaktır. Özellikle Genç Türkiye Cumhuriyeti?nde Yurttaşlar Yasasının yürürlüğe girmesiyle(1926) kadının yaşadığı toplumsal mağduriyet bir ölçüde giderilmeye çalışılmıştır.Genç Türkiye Cumhuriyeti?nin en başta gelen amacı ise, Osmanlı İmparatorluğunun ümmet yapısından ulus yapısına geçmek olmuştur.Ulus kavramı ise yurttaşlık kavramından ayrı düşünülemez.Bu bakımdan Fransız İhtilali?nin prensiplerinin temelini oluşturan Aydınlanma felsefesi ve özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi kavramlar yeni bir insan yaratma çabasına yol açmıştır. Artık eskinin köhne dogmalarından kurtulmuş, aklın ve bilimin egemen olduğu,çağdaş, ilerici bir toplumsal doku oluşturulmak istenmiştir. Çağdaş Türk ulusunun yaratılmasında eskinin ?kul?luktan öteye gidemeyen cemaat insanının yerini; aklını özgürce kullanana,bilimin yol göstericiliğinde hareket eden,birbirleriyle her bakımdan eşit kadın ve erkeklerden oluşan bir toplum yapısı hedeflenmiştir. Bu bağlamda spor olgusu da, sözü edilen toplumsal dönüşümlere koşut olarak kendi içinde değişim göstermiştir. Genç Türkiye Cumhuriyeti?nin uluslaşma hedefine spor yoluyla da erişebileceği düşünülmüş,bu bakımdan sporda kadına da yer verilmiştir.

İSLAMİYETTEN ÖNCE TÜRK KADINI
İslamiyetten önce göçebelik döneminde Türk kadınının toplumsal konumu erkekle eşit düzeydeydi.?VIII. yüzyıl Orhun kitabelerinde Türk kadınından saygıyla bahsedilmektedir.? Türk kadını bu dönemde ata biner, kılıç kuşanır, ok atar,savaşlarda erkeğin yanında yer alırdı.Hatta erkeklerle güreşir,kendileriyle evlenmek isteyen erkeklerle düello eder, kendilerine yenilen erkeklerle evlenmezlerdi. ?Yabancı diplomatik kuryeler,Han tek başına olursa huzura kabul edilmezler,ancak her ikisinin de mevcudiyetinde huzura gelebilirlerdi.? İslamiyetten önceki Türk toplumlarında poligamiye rastlanmazdı. Bir kız çocuğunun dünyaya gelmesi,mutsuz bir olay olarak algılanmazdı. Göktürkler döneminde (550-575) kadınlardan oluşan atlı birlikler vardı. Bunun yanında kadın, çocuklarının eğitiminden birinci derece sorumluydu. Toplumsal ve politik kararlara katılır,günlük yaşamın her bölümünde yer alırdı.

OSMANLI DÖNEMİNDE KADIN
Türkler, İslamiyeti VIII.yüzyılda kabul etmişlerdir. İslamiyetin etkisiyle Türk kadınının sosyal konumu olumsuz bir şekilde değişmeye başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu?nun teokratik yapısı, kadının sosyal yaşantısına katı sınırlamalar getirmiştir. Bunun sonucu olarak Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadın-erkek eşitliğinden asla söz edilemez. ?Evlenmede kızın eşini seçme özgürlüğü yoktur. Evlenecek olan kız ve erkeğin ana babası veyahut aile büyükleri buna karar verirler.? Boşanma ise tek taraflı olarak erkeğe tanınan bir haktır. Kadının ailede hiçbir söz hakkı yoktur. Aile hukukunda ise kadın, erkekle eşit olarak mirastan pay alamaz.Mahkemelerde iki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına bedeldir. Bazı padişahlar ise kadınların kıyafetleri ile ilgili fermanlar çıkarmışlardır. Kadın istediği zaman sokağa çıkamazdı. Örneğin Sultan IV. Mustafa (12.yüzyıl) kadınların evden dışarı çıkmasını yasaklamıştır. Ancak bu durum bir Batılılaşma hareketi olan 1839 Tanzimat fermanıyla yavaş da olsa değişmeye başlamıştır. 1856 yılında çıkartılan arazi kanunu ile? kız evlatların babalarından kalan topraklar üzerinde erkek kardeşler gibi veraset haklarına sahip olmaları tanınmaktaydı.Kölelik ve cariyelik kaldırılmaktaydı.? 1858 yılında kız öğrenciler için,1869 yılında ise 6-11 yaş arasındaki kız ocukları için Sübyan okullarına devam zorunluluğu getirilmiştir.Bu okullarda öğretmenlerin de kadın olması öngörülmüştür.1913-1914 yıllarında ise sadece İstanbul?da kız liseleri açılmaya başlamıştır. Kız öğrencilerin devam edeceği ilk Üniversitenin açılış tarihi ise 12 Eylül 1914 ?dür. II.Meşrutiyet?in getirdiği özgürlük ortamında ise ilk kez kadınların kendileri hak mücadelesinde yer almışlardır. 1917 yılında çıkartılan bir kararname ile de çok eşli evliliği kadının iznine bırakan hükümler yer almıştır.Bu dönemde kadınların talepleri eğitim hakkı,serbestçe sokağa çıkabilme,eğlence yerlerine gidebilme,çalışma hakkının tanınması gibi konularda yoğunlaşıyordu.Buna karşılık siyasal haklara,aile hukukuna ilişkin kadın talepleri henüz düşünülmemektedir.Tanzimat ve II.Meşrutiyet döneminde başlatılan özgürleşme hareketleri henüz sporda kadına da yer verecek kadar çağdaş bir çizgi taşımıyordu.

ULUSLAŞMA SÜRECİNDE KADIN VE SPOR
Türk kadını 1919-1923 yılları arasında süren Türk Kurtuluş Savaşı?nda cephede bizzat savaşmış,pek çok kahramanlık örnekleri göstermiştir. 29 Ekim 1923 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarihe karışmış, Genç Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyetin kurulması ile birlikte kadın hakları da sosyal reformların önemli bir unsuru olarak ele alınmıştır. Atatürk Genç Türkiye Cumhuriyetini kurduktan sonra kadın haklarına çok önem verdiğini şu sözlerle açıklıyor:
?Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir.Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken,diğer bir organ işlemezse o sosyal toplum felçlidir.? Bu görüşün sonucu olarak 1926 yılında İsviçre?den alınan Yurttaşlar Yasası yürürlüğe konmuştur. Daha önce 1924 yılında da Tevhid-i Tedrisat kanunu ile Öğretim Birliği sağlanmıştır. Böylece dinsel eğitimin yerini laik eğitim almıştır. 1927 yılında da tüm Türkiye?de karma eğitime geçilmiştir. 1930 yılında da kadınlar oy kullanma ve belediye seçimlerinde aday olma hakkını elde etmişlerdir. Kadın- erkek eşitliğini sağlamaya yönelik reformlar,spor alanında da kendisine yer bulmuştur. ?Atatürk?ün Türk sporuna gerçek desteği ve katkısı sporun ülkede yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi olmuştur.? Atatürk?ün spor anlayışında dil,din,ırk,cinsiyet,yaş sınırlaması yoktur. Bunun sonucu olarak Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan bir yıl sonra,bütün mali olanaksızlıklara karşın 1924 Paris Olimpiyatları?na katılmıştır.Kadınlar da bu gelişmeden olumlu etkilenmişler ve sporun çeşitli dallarında kendilerini göstermeye başlamışlardır. Beden Eğitimi öğretmeni yetiştirecek okulların hizmete girmesi için 1926 yılında İstanbul Çapa Kız Öğretmen Okulu?nda bir spor kursu açılmıştır. Bu kurs için İsveç?ten biri bayan iki öğretmen getirtilmiştir. Dokuz ay süren bu kursta başarı gösterenler yurtdışına gönderilmiştir.Türkiye Cumhuriyeti?nin 29 Ekim 1923?de kurulmasından sonra 1926 yılında Türk kadını ilk defa atletizm pistlerinde kendini göstermiştir. Oysa Dünyada gelişmiş ülkelerde dahi kadının atletizm pistlerinde boy göstermesi 1926 yılından sonradır. Kadınların kürek sporunda yer alışları ise 1927 yılındadır. Tenis korlarına ise 1923 yılında çıkmaya başlamıştır. 1929 yılında ise Ankara?da bir grup kadın tarafından tenis kulübü kurulmuştur. Türk kadını bisiklet sporuyla da 1930 yılında tanışmıştır. İlk kadın cimnastikcilerimizden Mübeccel Argun ise 1941 yılında modern bir spor salonu açmıştır. Voleybolda ise takım kuracak kadar kadın sporcu bulunmadığından,ilk Türk kadın voleybolcu Suphiye Fırat 1929 yılında erkek voleybol takımında oynamaya başlamıştır.1930?larda ise yine bir Türk kadını Adana Seyhan Kulübünün başkanlığını üstlenmiştir.Bu Türk kadını ,Türkiye?de ilk kadın federe kulüp başkanı Huriye hanımdır. Beden Terbiyesi Teşkilatında ise ilk federasyon üyesi kadın,Güneş Çapa olmuştur. Azade Tarcan ise ablası Selma Tarcan ile Berlin?de cimnastik eğitimi almıştır. 1936 yılında Berlin?de yapılan Olimpiyat Oyunlarında iki eskrimci kadın sporcu,Halet Çambel ve Suat Aşeni Türk ulusunu başarıyla temsil etmiştir. ?Araya giren İkinci Dünya Savaşı,iki Olimpiyat yılını,1940 ve 1944?ü kan içinde yutmuştu. Sıra 1948?e geldiğinde savaş sonrasının Londra?da yapılan ilk Olimpiyatlarında bu kez genç bir Türk kız atleti,Üner Teoman pistlerdeydi.? Böylece bedenini yüzyıllardır kapkara bir dünyada utanarak gizlemek zorunda kalan Türk kadını, Genç Türkiye Cumhuriyeti?nin çağdaş, modern dünya görüşü nedeniyle-pek tabii ki en başta Atatürk?ün ilerici,akılcı,eşitlikçi,uluscu,evrensel,insancıl öngörüsü sayesinde- pistlerde ,kortlarda,stadyumlarda, gösterilerde,spor salonlarında özgürce hareket ettirmek fırsatına kavuşmuş oluyordu.

SONUÇ
Atatürk?ün Türk toplumuna getirdiği yenilikler,Osmanlı Dönemindeki ?ıslahat? ya da ?reform? hareketlerinden çok farklıdır. Atatürk, Türk toplumunda tedrici değil, bütüncül değişim fikriyle yola çıkmıştır. Türk toplumunda gerçekleştireceği bütüncül değişimin başarılı olması için,toplumda kadının yerinin çağdaşlık ve bilimsellik doğrultusunda ele alınması gerekliliğini,kadının bir toplumun gelişmesinde ne kadar önemli bir varlık olduğunu gören ender dünya liderlerinden biridir. Atatürk?ün değişim hareketinin temel amacı insan hak ve özgürlüklerinin temelini oluşturduğu demokrasiyi gerçekleştirmektir. Bunun için de en başta Laiklik olmak üzere bir dizi ilkeler ortaya koymuştur. Atatürk?ün temel amacı zihinleri kör karanlıktan, akıl dışı hurafelerden, körü körüne bağlanılan dogmalardan kurtarmak kadar,kadın-erkek ayırt etmeden bedenleri de özgür kılmaktı.Bu açıdan Atatürk spora kadının katılımını da, sadece öjenik olarak ele almamış,kadın-erkek özgür ve eşit yurttaşlardan oluşacak ulus bilincinin temel taşlarından biri olarak görmüştür.

AYŞE ATALAY


KAYNAKÇA
ATABEYOĞLU C.(2000), ?Olimpiyat Oyunlarında Türk Kızları?, OK Yayınları.,Syf 7, İstanbul
DARGA M. (1984), ?Eski Anadolu?da Kadın?, İÜEF Yayınları.,Syf 59,İstanbul
DOĞRAMACI E.(1997), ?Türkiye?de Kadının Dünü Bugünü?, İş Bankası Kültür Yayınları.,Syf 3,İstanbul
DÜLGERBAKİ T.(2005), ?Eski Türklerde Uygulanan Serbest Zaman Etkinlikleri ve Spor?, Grafic House Yayınları.,Syf 153,İstanbul
GAZETECİLER CEMİYETİ Yayınları.(1982), ?Atatürk?ün Spora Bakışı?, Gazeteciler Cemiyeti Yayınları.,Syf 11, İstanbul
TEKELİ Ş.(1982), ?Kadınlar ve Siyasal,Toplumsal Hayat?, Birikim Yayınları.,Syf 196,İstanbul

69
Herhangi bir spor dalında üst düzeyde sporsal verime ulaşmak ve üst düzeyde başarılar elde etmek için, ilgili spor dalıyla uğraşan birey yada bireylerin gerek kalıtsal gerek sonradan kazanılmış olan yeti ve yatkınlıklarının o spor dalına uygun ve elverişli olması gerekir. Bu nedenle ?Sporda yetenek seçimi ve geliştirilmesi? sporsal verimi belirleyen önemli bir işlemdir. Bu işlem ne kadar erken ve vaktinde yapılırsa doğruluk derecesi o denli yüksek olur.

Çocuk ve gençlerin bir spor dalında olan yetenek seçimi işlemleri, onların düzenli yaptıkları okul spor etkinlikleri ortamında, spor okulları ve spor kulüpleri içerisindeki çalışmalar sırasında dikkatli ve uzun süreli gözlem ve özel yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu gözlem ve yöntemlerde çocuk ve gencin salt fiziksel becerileri veri olarak ele alınmayıp, zihinsel ve duyumsal yetenek ve yatkınlıklarının da o spor dalına yatkınlık ve elverişliği göz önünde bulundurulur.

İ Ç E R İ K
? Bedensel gelişimin diğer gelişim alanlarına etkisi
? Yaş gruplarına göre bedensel gelişim özellikleri.
? Spor branşlarında yaş aralıkları ve yetenek göstergeleri.
? Beden eğitiminde ölçme ve değerlendirme yöntemlerimiz.
? Okulun beden eğitimi, spor uygulamalarındaki fiziki koşulları ve etkinlikleri

B E D E N S E L G E L İ Ş İ M İN D İ Ğ E R G E L İŞ İ M ALANLARINA E T K İ S İ
Çocukların beş gelişim alanları vardır. (Bedensel, bilişsel, sosyal, duygusal, cinsel) Bu gelişim alanları hem kendi içinde gelişir hem de birbirlerinin gelişimlerini etkilerler.
Bir alanda yaşanan yeterlilik veya yetersizlik durumları diğer alanlara da bir şekilde yansır. Çünkü gelişim bir bütündür. Örneğin; çocuk ait olma, kabul edilme, saygınlık
kazanma gibi sosyal ve duygusal gelişimlerini beden eğitimi etkinliklerine katılarak hem bedensel gelişimini hem de benlik algısını geliştirebilir.Ayrıca sosyal, duygusal, bilişsel alandaki kazanımları da bedensel gelişimini olumlu etkiler.

YAŞ GURUPLARINA GÖRE BEDENSEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

6 - 8 YAŞ
Organlar arasında orantı yoktur.

Büyüme, kol ve bacakların boyuna uzaması biçimindedir.
Büyük kaslar ile büyük eklemler arasında koordinasyon sağlanmaya başlar
Oysa hala büyük kaslar ile küçük kaslar arasında koordinasyon hala zayıftır.
Küçük kaslar gelişim içindedir. ( parmak ve bilek hareketleri...)
Çok hareketlidir.

İ LG İ VE İ HTİYAÇLARI:
Çok kurallı oyunlara uyumda zorlanabilir.
Uzun süreli ve dikkat gerektiren etkinliklerden çabuk bıkar.

Yarışmalı oyunlara ilgi duyabilirler.
İyi beslenmeye, yeterince dinlenmeye ( 10-12 saat uyku) ihtiyaçları vardır.
Etkinlikler arasında sık sık dinlenmeye gerek duyar.
Beğenilmek ve ilgi onları teşvik eder.

BEDEN EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI.
Büyük kas gruplarına yönelik etkinlikler; kısa süreli yürüyüş, koşu tırmanma, sıçrama denge v.b. taklit, dramatize ve oyunlar.
Jimnastik, basketbol , voleybol sporlarına bu yaşlarda başlanabilir. ( Özel antrenmanla başlama yaşı ise 10- 12 dir.) Bu spor alanlarının yetenek göstergeleri aşağıda belirtilmiştir

8-10 YAŞ
1. Küçük kasların gelişimi hızlanmıştır.
2. Sinir, kas ve eklem koordinasyonu sağlanmaya başlamıştır.
3. Boyuna büyüme yavaş, enine büyüme daha hızlıdır.
4. Kas ve organ gücü gelişimi arasında uyum sağlanmıştır, Dönemin sonunda
5. Vücut ve hareket gelişimi yönünden "çocukluk olgunluğuna" ulaşır.
6. Erkekler kızlara oranla biraz daha dayanıklı ve kuvvetlidir.
7. Yoğun dikkat gerektiren konularda 20-25 dk., ilgi alanında ise daha uzun süre çalışabilir.
8. Gerçekçi düşünmeye başlamıştır. Başkaları ile olan ilişkilerini gerçek yönleri ile görür, kendini eleştirebilir.
9. Beden ve ruh sağlığı arasındaki denge sağlanmıştır.
10. Yorulduğunun farkına varamaz.

İ LG İ VE İ HTİYAÇLARI:
1. Bu yaş aralığının psiko - sosyal alandaki gelişim görevi BAŞARILI olmaktır
2. Başarılı olmak için çaba gösterir. Başarılı sporcuları önemli bir kişi olarak görür ve adlarıyla tanır.
3. Erkek çocuklar, kuvvet ve cesaret isteyen yarışmalı etkinliklerden hoşlanır. Kız çocuklarda eğlenceli takım oyunlarına ilgi fazladır. Kız ve erkekler ayrı oynamak ister.
4. Çok enerji harcadıkları için, yetişkinlere yakın kaloriye ihtiyaçları vardır.
5. Yeterli dinlenme ve beslenmeleri gerekir (10-11 saat uyku).
6. Zamanının büyük bir kısmım arkadaştan ile oynayarak geçirmek ister.
7. Büyüklerden anlayış ve ilgi bekler.
8. Ritmik etkinliklerde yaratıcıdır. Yeteneklerini sergilemekten büyük mutluluk duyar.
9. Vücut gelişimi ve güzelliği konusunda duyarlı ve özenlidir

BEDEN EĞİTİMİ UYGULAMALARI:
1. Tüm kas ve eklemler için; hareketlilik, beceriklilik, çabukluk ve denge geliştirici hareketler.
2. Ritmik ve müzikli hareketler.
3. Eğlenceli grup yarışmaları.
4. Basketbol, voleybol, yüzme v.b. spor dallarının tekniğe yönelik başlangıç çalışmaları.
5. Duruş bozukluklarını düzeltici değerdeki çalışmalar.

10-11 YAŞ KIZ / 10-12 YAŞ ERKEK
1.Organlar ve sistemler arasında uyum sağlanmıştır.
2.Hareketleri doğru ve çabuk kavrar. Sportif etkinliklerde verimlilik dönemindedir.
3.Dikkati büyüklerinkine yakın sürelidir.
4.Dönemin sonunda büyüme hızı artar ve vücuttaki değişiklikler başlar.

İ LG İ VE İ HTİYAÇLARI:
1 .Bir önceki yaş grubuna oranla ilgileri daha gerçekçi bir boyut kazanır
2. Enerji tüketimi üst düzeydedir. Bu nedenle iyi beslenme ve dinlenmesi gerekir.
3.Grup içi etkinliklerinden ve liderlikten hoşlanır.
4. Kız ve erkek çocuklar ayrı ayrı oynarlar.

BEDEN EĞİTİMİ UYGULAMALARI:
1.Çabukluk, beceriklilik ve hareket gelişimine yönelik çalışmalar.
Antrenmanlı jimnastik, voleybol, basketbol sporları yapabilir. Becerilerini sergileyebileceği, eğlenceli takım oyunları ve yarışmalar.

12-14 YAŞ
1. Hızlı bir büyüme ve gelişme dönemidir. Kollar ve bacaklar hızlı ve vücudun diğer bölümlerine göre oransız büyüme içerisindedir. Eller ve ayaklar 14. yaşın sonunda alabileceği büyüklüğe ulaşmak üzeredir. Oransız olarak gelişen bu organlarım kullanmakta güçlük çeker.
2. İç salgı bezlerinin faaliyeti artmıştır. Aşırı terleme olur, yüzde ergenlikler çıkar.
3. Kalp ve dolaşım sistemindeki gelişim normal seyrini sürdürür.
4. Kız çocukları erkek, çocuklarından daha önce gelişirler.
5. Bazen çok hareketli, bazen çok tembeldir. Kolay yorulur, bu durumunu istemeyerek kabullenir, ancak buna uymaz.

İ LG İ VE İ HTİYAÇLARI:
1.Vücut gelişimi ile ilgili endişeleri vardır. Bu korkuyu yenmek için beden
eğitimi, spor, halk oyunları ve dans faaliyetlerine katılmaya aşırı isteklidir.
2. Takım oyunlarına ve spor dallarına ilgi duyarlar. Okul ve kulüp takımlarına girmek ister.
3. 8-10 saat uyumalı, beslenmesine ve dinlenmesine özen göstermelidir.
4. Büyüklerinden ilgi ve anlayış bekler.
5. Gelişimleri ile ilgili bilgilendirilmeye ihtiyaçları vardır. 6.. Bir grup içerisinde yer almak önemlidir.

BEDEN EĞİTİMİ UYGULAMALARI:
1. İyi duruş alışkanlığı kazandırıcı ve omurga arızalarını giderici hareketler yapılmalı.
2. Karma olarak takım oyunları ve yarışmalar düzenlenebilir.
3. Bir önceki donemdeki motorsal becerilere ek olarak hafif kuvvet ve dayanıklılık çalışmaları yapılmalıdır.
4. Halk oyunları, dans, gezi ve izcilik etkinliklerine yer verilmelidir
5. Bilinen hareketler, teknik yönden daha da iyileştirilmelidir.
6. Üst düzeyde koordinasyon gerektiren hareketlerden kaçınılmalıdır
7. Yüklenmelerde bireysel gelişim göz önünde bulunmalıdır.
8. Bu dönemin özellikleri ve bireyler üzerindeki etkileri uygun biçimde açıklanmalıdır.
9. Sorumluluk yükleyici görevler verilmeli, başarılarım sergileme olanağı tanınmalıdır.

SPOR BRANŞLARINDA YETENEK GÖSTERGELERİ
Sporcu seçiminde özel biyolojik yapı ile biomotor yetenekler ve fizyolojik güçlülük önemlidir.

Sağlık: Yapılacak olan sporun karakterine göre dinamik (basketbol, hokey, atletizm, yüzme, boks vb.) veya statik (atıcılık, bowling vb.) türde etkin olan sağlık kontrollerine tabi tutmak.

Biometrik Kalite: Antropometrik yapıyı içerir. Boy ve vücut ağırlığı ile gövde uzunluğu çoğu spor dalında baskın rol oynar. Bununla birlikte bazı sporlarda seçim erken dönemde yapılır. Örneğin: 4-6 yaşlar (cimnastik, artistik patinaj, yüzme gibi) arasında bu yapı dikkate alınmaz.

Genetik Yapı: Biyolojik yapının antrenman üzerine etkisi olmakla birlikte bu mutlak etki değildir. Kişinin biyolojik yapısına örnek olarak hızlı veya yavaş kasılan kas fibrillerinin azlığı veya çokluğu.

Spor Yeteneği ve İklim: Spora olan yeteneğin yanı sıra yaşanılan yerin coğrafi yapısı bu yeteneğin şekillenmesinde etkin rol oynar. Örnek, yüksek rakımlı bir dağ kentinden bir yüzücünün veya sprinterin çıkmasını beklemenin tesadüflere bağlı olduğu gibi.

Özelliklerin Hazır Bulunması: Antrenörün testleri yaptığı sırada öğrencinin verdiği biyolojik
yanıtlarla bu testlere hazır olduğunu belirtebilir. O test bataryalarının normlarına ulaşabilir.

ATLETİZM
? Reaksiyon zamanı patlayıcı kuvvet
? Sinirsel yapı (hırs, saldırganlık, bireysellik, )
? Koordinasyon (kas ve eklemler arasındaki uyum)
? Strese karşı koyabilme yeteneği (yüksek direnç, azim ve motivasyon)
? Bacak uzunluğu
? Bacak gövde oranı
? Anaerobik güç ve vücut ağırlığının maksimal VO2/kg
? Uzun kas-fibril yapısı
Spor branşına başlama yaşı: 8-12
Özel antrenmana başlama yaşı: 13-14

BASKETBOL - VOLEYBOL
? Uzun kol ve bacaklar
? Yüksek anaerobik güç ve kapasite
? Koordinasyon
? Stres ve yorgunluğa karşı koyabilme
? Taktik zekası takım işbirliği
Spor branşına başlama yaşı: 7-8
Özel antrenmana başlama yaşı: 10-12

CİMNASTİK
? Koordinasyon, esneklik, güç
? Kulak uyumu ve ritim duygusu
? Sabır, stres ve yorgunluğa karşı koyabilme gücü
? Yüksek anaerobik güç : Kısa ve orta boy
Spor branşına başlama yaşı: 4-5
Özel antrenmana başlama yaşı: 10-11

YÜZME
? Düşük vücut yoğunluğu (hacimve kitle arasındaki ilişki)
? Yüksek aerobik ve anaerobik kapasite; Uzun kol, büyük ayak
Spor branşına başlama yaşı: 3-7
Özel antrenmana başlama yaşı: 10-11

FİZİKSEL UYGUNLUK VE PERFORMANS ÖLÇÜM TETLERİ

A. DAYANIKLILIK TESTLERİ
1 .Aerobik Koşu Testi ( 9 dakikalık koşu testi
2.Dayanıklılık Mekik Koşu Testi.
3.Foresty Adım Testi
4.Astrant Bisiklet Testi: Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Performans Laboratuarına her yıl periyodik olarak götürdüğümüz sporcularımıza uygulanmaktadır.
5.İki Kilometre yürüyüş Testi:
6.Ayakta sıçrama testi:
7.Açık Bacak Sıçrama Testi.
8.Merdiven Testi

B. EUROFİT ESNEKLİK - DENGE VE MOTORİK TESTLER
1. Otur- Eriş Testi ( Esneklik Testi) :
2. Öne Eğilme Derinliği (Esneklik Testi )
3. Flamingo Denge Testi.
4. Alan- Koordinasyon Testi.
5. Dinamik Esneklik
6. Genel Koordinasyon
7. Durarak uzun atlama

C. KUVVET TESTİ
1. Mekik Testi
2. Bükülü Kol ile Asılma
3. Sırt Kuvvetinin Ölçülmesi
4. El Dinamo Metresi ( Handgrip )
5. Margaria- Kaleman Güç Testi
6. Şınav Testi.
7. Dizlerle Çöküp Kalkma
8. Ters mekik Testi.
9. Çakı Vaziyeti

V Ü C UT KOMPOZİSYONU VE ANTROPOMETRİK TESTLER
1. Boy kilo ölçümleri
2 .Deri altı yağ kalınlığı ölçümleri.
3. Çap ölçümleri.
4. Uzunluk ölçümleri
5. Çevre ölçümleri

OKULUN BEDEN EĞİTİMİ, SPOR UYGULAMALARINDAKİ FİZİKİ KOŞULLARI VE ETKİNLİKLERİ
Çocukların gelişim alanlarını bir bütün olarak gördüğümüzü ve alanlardan birinin gelişimindeki engelin diğer alanları da etkilediğini yazımızın başında belirtmiştik. Çocuğun bütünsel gelişimini sağlamak için aile ve okul uygun ortamlar hazırlamak zorunluluğundadır. Çünkü zamanında sunulmayan bu yardımlar daha sonraki yaşlara gelişim güçlüğü olarak kalırlar.

Bilindiği gibi kişiliğin oluşmasında bireyin doğuştan getirdiği genetik özellikler içinde doğduğu aile ve gelişme sürecinde dahil olduğu çevre büyük önem taşır.

Spor çocuklar için fiziksel, sosyal ve ruhsal özelliklerini görmesini sağlayan ,kendi yetilerini tanımaya yarayan önemli bir olgudur. Spor, çocukların kendilerine olan inançları,fiziksel-sosyal yetenekleri ve zihinsel gelişimleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bir çocuğun kendisini tanımasında ve neleri yapabileceğini anlamasında spora devamlı katılımın güçlü bir etkisi vardır. Çünkü çocuklar spor ortamında fiziksel kapasitelerini öğrenebilecek ve bunların belirli bir süre sonunda nasıl geliştiğine tanık olacaktır. Böylece çocuk sporda kullanabildiği ve gelişen becerilerini günlük yaşama transfer ederek çevresini daha uyumlu bir şekilde kullanabilecektir
.
Günümüz yaşam felsefesinde spor, kaliteli yaşamın bir parçasıdır ve en yararlı sosyal etkinliklerden birisi olarak kabul edilmektedir. Performans sporu bir yana , günümüz yaşam kavramında çocuğun dengeli ve sağlıklı gelişimi içerisinde, düzenli spor yapmanın önemli bir yeri vardır. Çocuğun ergenlik çağı öncesi ve sonrası düzenli olarak yaptığı spor etkinlikleri ,sağlıklı bir fiziki yapının gelişimini sağlarken ;ileriki yaşlarda fiziki yapının bozulmasını geciktirmede önemli rol oynamaktadır. Bilindiği gibi büyümenin en hızlı olduğu çocukluk evresinde insan vücudu en fazla değişken yapıya sahiptir . bu evre aynı zamanda ,insan vücudunun zararlı çevresel etkenlerden de en fazla etkilendiği çağdır. Zararlı kabul edilen çevresel etkenler ;hatalı ve yetersiz beslenme ,hastalıklar ,kötü sosyo-psikolojik ve yetersiz fiziksel etkenlerdir. Bu etkenler bir arada olduğu zaman ,büyüme ve gelişme yeteri kadar oluşmamakta ve kişi genetik olarak sahip olduğu fiziki yapıya ulaşamamaktadır. Bunun sonucu olarak ,kişi yetişkin çağda daha kısa boya ,daha kötü bir dolaşım -solunum vb. sistemlerine sahip olabilmektedir.

İleri yaşlarda düzenli spor yapma alışkanlığının kazanılması zor olmaktadır. Bu nedenle spor çocuk yaşta yapılmışsa , yetişkin çağa gelindiğinde kişinin sahip olduğu fiziksel potansiyelini sonuna kadar geliştirebilmesine yardımcı olamamaktadır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki okul çağında çocuklara düzenli olarak yaptırılan spor,daha ileri yaşlarda güncel yaşamın bir parçası olarak alışkanlık haline getirilecek şekilde benimsenebilmektedir. Bu nedenle SAĞLIKLI OLMAK VE SPORUN BİR YAŞAM BİÇİMİNE DÖNÜŞTÜRMESİ için erken yaşta spor yapmanın son derece önemli olduğu kabul edilmektedir

70
KENDİNE GÜVENİN TANIMI
İstenilen, arzu edilen bir davranışı başarıyla yapabilmeye ilişkin inançtır.
Gerçekte kendine güven, Başarı Beklentisidir (Weinberg & Gold, 1995)


Kendine Güvenle Eş Anlamlı Düşünülen Diğer Kavramlar

-Yeterli benlik (self-efficacy) Bandura
-Yeterlik motivasyonu (competence motivation) Harter
-Sportif güven (sport confidence) Vealey
-Algılanan yetenek (perceived ability) Nicholls
-Hareket Güveni (movement confidence) Griffin & Keogh

Yeterli Benlik (Bandura,1977)
Kendine güvene mikro düzeyde yaklaşımdır. Yani; belirli becerileri yapabilmek için algılanan yeteneğin, belirli yarışmalarda ve aynı spor içerisindeki her bir beceride değişebileceği temeline dayanır (duruma özgü kendine güven)

Bandıra?ya (1977) Göre Yeterlik Beklentilerinin Kaynağı
1. Performans başarıları
2. Başkaları aracılığıyla yaşanan deneyimler
3. Sözel inandırıcılık
4. Duygusal uyarılmışlık

Bandura?ya göre Yeterli Benlik Üç Boyutta değerlendirilebilir
1 ?Düzey?: Kişinin beklediği performansı elde edip edememesi
2 ?Güç/ kuvvet?: Kişinin başarılı olmak işin beklentilerindeki kesinlik/kararlılık
3 ? Genellik?: Kişinin kendisini yeterli gördüğü alanların sayısı


YETERLİK MOTİVASYONU
Kişi, çeşitli görevlerde ustalaşmak için cesaretli girişimlerde bulunurken yeterli olduğuyla ilgili inancını ifade eder.

Yüksek Yeterlik Motivasyonu veya Düşük Yeterlik Motivasyonu şeklinde kendini gösterir.

Yüksek Yeterlik Motivasyonunda kendine yeterlik pozitif heyecanlar ve yeterlilik duygusu sonucunda başarı gelir.

Düşük Yeterlik Motivasyonunda negatif heyecanlar, düşük ustalık girişimleri sonucunda başarısız performans ortaya çıkar. Bunun sonucu, sporcunun sporu bırakmasına kadar gidebilir.

ALGILANAN YETENEK
Kişinin bir motor görevi ne kadar iyi yaptığı ile ilgili algısıdır.

SPORTİF GÜVEN
Kendine güvene makro düzeyde yaklaşımdır. Yani genel olarak sporda ve özel olarak ta bazı yarışmalardaki performans beklentileri ile ilgili kendine güvenin bütüncül düzeyini ifade eder. Ya da bireyin sporda başarılı olmak için sahip olduğu yeteneğin kesinliğine ilişkin algısıdır.

SPORTİF GÜVENİN İKİ BOYUTU

1- Sürekli Sportif Güven: Sporda başarılı olmak için kişinin genelde kendi yeteneği hakkında sahip olduğu kesinliğin derecesini anlatır.

2- Durumluk Sportif Güven: Sporda başarılı olmak için kişinin kendi yeteneği hakkında belirli bir anda sahip olduğu kesinliğin derecesidir.

SPORTİF GÜVENİN DOKUZ KAYNAĞI

1-Ustalık
2-Yeteneği sergileme
3-Fiziksel ve zihinsel hazırlık
4-Fiziksel benlik sunumu
5-Sosyal destek
6-Başkaları aracılığı ile yaşanan deneyimler
7-Koçun liderliği
8-Çevresel rahatlık
9-Durumsal uygunluk

KENDİNE GÜVENİN GELİŞTİRİLMESİ
1- Kendine güveni geliştirmeyi isteme imgeleme, pozitif self-talk, hedef belirleme
2- Fiziksel ve zihinsel hazırlık
3- Güçlü yönlerini tanıma
4- Kendine güveni olan rol modeline sahip olma
5- Sosyal destek ve teşvik
6- Güçlüklerden güven kazanma
7- İyimser bir zihinsel yapı belirlemek kişiselleştirme-genelleştirme-süreklilik (istikrar)
8- İyimser bir zihin yapı geliştirmek pozitif geribildirim arama-geribildirim kabul etme-sportif yaşantıları çerçeveleme.

Şefik Tiryaki
 

71
Bir toplumsal kurum, toplumdaki düzenin birçok yönünü özellikle günlük yaşamımızın şekillenmesinde etkili olan değerleri, beklentileri, ilgileri, çıkarları tanımlar. Ayrıca, bu toplumsal kurumlar bireyin toplumda nasıl davranması, tavır göstermesi konusunda eğitici bir fonksiyona da sahiptirler. Bir toplumsal kurum olarak spor da, bu fonksiyonları yerine getirmektedir. Sporu anlayabilmenin ve açıklayabilmenin yolu, sporun içinde yapıldığı toplumun ideolojik ve kültürel yapılarını anlamaktan geçecektir. Aksi takdirde spora yönelen her türlü anlama edimi, sporun toplumsal yaşam ile kurmuş olduğu bağlantı içerisinde yerine getirdiği işlevleri ve ilişkileri değil, sadece görünen sportif etkinlikleri ve sonuçları açıklayabilecektir.

Giriş
Toplumun ideoloji üreten kurumları arasında bir karşılıklılık söz konusudur ve bu kurumlar toplumdaki iktidar örgütlenmesinin birer parçası olarak ortak duyunun inşasına katkıda bulunurlar. Geniş kitleleri etkisi altına alabilme gücü nedeniyle sportif etkinlikler özellikle de büyük organizasyonlar (olimpiyat oyunları, dünya futbol şampiyonası, şampiyonlar ligi organizasyonu gibi) toplumsal yaşam için ortak duyunun ve birlikteliğin yaratılmasında etkilidirler. Spor, toplumsal olarak inşa edilmiş bir aktivite alanıdır ve yalnızca oluşturulmakla kalmaz aynı zamanda ona, bir takım anlamlar yüklenir. Spora yüklenilen bu anlamlar üzerinden kimlikler oluşturulur. Sporun ?biz ve öteki? ayrımını besleyip, büyüten bir yapıya sahip olması, oluşturulan kimliklerin her daim canlı tutulabilmesine de olanak sağlar. Spor, toplumsal yaşamın içerisinde bulunmakla birlikte yerine getirdiği işlevler açısından sanki yaşananların dışarısında bulunan bir alan izlenimi yaratmaktadır..

Bir Meta Üretim Süreci Olarak Spor-İdeoloji İlişkisi
Başarı kavramına yapılan abartılı vurgu, spor-kapitalizm ilişkisini ortaya koyması açısından bir hayli anlamlıdır. Hız kültürü-modernite-ölçülebilirlik ve başarı kavramları arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Sporun başarı, rekabet ve toplumsal yaşam içinde nasıl bir yer ihtiva ettiği üzerinde duran bir başka bakış açısı ise; sporun genellikle?rekabete kilitlenmiş bireyleri ihtiva ettiğini? içeren genel ön kabul üzerinde durmak suretiyle, sporun bir ideolojik değer ve aktarım aracı olarak nasıl bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Spor oyunları/sporu icra etmek bireysel yetenek ve güç kullanımı gerektirmektedir ve başarı ve başarısızlıklar bireysel başarımlardır. Spor, bireylere başkalarına karşı kendilerini sınama ve onların rekabetçi performanslarıyla kendilerini ölçme imkanını yaratmaktadır ve bu insanlar arasındaki en eski ve en doğal etkileşim formudur. Sosyal yaşam ?rekabete dayalı bireyciliktir?, bu bakış açısından hareketle spor ve sosyal imajlar arasında kurulan çapraz/karşılıklı bağlantıları görmek olanaklıdır. Frankfurt okulunun ?kültür endüstrisi? kavramı ile vurgu yaptığı bu süreçte, hayatın her alanı metalaştırılmakta ve böylece hakim ideoloji kitlelerin bilincinde yeniden üretilebilmektedir. ?Bütün ideolojilerde olduğu gibi spor ideolojisi de kapitalist sistemdeki üretim ve toplumsal ilişkilerin gerçek yapısını gizler. Bunlar sanki ?doğal? mış gibi değerlendirilir. Spor kuruluşlarında yer alan bireylerin aralarındaki ilişki, şeyler arasındaki maddesel ilişkiye dönüştürülür: Maç sonuçları, makineler ve rekorlar. Bu süreçte insan bedenine bir meta gibi davranılır?.

Spor-İktidar İlişkisi
Spor içinde yaşadığımız toplumdan ve toplumsal ilişkilerden bağımsız bir alan değildir. Sporun, medya aracılığı ile böylesi bir sunumu egemen güç ilişkilerinin görmezden gelinmesini sağlamasının yanı sıra bu egemen güç ilişkilerinin yeniden üretilmesine de uygun ortam sağlamaktadır. Spor, içinde yapıldığı topluma bağlı ve ondan beslenen bir süreçtir. ?Toplumun egemen ideolojisinden bağımsız, belirgin bir spora bakış açısından söz edilemez? Spor yönetimi gibi, ideolojisi de sporun içinde yapıldığı toplumun koşul, özellik ve çelişkilerine aşırı duyarlı bir yansıtıcıdır. Sporun, simgelerden en çok ve en kolay yararlanan toplum kesimlerinden biri olduğunu anımsayalım?İdeolojinin işlevi, yalnızca yönetime düşünsel bir başvurma çerçevesi sağlamak değil, ona aynı zamanda var oluş gerekçeleri de hazırlamaktır.?.
Spor, önce siyasal ideoloji tarafından kendi iktidarının meşruiyeti için kullanılmış ve bir nevi propaganda aracı haline getirilmiştir. Bunun en uç örneği Hitler Almanya?sı, Franco İspanya?sı ve Salazar?ın Portekiz?idir. Spor özellikle de futbol, Latin Amerika ülkelerinde iktidarı ele geçiren Askeri iktidarların en sık başvurduğu alandır. 1978 Arjantin Dünya kupası, Arjantin?de yapılan askeri darbenin etkilerinin hafifletilmesinde, askeri iktidarın dünya kamuoyundaki imajının düzeltilmesinde kullanılmıştır. Türkiye?de de 12 Eylül 1980 sonrasında futbol, gençleri terörden ve her türlü zararlı alışkanlıklardan uzaklaştırmak için kullanılmıştır. Sporun siyasileşmesi daha sonraki dönemlerde de sürmüş ancak sporun, ekonomik sosyal sistemin olmazsa olmazlarından birisi haline dönüşmesi ile ideolojik etkisini farklı bir kulvarda sürdürmeye başlamıştır.

Cinsiyet Ayrımcılığının Spor Yoluyla Meşrulaştırılması
Toplumsal yaşam içerisinde sporun yerine getirdiği işlevlerden birisi de, var olan erkek egemen toplumsal yapının yaratılmasına ve korunmasına yapmış olduğu katkıdır. Bir toplumsal inşa süreci olarak sportif etkinlikler, erkek egemen değerlerin yaşama aktarılmasına ve sorgulanmaksızın kabul edilmelerinde aracı olurlar. Egemen ideoloji, spor yapan kadın ve erkeklerin eşit oldukları teması üzerine vurgu yapmaktadır ve gereken çalışma aktivitelerini yerine getirdiği takdirde kadın veya erkek her sporcunun başarı kazanabileceği düşüncesini işler. Ancak böyle gösterilmesine karşın, spor sadece toplumsal eşitsizliği yeniden üretmez bunun yanı sıra cinsiyete dayalı bir eşitsizliği de meşrulaştırır. ?Spor, açık seçik bir kültürel iktidar hiyerarşisi sunacak şekilde erkekliğin kadınlığa karşı inşa edildiği belli başlı araçlardan biri olmuştur?.

Spor yoluyla cinsiyetçi ideolojilerin yeniden üretimi bu alandan çok daha fazla yerlere uzanır. Sporun bizatihi kendisi doğal olarak erkeksi bir alan gibi görünmektedir. ?Spor, erkekliğin aktif, agresif, rekabetçi, güçlü, meydan okuyucu, cesaretli vb. olduğunu yeniden olumlamak suretiyle erkeksilik mitlerini yeniden üreten bir formdur. Sporda erkekler, rekabet ederek çabalayarak ve başarmaya çalışarak kendi erkeksi kimliklerini onaylamaya çalışırlar. Spor arenası erkeksi referanslarla tanımlanan bir arenadır?. Spor, erkek egemen bir dünyanın kapılarını ardına kadar açan ve bu dünya içerisinde yer almak isteyen kadınların da ancak iki şekilde var olabildikleri bir alan görünümündedir: Kadınlar, bu dünyada ya dişilik özelliklerini daha fazla ortaya çıkartacak şekilde ya da erkeksileşmiş bir biçimde yer alabilirler. Spor, fiziksel performans ve güce ağırlık veren ve bu şekilde farklılıkları normalleştiren bir alan olduğu için, ?toplumsal cinsiyet ideolojilerine en fazla hizmet eden ideolojik mekanizmalardan birisidir? Spor oğlan çocuklarının erkek dünyasına ait değerleri, tutumları ve becerileri öğrenebilecekleri erkekleşme pratiğinin önemli alanlarından biri olarak görülmektedir. Kadınlara kapalı olan ya da erkekliğin kurulmasına en fazla hizmet eden alanlardan biri olarak spor kurumunda bazı sporların erkekler için bir ayrıcalığı vardır: Türkiye?de futbol, boks, güreş, halter. Avrupa ve Amerika için bu sporlara ek olarak beyzbol, buz hokeyi, rugby?.

Sonuç ya da Spor Bilimleri Meşrulaştırmada Rol Oynuyor mu?
Genel olarak toplumda eğer bir düşünce sistemi, bir teori, bir açıklama tarzı, bir kavramlaştırma ya da tanımlama toplumdaki iktidar ilişkilerinin üstünü örtüyor ya da bu iktidar ilişkilerinin yeniden üretimine farklı seviyelerde katkıda bulunuyorsa o, bir tür meşrulaştırıcı ideolojidir. İktidarlar sadece kendilerini kurumsal olarak var etmezler ve yeniden üretmezler aynı zamanda kendilerini meşrulaştıracak bir bilgi sistemine de ihtiyaç duyarlar ve bu bilgi sistemini üretirler. Spor, toplumsal yaşam içerisinde kök salan ve kültürün üretilmesinde, dolaşıma sokulmasında katkıları bulunan bir alan olarak, egemen ideolojilerin üretiminde ve toplumsal rızanın sağlanmasında kullanılan bir simgeler sistemidir. Spor, üzerinde egemenlik mücadelelerinin verildiği, toplumsal meşrulaştırma süreçlerinin gerçekleştirildiği bir inşa sürecidir. Bu inşa süreci içerisinde sadece egemen değerlerin üretimi gerçekleşmez aynı zamanda var olan sisteme muhalif seslerin yankılanmasına da uygun bir ortam oluşur. Bilgi ve iktidar arasında yaşanan karşılıklı ilişki sistemi, spor ve sportif etkinlikler sırasında egemen değer ve ideolojilerle, bu değer ve ideoloji karşıtları arasında da yaşanmaktadır. ?Spor yoluyla egemen ideolojilerin yeniden üretimi ihtilaftan yoksun ve çelişkisiz değildir. İdeoloji dikişsiz tek bir tabaka değildir, bu imaj ve temaların içinde gerilimler vardır. Onlar, farklı ve bazen de karşıt yönlere savrulurlar?.

Oyunun iş?e dönüştüğü bu yeni dönemde spor bilimi de büyük gelişme göstermiştir. Ancak bu gelişme Jennifer Hargreaves?e göre bir takım sorunları da içermektedir. Çünkü pozitivist perspektiften spor, ?en önemli ekonomik, politik ve ideolojik yanlarını maskeleyen sağduyusal, ideolojik bir form içerisinde toplum açısından fonksiyonel bir şey olarak kavramsallaştırılır. Bu yolla spor bilimi paradigması sporun toplumsal karakteri hakkındaki egemen tutumları üstü örtük bir biçimde onaylamış olur? Tarihsel olgular ve analitik kategoriler sanki onlar birbirinden bağımsızmış gibi sunulmaktadır. Açıklamalar çoğunlukla sporun tekil öncülleri etrafında kurgulanmaktadır. Spor böylelikle karakteristik bir biçimde toplumdan soyutlanarak ve homojen bir biçimde ele alınmaktadır.?.

Türkiye?deki spor bilimleri araştırmalarında egemen olan pozitivist yöntem anlayışının ve kullanılan tekniklerin yaratmış olduğu aşırı standardizasyona yapılan vurgu sonucunda, şekilselliğin ön plana çıkartıldığı bir alanla karşı karşıya kalmaktayız. Bu duruma örnek olarak, daha başından yapılacak olan çalışmaları sayfa ve kelime sayısıyla sınırlandırmalısı ile spor bilimlerine egemen olan, çok kişi tarafından sunulan(hazırlanan) sözlü ya da poster sunumlarını verebiliriz. 2002 yılında Antalya?da düzenlenen Spor Bilimleri kongresindeki toplam 54 sözlü sunumun sadece 6(altı) tanesi, 216 poster sunumun ise sadece 14(on dört) tanesi tek kişinin hazırladığı çalışmalardır. İki kişinin hazırladığı sözlü sunum 17- Poster sunumu ise 64 adettir. Üç kişinin hazırlayıp sunduğu sözlü sunum sayısı 12- Poster sunum sayısı ise 58 adettir. Dört kişinin hazırladığı sözlü sunum 10-Poster sunumu ise 42 tanedir. Son olarak beş kişi ve fazlasının hazırladığı sözlü sunum sayısı 9- Poster sunumu sayısı ise 38 adettir. Hatta bu çalışmalarda aynı isimlerin sıraları değiştirilerek yazılmakta olduğu da görülmektedir. Türkiye?deki spor bilimlerinin kendi alanı üzerine bilimsel bir sorgulama denemesi içerisinde bulunmuyor olması, spor bilimlerinin yöntemsel ve kullanılan teknikler düzeyinde bir örnekliğe doğru bir gidişin oluşmasına ve sayıların ön plana geçirildiği, buna karşın kuramsal temelin yeterince olgunlaşmadığı bir bilimsel ortamın doğmasına neden olmaktadır.

Türkiye?deki spor bilimlerinin, ülkenin içinde bulunduğu şartlar göz önüne alındığında güncelin etkisinde kalmakta ve uluslar arası alanların belirleyiciliği altında sıkışmak sureti ile devletle olan bağını sıkı tutmakta ve devletin spora yönelik yaklaşımlarını eleştirebilecek konumdan uzaklaşmaktadır. Türkiye?de spor bilimlerinin yerellikten uzaklaşıp evrensele doğru aşama kaydetmesinin yolu İngilizce özetler hazırlamak ya da tebliğler sunmaktan geçmeyecektir. Ülkenin kendine özgü spesifik koşullarını ortaya koyan, öncü-yaratıcı araştırmalara ihtiyaç vardır. Şiddetin bu kadar alabildiğine yaşandığı bir toplumsal yapıda, ülkemizin şiddet araştırması alıntılarının neredeyse tamamının yurt dışı kaynaklara referans veriliyor olması, şiddetin bize özgü olan davranış kalıpları ile ilgili kesimlerinin hiç anlaşılamamasını ve bu durumun bilimsel anlamda ortaya konulamamasına da yol açmaktadır.

Türkiye?de spor bilimi ve bu alanla uğraşan spor bilimcileri; toplumsal yapımız içerisinde sporun nerede durduğu ve bu duruşun hangi yaklaşımların etkisi altında olduğunu sorgulamanın yanı sıra; spor bilimi ile devlet arasındaki ilişkiden, sporun içinde yer alan yasa dışı örgütlenmelere, teşvik priminden, sporun(futbolun) iktidarlar tarafından kullanılmasına kadar pek çok konuda öncü rol üstlenebilmelidir. Yeni soruları ve cevapları olabilmeli, tüm bunların ötesinde toplumsal yaşantımızda sporun yerini sürekli olarak gündemde tutabilmelidir.

Ahmet Talimciler

Kaynakça
1)Bambrey,C., Marksizm ve Spor, Birikim Dergisi sayı 158,ss.84,2002.
2) Fişek,K., Spor Yönetimi, SBF yay. No:525, Ankara,ss.112-120, 1983.
3) Rowe,D., Popüler Kültürler: Rock ve Sporda Haz Politikası, Çev.M.Küçük, Ayrıntı yay.
İstanbul,ss.229,1996.
4-6)Clarke,A.&Clarke,J., Hıghlights and Action Replays: Ideology, Sport and Media, Sport,
Culture and Ideology içinde. (Der) Hargreaves, Jennifer, , Routledge&Kegan Paul,
London. ss.62-87,1982.
5) Koca,C.&Bulgu,N., Spor ve Toplumsal Cinsiyet, Toplum ve Bilim Sayı:103, ss.163-184,
2005.
6)Hargreaves,J., Theorising Sport: An Introduction, Sport, Culture and Ideology içinde.
(Der)Hargreaves, Jennifer,ss.1-29, Routledge& Kegan Paul, London, 1982.

72
FAYDALI BİLGİLER / SPOR FELSEFESİ NEDİR?
« : Ocak 04, 2009, 01:48:22 ÖÖ »
Spor Felsefesi

Spor Felsefesi ülkemiz için yeni bir konudur. Spor Bilimi?nin ülkemizdeki tarihine göz attığınızda Spor Bilimi?nin ilk anından itibaren Spor Felsefesi konusunun da gündeme getirildiğini görebilirsiniz.

Şimdi, bu alanda bazı soruları yanıtlamaya çalışalım.

1. Spor Felsefesi nedir?

Spor felsefesi spor ile ilgili olan felsefe çalışmasıdır. Dolayısıyla spor felsefesi iki disiplinli bir çalışmasıdır. İçinde : hem felsefe, hem de spor bulunmaktadır. Fakat, çalışma felsefe ağırlıklıdır. Burada öncelikle felsefenin ne olduğu üzerine aydınlanalım.

Felsefe nedir?

Felsefe en genel belirleme ile bir bilgi üretme etkinliğidir. Felsefenin ürettiği bilgiler, diğer bilgilerimizden örneğin günlük yaşama bilgilerinden, bilimsel bilgiden, teknolojik bilgiden, sanat bilgisinden,dinsel bilgiden ayrıdır. Felsefe bilgileri varolan şeylerin değişmeyen, hep aynı kalan yanları ile ilgilidir. Örneğin pekçok varlık vardır. Canlı varlıklar, cansız varlıklar, manevi varlıkşar, sembolik varlıklar. Bu varlıkların birbiri ile ilişkileri vardır.Bu varlıklar değişirler.Peki bu varlıkların hepsinde değişmeyen, hep aynı olan(varlık) nedir? Felsefe bunu sorar. Bunu yanıtlayabilmek için de tek tek varolanlarla ilgili ortaya konulan bütün bilgilerden yararlanarak daha yüksek bir bilgi üretir. Bu bilgi felsefe bilgisidir.Bu bilginin alanı felsefedir.

Ne var ki tek bir felsefe bulunmaz. ?Varlığı değişik bakımlardan ele alan değişik felsefe tavırları, değişik felsefeler ortaya koyarlar.Ayrıca varolanlarla ilgili bilgilerimiz geliştikçe felsefe de gelişecektir.Bu iki durum felsefeyi dinamik bir bilgi alanı haline getirir.
Şimdi, Spor Felsefesi ?ne bakalım.

Bilindiği gibi değişik spor olayları vardır. Bunlar tek tek her spor dalı ile ilgili karşılaşmalar, olimpiyatlar , dünya şampiyonaları gibi . Bütün bunlar değişebilmekte, gelişebilmekte, tekrarlanabilmektedir. Tüm bu değişimler, gelişimler ve tekrarlar içinde değişmeden kalan şey ?spor?dur. İşte bu spor nedir? Öyleki yeni sporlar ortaya konulabilir. Yeni yarışmalar düzenlenebilir. Fakat spor dediğimiz öz hep aynıdır. Bu öz spor eğitimcisinin alanı dışındadır, spor hekiminin, spor yöneticisinin, spor bilimcisinin ve sporcunun alanı dışındadır. Sporun ne olduğunu, sporun özünü, sporun hakikatını araştıran bu alan spor felsefesi alanıdır. Kuşkusuz ki spor felsefesindeki tek soru saporun özü sorusu değildir. Bu çerçecede pek çok sorun yer alır. Bunlarla ilgili çalışmalar da spor felsefesinin içine girerler. Fakat, ?spor nedir?? sorusu yani sporun özünü soran soru spor felsefesinin temel sorusudur.

2. Spor Felsefesi için ne tür çalışmalar gerekir?

Spor Felsefesi için en önemli iki şeyi yapmak gerekir. Spor ve felsefe. Yalnızca felsefe yapıyorsanız, yalnızca spor yapıyorsanız spor felsefesi yapamazsınız. Spor yapmak için sporun eğitimi almış olmak gerekir, felsefe yapmak için de felsefe eğitimi almak gerekir. Yani rastgele spor yapmaya başlayan bir kişi ile elindeki birkaç felsefe kitabını okumuş kişi bu işi yapamaz.

Dolayısıyla spor felsefesi yapmak için herhangibi bir spor dalında yetişmiş olmak ve felsefde eğitimi almak gerekir. Ne var ki bunlar da yetmez. Spor Felsefesi yapabilmek için kişinin fizyoloji, anatomi, endokronoloji, nöroloji, psikoloji, sosyoloji, spor tarihi, ekonomi, estetik, gibi alanlarda bilgi sahibi olması gereklidir. Bir spor felsefesi çalışması içinde bu alanlardaki bilimsel bilgilere başvurmak zorunluluğu bulunur.

3. Hangi metinler Spor Felsefesi metni değildir?

Çoğu zaman içinde değişik filozof yazılarından alıntılar bulunan metinler spor felsefesi metni sanılır. Bir yazının içinde felsefe metinleri buluması o yazının felsefe metni olduğunu göstermez. Bir yazının içinde filozof yazısı bulunmaması da o yazının felsefe metni olmadığını göstermez. Öyleyse neye bakmak gerekir? Sorun yazıda bir spor felsefesi sorusu sorulup, sorulmadığıdır. Eğer bir felsefe sorusu sorulup, felsefe tavrı ile yanıtlandıysa o bir felsefe metnidir.

Çok zaman spor ile ilgili bazı alanlar spor felsefesi olarak algılanır. Bunların en başta geleni ise olimpizmdir.

4. Olimpizm nedir?

Olimpizm spor olayının temel özelliklerinden hareketle , ortaya koyulmuş bir dünya görüşü ve yaşam anlayışıdır. Olimpizm felsefe gibi dinamik, devinen, gelişen bir bilgi alanı değilidir. Çünkü ?sporun özü nedir?? sorusuna sonsuzca yanıt verielebilir. Bu yanıtların hepsi geçerli olabilir ve soruya değişik aydınlanmalar sağlayablilir. Oysa olimpizm belirli bir anlayıştır. Hatta Olimpik Anlaşma (Olympic Charter) ile kuralları ve ilkeleri belli edilmiştir. Değişken ve gelişken değildir.

Olimpizmden hareketle olimpiyat oyunları düzenleyebilirsiniz, ama hejhangibi bir spor felsefesinden hareketle hiçbir spor müsabakası düzenleyemezsiniz.

Spor Felsefesi yaparken, olimpik ilkelerden yararlanılabilinir.

5. Olimpizm ve Olimpiyatları?n ilişkisi nedir?

Olimpiyat Oyunları Olimpik İlkelere (Olimpik Anlaşmaa /Olympic Charter ?da belirlenmiş) göre düzenlenirler. Olimpiyat Oyunları?nın amacı olimpizmin içinde bulunan dostluk, kardeşlik, mükemmellik, daha iyi ve güzele ulaşmak, her türlü dil, din, ırk , politik görüş ve benzerlerinin üzerinde yaşayabilmeyi insanlara anımsatmak ve yaşatmak amacıyla düzenlenir. Bu nedenle olimpizm , olimpiyat oyunlarının temel anlayışıdır.

6. Spor Felsefesi dünyada ve Türkiye?de ne zaman başlamıştır?

Bir felsefe olarak Spor Felsefesi?nin başlayışı 1950?li yıllara kadar geri gitmektedir. Avrupa?da ilk Spor Felsefesi Sempozyumu 1952 yılında Almanya?da Osnabrück?te düzenlenmiştir. Ne var ki Spor Felsefesi?ni hazırlayan çalışmaları modern çağ için Rönesans?a kadar geri götürebiliriz. Bu çalışmalar 18. yy?de üç ülkede İsveç, Almanya ve İngiltere?de önemli gelişmeler gösterirler. İkinci Dünya Savaşı?ndan sonraki yıllarda felsefede ciddi bir çalışma alanı oluşturur. Spor Felsefesi bağımsız bir felsefe disiplini olarak görüldüğü gibi Yaşama Felsefesi?nin bir alanı olarak da ele alınmaktadır. Ülkemizdeki başlayışı bu çizgide olmuştur.

Ülkemizde Spor Felsefesi ilk kez 11-12 Kasım 1990 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi?nde düzenlenen ?Türk Alman Kültür diyalogunda Spor Felsefesine yeni yaklaşımlar? isimli sempozyumla başlamıştır.

Böylece yapılmakta olan Spor Felsefesi çalışmaları ilk kez Doç.Dr.Atilla Erdemli?nin öncülüğünde derli toplu bir tartışma ortamına girmiş ve kitaplaştırılmıştır. Günümüzde bazı Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları?nda Spor Felsefesi dersi lisans düzeyinde verilmektedir.

Kaynaklar:

1. Erdemli, Atilla:
İnsan, Spor ve Olimpizm. Sarmal Yayınları. İstanbul. 1996.
2. Erdemli, Atilla:
Spor Felsefesi. e Yayınları. İstanbul. 2002.
3. Erdemli, Atilla:
Hümanizma olarak spor.Spor Bilimleri I.Ulusal Sempozyumu Bildiriler Kitabı. S.12-22. Hacettepe Üniversitesi.1990.

73
FAYDALI BİLGİLER / YAŞLANMA VE SPOR
« : Ocak 04, 2009, 01:47:42 ÖÖ »


Yaşlanma canlı dokularda zamanla kendisini gösteren geriye dönüşü olmayan değişmelerdir.
Yaşlanma doğumla başlamakla birlikte yaşlılık kriterleri genellikle 60 yaşlarında kendisini göstermekte ve 80 yaşlarına doğru bu kriterler yerleşmektedir.
Düzenli egzersizler yaşlılarda yaşlılığın tabii bir sonucu olarak görülen birçok problemi önlediği gibi performans kapasitesini de arttırmakta ve yaşlıların kimseye muhtaç olmadan yaşamalarına ve yaşamlarından zevk almalarına yardımcı olmaktadır.
Hatta fiziksel aktivite gençlere oranla yaşlılarda etkileri yönünden daha önemlidir.

Yaşlılık kriterleri
1- morfolojik kriterler
2- fizyolojik kriterler
3- psikoentellektüel kriterler

Morfolojik ve fizyolojik kriterler
Dış görünüş: boy kısalır, 70 yaşlarında kısalma 3-4cm yi bulabilir, beyin ağırlığında bir azalma olmasına rağmen kafatası büyüklüğü aynı kalır. Deride gerileme meydana gelir, el sırtı derisi kalınlığı azalır. Kalb ve dolaşım sisteminde morfolojik olarak kalp kapakları sertleşir, endokart kalınlaşır, aorta çapı, sol atrium büyüklüğü, sol ventrikül arka duvar kalınlığı, sol ventrikülün total ağırlığı anlamlı bir şekilde yaşla artmış olarak bulunmuştur.

Fonksiyonel değişiklikler:
Kalbin istirahat nabzı ve ritmi değişmez, max.kalp atım hızı ve volümü yaşla birlikte azalır. Max. Egzersiz esnasında kalp atım volümünden ziyade atım sayısını arttırarak efora uyum sağlamaya çalışır. Kalbin dakika volümündeki azalma periferik dolaşımda özellikle alt extremitelerin dolaşımında bir azalmaya ve serebral dolaşımda yavaşlamaya neden olur.
Gerek sistolik gerekse diastolik kan basınçları yaşla artar. Koroner arter kesitlerinde gençlere oranla %25-30 oranında daralma meydana geldiği gözlenmiştir.

Akciğer volümleri ve kapasiteleri:
Vital kapasite yaşla azalır, total akciğer kapasitesi pek değişmez. Yaşla gerek istirahatte gerekse egzersizde alveollerde diffüzyon kapasitesi azalır. Ventilasyon mekaniği ve verimliliğide yaşla azalır.

Kas sitemi:
60 yaşlarında kuvvet kaybı max. Kuvvetin %10-20 civarındadır. Kadınlarda kuvvet kaybı daha fazladır. Yaşla total kas kitlesi azalır (%10-12). Ağırlık antrenmanlarıyla kassal hipertrofi gelişmesine rağmen bu hipertrofi 15 hafta sonra kaybolmaktadır. Kas kuvvet kaybı egzersizle en aza indirilip geliştirmek mümkündür. Kasların kuvvetli olması düşme sonucu meydana gelen kemik kırıklarını önler ve kendine güvenini arttırır.

Kemikler:
45 yaşından sonra kemiklerde kayıp başlar.Kemik kaybı kadınlarda erkeğe oranla daha süratlidir.Kemik yoğunluğu ve kortikal indexte de belirgin bir düşme meydana gelir.
Kemik mineral içerğide yaşla birlikte düşer.

Eklemler:
Eklemlerde dejeneratif değişiklikler meydana gelir, eklem hareketleri sınırlıdır.

Vücut bileşimi:
Yaşlı vücutta ağırlık artar. Fakat bu artma kassal bir artış olmayıp yağsal bir artıştır. Yağsız vücut kitlesi pek değişmemekte hatta biraz düşmektedir.

Sinir sistemi:
Yaşla reaksiyon zamanı uzar ve hareketlerdeki sürat yavaşlar. Aterosklerozis kan akımını bozar ve hipoksiye neden olabilir.

Aerobik kapasite:
Kapasite yaşla birlikte azalır. Max.vo2 testi yapılarak bakılabilir. 17 yaşlarınadaki max.vo2 değeri 75 yaşlarında %50 azalmıştır.

Anaerobik kapasite:
Yaşlıların kanlarında bir eforla laktat gençlerinki kadar yükselmez. Bu nedenle kapasite yaşla azalma gösterir.

Yaşlıların egzersizinde genel prensipler
? Yaşlılar egzersiz programına başlamadan önce bir hekim muayenesinden geçmelidirler. Muayenede kalp-dolaşım sistemi, iskelet-kas sistemi ve nörolojik sistem gözden geçirilmelidir.
? Ekg, istirahat nabzı, tansiyon, bazı kas grupları kuvveti, boy, kilo, vyo, max Vo2 bakılmalıdır.
? Bu veriler düzenlenecek olan egzersiz reçetesi için yol gösterici olacaktır.

Yaşlılarda antrene olanların olmayanlara göre avantajları
Fiziksel iş kapasitesi daha yüksek
Max.vo2 daha yüksek
Vital kapasite daha yüksek
Ventilasyon daha az
Akciğer diffüzyonu daha iyi
İstirahat nabzı daha düşük
Egzersiz nabzı daha düşük
Atım volümü daha düşük
Perifer o2 alımı daha fazla
Periferik kan akımı daha düşük
Sistolik kan basıncı daha düşük
Serbest yağ asidi mtb. daha büyük
Kollesterol daha düşük
Trigliserit daha düşük
Kuvvet daha büyük
Beceri daha iyi
Esneklik daha iyi

Yaşlı egzersizinde dikkat edilecek hususlar:
? Egzersiz yemekten sonra, uykudan evvel yapılmamalıdır
? Egzersize başlamadan ısınma, egzersizden sonra da aktif soğuma yapılmalıdır
? Prekordiyal ağrı duyulduğunda, bulantı, baş dönmesi, fenalık hissedildiğinde, yüz soluklaştığında egzersiz kesilmelidir.
? Egzersiz bireyin kapasitesine uygun olmalı yorulmadan yapabilmelidir.
? Birey performansını arttırmayı istemelidir.
? Dolaşım sistemini zorlayan hareketler mümkün mertebe büyük kas kitlesini içeren dinamik hareketler olmalıdır.
? Eforu sınırlayan psikolojik faktörler uzaklaştırılmalıdır.
? Egzersiz şekli yaşlılar tarafından kolaylıkla ve zevkle yapılabilir olmalıdır.
? Birey ne kadar yaşlı ve ne kadar inaktif bir hayat yaşıyorsa o kadar düşük yükle antrenmana başlanmalı ve yük giderek arttırılmalıdır.
Hazırlanan egzersiz programının amacı
? Kassal kuvvet
? Kassal dayanıklılık
? Kardiyorespiratuar dayanıklılık
? Esneklik
gibi özelliklerin ayrı ayrı veya beraberce geliştirilmesi olmalıdır.

Egzersiz şiddetinin nabızla tayini
En doğru yöntem Efor ve Dayanıklılık testleri ile elde edilecek sonuçlara göre egzersiz şiddetinin belirlenmesidir. Bu imkanlar yoksa basit bir yöntemle egzersiz şiddeti şu şekilde belirlenebilir;
? Maksimal kalp atım sayısı ; 220-yaş ? 10 formülünden yaklaşık olarak bulunabilir
? Maksimal kalp atım sayısı yedeği ; (220-yaş ) - istirahat kalp atım sayısı
? Hedef kalp atım sayısı ; %max.kalp atım sayısı yedeği + istirahat kalp atım sayısı
Örnek:
İstirahat nabzı 75 olan 80 yaşındaki bir yaşlının %60 yüklemeyle egzersiz yapması isteniyorsa kişinin hedef kalp atım sayısı
220-80=140 max. Nabız
140-75=65 max.kalp atım sayısı yedeği
65x0.60+75=114 /dk olmalıdır.

Egzersiz sıklığı haftada 3-5 defa olmalıdır.
Egzersiz şiddeti hedef kalp atım sayısı yedeğinin % 60-90 ı kadar olmalıdır
Egzersiz süresi 15-60 dk. devamlı, aerobik, büyük bir kas kitlesini içeren herhangi bir hareket şeklinde olmalıdır.

Program:
? 15-20 dk. Isınma
? 15-20 dk. Joging-yürüme
? 15-20 dk. Statik esneklik hareketleri
Joging - yürüme programı
o 50 adım jog+50 adım yürüme; ilk gün 5 set , 10 set oluncaya kadar her gün bir set arttırılır
o 50 adım jog+40 adım yürüme
o 50 adım jog+30 adım yürüme
o 50 adım jog+20 adım yürüme
o 50 adım jog+10 adım yürüme
o 75 adım jog+10 adım yürüme
o 100 adım jog+10 adım yürüme
o 125 adım jog+10 adım yürüme
o 150 adım jog+10 adım yürüme
o 150 adım jog+10 adım yürüme
o 200 adım jog+10 adım yürüme
o Bireysel programa geçiş

Yaşlılarda egzersiz kontrendikasyonları (egzersiz yapmanın uygun olmadığı durumlar)
? Akut enfeksiyon
? Ağır karaciğer ve böbrek bozuklukları
? Kalp yetmezliği
? Düşük düzeyli egzersizlerde oluşan angina
? Yeni geçirilmiş infarktüs
? Aritmiler
? Kontrol edilemeyen hipertansiyon

Dr. M. Zeki Taşyürek

74
GİRİŞ

Günümüz Yarışma (performans) Sporunda sporculardan istenen bedensel ve ruhsal verimin gittikçe artması, yeni bir sporcu tipinin oluşmasına yol açmıştır. Bu yeni sporcu tipinin analizinde göze çarpan ilk özellik olarak, dünyanın en iyi sporcularının en iyi performansı gösterdikleri yaşın gittikçe küçüldüğüdür. Bunun sebebi bir çok bilimsel araştırmalarında ortaya koyduğu gibi;

1- Genç yaşlardaki sporculardan istenebilecek performans konusundaki görüşlerin önemli ölçüde değişmesi
2- Uluslararası spor kuruluşlarının düzenlediği gençlere yönelik çok sayıda spor karşılaşmalarıdır.
Bu müsabakalarda erişilen başarılar, kuşkusuz uzun süreli bir eğitim sonucudur. Bu eğitim, ilk seçimden sonra, spora yatkın olduğu anlaşılan her sporcuya uygulanmaya başlanmış ve sistematik biçimde sürdürülmüştür. Sporda ileri gitmiş ülkelerde spor yapmış gençler arasında, yalnızca en yeteneklilerin seçkin sporcular olarak eğitilmesi ayrı bir programla sürdürülmektedir.
Bu noktada, sporda yeteneklerin aranışı ve geliştirilmesi için şu sorulara cevap bulmalıyız
. *Yetenek nedir, kimdir?
*Sporcu yetiştirmede hangi kriterler yeteneğin varlığını ortaya koyar?
*Yetenek seçiminde testlerden yararlanabiliriz?
*Öğrenme psikolojisinin rolü nedir?
Konuyu Sportif Oyunlar olarak ele alacak isek de, kavramın doğru anlaşılabilmesi için başlangıçta yukarıdaki sorulara cevap arayan genel geçerli bilgiler aktarmayı uygun görüyoruz.

1. YETENEK KAVRAMI

Spor bilimi sözlüğü, yeteneği şöyle tanımlamaktadır: Belli bir alanda normalin üzerinde olan, ancak henüz tam olarak gelişmemiş özellikler bütünü ve buna sahip kişidir. Zeka kavramıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Latinceden gelen Talent kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaktadır.
Yetenek kavramı son zamanlarda özellikle psikoloji, pedagoji ve sosyoloji gibi bilim dalları tarafından sıkça ele alınan ve tartışılan bir kavramdır.
Beden Eğitimi ve Spor literatüründe hareketsel yetenek konusundaki ilk görüşler, fizyoloji daha çok ta iİş fizyolojisi temsilcileri tarafından geliştirilen hareket becerisi teorilerine dayanmaktadır. Burada, önceleri dikkat yalnızca el becerileri üzerine yoğunlaşmış, ama kısa zamanda beceri konusunun yalnız ellerle sınırlandırılamayacağı anlaşılmıştır.

Hareketsel yeteneğin oluşmasının şartları daha yakından incelendiğinde şu iki görüş dikkati çekmektedir.

1.1. Statik Yetenek Kavramı

Bireyin doğumundan itibaren kromozomlarında var olan genetik şema bellidir. Bireyin sürekli hastalık ve beslenme yetersizliği olmadığı takdirde erişeceği boy ve fizik tipi bu şemaya göre belirlenmiştir. Bunun yanı sıra bireyin fibril tipi, fibril düzeni yine bu şema içinde yer alır, zekanın da kalıtsal özelliğe sahip olduğu kuramcılar tarafından savunulmaktadır. Bütün bu saydığımız özellikleri potansiyel yetenek olarak tanımlayabiliriz.

Statik yetenek kavramı görüşü: sportif başarının büyük ölçüde kalıtımla belirlendiğini, gelişmesinin ise salgı bezlerinin gelişimine bağlı olduğunu savunur. Günümüzde de yaygın olan bu görüş, ikizler üzerinde yapılan araştırmalarla doğrulanmaktadır. Kalıtımsal özellikleri aynı olan ikizlerin gösterdikleri uyum benzerlikleri, kalıtımsal özelliklerin sporda elde edilmek istenen başarılar açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koyar.

Bu görüş sonraları yoğun biçimde eleştirilmiştir. Eleştirilerin ortak yönü, ??insan psikolojisi ile ilgili deneyimlerle ve yaşanan çevrenin etkileri ile kalıtımsal özelliklerin kesin çizgilerle birbirinden ayrılamayacağı?? şeklinde ifade edilebilir. Eleştirilere göre, ikizlerden her biri aynı kalıtımsal gelişme yeteneğine sahip olmalarına rağmen, zamanla tamamen farklı başarı düzeyinde de olabilirler. Bu noktada dikkatlerinizi ZACİORSKİJ?in yaptığı bir araştırmaya çekmek istiyorum. Bu araştırmanın sonuçlarına göre:

1- Mükemmel sporcuların yaklaşık yüzde ellisinin çocukları da üstün sportif yeteneklere sahiptir.
2- Yalnızca bazı motor özellikler (örn. Sürat) kalıtım yoluyla geçebilmektedir.
3- Tek yumurtalı ikizler, birçok alanda iki yumurta ikizlerinden daha büyük bir uyum (konkordans) göstermektedir.
4- Başarı gelişiminin üst sınırları yine kalıtımla belirlenmektedir.

Bütün eleştirilere rağmen bu araştırmalar kalıtımsal faktörlerin bir sportif yeteneğin gelişmesindeki önemini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşıma Statik Yetenek anlayışı denir.

1.2. Dinamik Yetenek Anlayışı

Bu anlayışta bireyin kalıtsal özelliklerinin geliştirilmesi, eğitilmesi ile elde edilen potansiyeli de sonradan kazanılan yetenek şeklinde tanımlanır. Ham yeteneğin eğitim sürecini etkileyen faktörleri de çevresel faktörler (aile, okul, arkadaş, coğrafik, çevre, iklimler, yaşam koşulları) olarak kabul edilir.

Dinamik Yetenek Anlayışını benimseyenler, spor yeteneğinin kalıtımsal özellikler ile çevre şartlarının sıkı ilişkisine dayandığı görüşünü savunurlar. Son yıllarda yetenek konusuyla ilgilenmiş spor bilimcilerinin büyük bir çoğunluğunun bu görüşü benimsediğini görmekteyiz. Bu anlayışı benimseyen uzmanlar kalıtımsal özelliklere gereken önemi vermektedir. Ama bu özelliklerin ancak çevre koşulları sayesinde bütünüyle gelişebileceğini savunur. Bu sebeple; yetenek, doğuştan garantilenmiş kabul edilmemektedir. Çünkü bir yeteneği belirleyen bileşenler gelişebileceği gibi gelişmeyebilirde. Yetenek, sporcunun başarısında kendini gösterir, ama başarıyla eş anlamlı değildir.

Buna karşın Singer (1994), yetenek konusunda bu iki etkene ek olarak yaş dönemlerindeki gelişimin de dikkate alınması gerektiğini savunur. Çünkü çocuğun olgunlaşması; vücut kompozisyonunu, motorik ve antropometrik özelliklerini de etkileyebilmektedir.

2. YETENEKLİ SPORCULARIN ÖZELLİKLERİ

Bir sporcunun yetenekli olup olmadığının belirlenmesinde en büyük sorunu ön teşhis yaratmaktadır. En önemli güçlük de dinamik potansiyel kavramının büyüklüğünün belirlenmesinde karşımıza çıkar. Bu zorluklara rağmen, yetenek belirlenmesi için var olan yetenekli sporcular ölçüt alınır ve onların bazı özellikleri incelenir. Kuşkusuz bazı ölçümler yapılabilir. Ancak hızlı bilgi aktarımı açısından uygulamadan elde ettiğimiz aşağıdaki bilgiler de göz önünde bulundurulabilir.
Yetenekli bir sporcu bu açıdan incelendiğinde daha az yetenekli bir sporcudan şu özellikleriyle ayrılır:

1- Antrenmanlarda daha başarılıdır.
2- Aynı kapsam ve büyüklükteki antrenman uyaranlarında daha büyük başarı elde eder.
3- Antrenmanda verilen yeni uyaranlara daha çabuk uyum sağlar.
4- Daha çabuk öğrenir(örn.; hareketin akışını, taktik bilgileri).
5- Daha önce edindiği deneyimleri yaratıcı bir şekilde başarısını arttırmak için kullanır.
6- Kendine verilen zor görevleri bile başarıyla yerine getirir, sorunları yaratıcı ve orijinal bir biçimde çözer.
7- Performansını gittikçe yükseltmesi onun tipik bir özelliğidir.
8- Yetenekli bir sporcu, kendini tam anlamıyla spora adar, sistematik bir şekilde çalışır.

Bir yeteneğin bu özellikleri teker teker ele alındığında bütünlüklerinden bir şey kaybetmezler, her biri yetenek kavramını en iyi şekilde anlatabilmek için seçilmiş kavramlardır. Bu kavramların oluşturduğu yapının ağırlık noktası, spor dalına göre farklılık göstermektedir. Örn. bir basketbolcuda öne çıkan özellikler, bir uzun mesafe koşucusununkilerden farklıdır.

Sonuç olarak yeteneğin bir yandan motorik ve ruhsal gelişmeye kalıtımsal özelliklere iç salgı bezlerinin gelişmesine ve diğer yandan da çevre ve toplum şartlarına bağlı olduğu söylenebilir. Bu nedenle yetenek kavramı yalnızca kalıtım konusu olarak değil toplumsal, moral ve pedagojik yönlerden de ele alınmalıdır.

3. YETENEK SEÇİMİNDE ÖLÇÜT KULLANIMI

Yetenek tanımlaması için objektif ölçüt şarttır.

Genel ölçütler
Sağlık Kontrolü : Antrenman yapan her kez için sağlık önemlidir. Bunun için her kulübe seçilen sporcudan sağlık raporu istenir. Kontrol sırasında doktorlar ve test uzmanları kişilerin fiziksel ve organik işlevlerini yerine getirebilmelerini kontrol eder.

Kişinin biometrik nitelikleri ya da vücut ölçüleri pek çok spor dalı için önemli bir faktördür. Bu nedenle yetenek tanımlamasıyla ilgili genel ölçülerden biri olarak kabul edilmelidir. Çoğunlukla boy, kilo ya da kol bacak uzunluğu belli spor dallarında baskın rol oynar. Ne var ki bazı spor dalları (jimnastik, artistik patinaj, yüzme gibi) için 4-6 yaş arasında yapılan yetenek tanımlamasının ilk aşamalarında kişinin vücut gelişimi dikkate alınmalıdır. Bu da bacak eklemleri, kalça ve omuz genişliklerinin incelenmesiyle gerçekleştirilebilir.

Özel Ölçütler
Yetenek seçiminde değişik ön koşullar aranır, verimi belirleyen değişik faktör gruplarına başvurulmaktadır. Sporda yetenek kavramının belirlenmesinde etkili faktörler şunlardır:
1- Antropometrik şartlar
2- Kondisyonel motorik özellikler
3- Teknomotorik özellikler
4- Öğrenme yeteneği
5- Verimliliğe hazır olma durumu (çalışkanlık, gayret vb.)
6- Kognitif özellikler ya da yetenekler
7- Affektif özellikler
8- Sosyal faktörler

İlerleyen bölümlerde ele alacağımız gibi, yetenek arama spor türlerinin istek profiline göre gerçekleştirilir.

4. YETENEK BELİRLEMENİN AŞAMALARI

Seçim ve eğitime başlama yaşı konusunda ebeveyn ve antrenörler tarafından yöneltilen sorulara bugün ki bilgilerimiz ışığı altında şöyle cevap verilmektedir; bir spor türünde ilk uluslar arası başarıların elde edilmeye başlandığı yaşlar belirlenip, bu yaştan 8-10 yıl geriye giderek seçim ve eğitime başlanmalı. Uygulamada, bir çok spor türünde bu yaş, 1. Okul çağına rastlamaktadır. Okuldaki spor dersleri sırasında ya da okul dışı spor faaliyetlerinde ortalamanın üzerinde verimli görülen çocuklar düzenli antrenmanlara yönlendirilmelidir.

Antrenmansız çocuklardan yapılacak seçimlerde; kural olarak spor türüne özgü verimliliği belirleyerek parametrelerden çok, çocuğun genel sportif verimini belirleyecek özelliklerin ölçümüne yönelinmektedir. Yetenek seçiminde unutulmaması gereken ilke ölçümlerin bir kerede değil, bir çok kez ölçümden sonra sonuçlandırılması, karara bağlanması gerektiğini burada ifade etmeliyiz.

Ayrıntılı bir yetenek tanımlama programı bir kerede tanımlanacak bir şey değil birkaç yıllık bir sürece yayılan üç aşamalı bir programdır.

4.1. Birinci Aşama:

Bu aşama bir hekimin, adayın sağlık ve genel fiziksel gelişimi incelediği ve eğer varsa vücut özürlerinin ve hastalıklarının ortaya çıktığı aşamadır.

Birinci aşamanın tamamlandığı erken yaş düşünüldüğünde adayın gelecekteki gelişme ve büyüme dinamiği bir anlamda hala tahmin edilemez olduğundan kesin kararlar alınamaz. Ne var ki yüzme, jimnastik ve artistik patinaj gibi ayrıntılı fiziksel çalışma gerektiren spor dallarında eğitim erken bir yaşta başladığı için birinci aşama 5-8 yaşlarında gerçekleştirilebilir

4.2. İkinci Aşama

İkinci aşama cimnastik, artistik patinaj ve yüzme için 9-10 yaşları arasında, diğer sporlarda kızlar için 10-17 yaşlarında gerçekleştirilir (Dragan 1979). İkinci aşama seçmenin en önemli aşamasıdır. Bu aşama şimdiden organize spor çalışmalarına katılmış genç çocuklara uygulanır.

Vücut, söz konusu sporun gereklerine göre belli bir uyum düzeyine ulaştığı için, ikinci aşamada; spor türünün teknikleri, biometrik özellikler ve fonksiyonel parametreler ölçülmelidir. Sonuç olarak sağlık incelemesi çok ayrıntılı olmalı ve performans gelişimini etkileyen engelleri bulmayı hedeflemelidir (romatizma, sarılık, akut böbrek hastalıkları gibi).

Yetenek tanımlamasının ikinci aşamasında spor psikologlarının sporcunun seçtiği spor için gerekli psikolojik davranışlara uygun düşen psikolojik profile sahip olup olmadığını kontrol etmesinde yarar vardır.

4.3. Üçüncü Aşama

Bu bölüm yıldız ve genç milli takım adayları için geçerlidir. Özen gösterilmesi gereken bir bölümdür ve spor türü için gerekli özelliklerin araştırması yapılmalıdır. Sporcunun sağlığı, eğitime psikolojik adaptasyonu, rekabetçi kişiliği, stres ile mücadele yeteneği ve en önemlisi ileriki performansını geliştirmedeki potansiyeli test edilmelidir. Bu konuda yapılacaklar ileriki bölümde ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Yukarıdaki değerlerin objektif olarak saptanması periyodik olarak yapılmalıdır. Ölçüm ve analiz sonuçları düzenli kaydedilmeli ve sporcunun gelişim hızı buradan kontrol edilmelidir.

Yetenek seçimi aşamalarında yazılanlar özetlenecek olursa: Etkili bir yetenek seçimi üç aşamada gerçekleştirilebilir. Aşağıdaki çizelgede seçim aşamaları ve içerikleri Artistik Cimnastik ve Sportif Oyunlar örneklerine göre verilmiştir.

5. SPORTİF OYUNLARDA YETENEK SEÇİMİ

Tartışılabilir bu özet yetenek seçimi kuramına, sportif oyunlar temel alınarak günümüzdeki çalışmalardan bazı eklemeler yapmak istiyorum.

5.1. Yeni bir yaklaşım

Holmann ve Carl Sportif Oyunlarda yetenek seçiminde; ölçüm için motor özellikler katoloğu verme yerine, yeni bir yaklaşımla sportif verimin gelişim temposu ve sportif performans koşullarındaki gelişimden yararlanabilme derecesinin ölçüt olabileceğini savunmaktadırlar.

Kupper?ın (1993) geliştirdiği sporsal yetenek tanı (diagnoz) modeli (Holmann ve Carl?dan yararlanarak), seçim konusunda eski doğu bloku ülkelerindeki çocuk ve gençler için uygulanan motor özellikler ve konstitüsyonel ölçüme dayalı sistemden farklı bir yöntemdir. Bu modele göre yetenek seçimi; erken yaşlardaki oyun (müsabaka) performansının gelişim temposu (gelecekteki sporsal verimin temel göstergesidir) ve sportif performansı etkileyen özelliklerdeki (kondisyon, teknik, taktik gibi) gelişmeyi ölçerek yapılmaktadır.

Bir spor dalında yetenek belirlemek için, spor türüne özgü (spesifik) özellikler katoloğu hazırlamak çok önemlidir. Fakat; mükemmel bir özellikler katoloğu olsa bile, bunun varlığı özellikleri objektif olarak belirleyebilme problemini çözmeye yetmez.
Sportif Oyunlarda yukarda belirtilen bu iki alanda yapılan bazı araştırmaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

5.1. Birinci Yetenek Seçimi ölçütü : Müsabaka Performansı ve Gelişim Temposu.

Müsabaka Performansı; bir maçta oyuncu ya da oyuncu grubu tarafından gerçekleştirilen davranışların sonucudur. Müsabaka performansının periyodik olarak değerlendirilmesi aynı zamanda , oyuncuların işlevsel olarak yönlendirilmesinde belirleyici bir etkendir.

Müsabaka Performansı analizininin nicel olarak yapılabilmesi ve Performans Gelişim Temposunun hesaplanabilmesi için, bilgisayar donanımlı video analiz yöntemleri kullanılır. Video verileri gibi değişik dallar için hazırlanabilen bir sakala esas alınarak değerlendirilir. Buna göre her oyuncunun performansı, Taborsky?nin aktardığı (Flaganan? ın Critical Incident Technique değerlendirmesinden yararlanarak) aşağıdaki eşitlikten yararlanarak hesaplanabilir:

Vi = S Pi + (1/2 Mi ) + S Ni

Formüle göre bireyin: Müsabaka Performans Skorunu (Vi); artı puanların tümünü (Pi), oynan sürenin yarısını (½ Mi), ve eksi değerlerin toplamını (Ni)?nin ortalamaları alınarak hesaplanır. Sonuçta takımın performansı ; bütün oyuncuların skorlarının aritmetik ortalaması alınarak hesaplanır. Müsabaka Performans İndeksinin hesaplanmasından Oyun Değer Skalası (Vt = S Vi ) elde edilir. (Taborsky.F.2007).


Volebol da Müsabaka Performans İndeksinin hesaplanmasına ilişkin oyun değer skalası (Hohmann ve ark. 1997).

Artı Değerler
Servisten Direk Sayı (Ace) 14
Servisten İndirek Sayı 13
Başarılı Hücum 12
Başarılı blok 12
Dolaylı Başarılı Hücum 10
Doğru Savunma 8
Pas Şeklinde Başarılı Hücum 4
Kurtarılan Bir Topu Oyunda Tutabilme 2

Eksi Değerler
Blok Hatası -2/-4
Hücum Hatası -3/-8
Dublaj Hatası -7
Servis Hatası -8
Diğer Hatalar -7
Rakip Sahaya Kolay Top Atma -1/-2
Zor Olmayan Seken Topun Savunmasında Hata -7

Performans Gelişim Temposu (PGT) kavramı; Müsabaka Takım Performansının, Kişisel Performansa oranından elde edilir.

Farklı düzeydeki yetenek grupları üzerinde (hem kızlarda, hem erkeklerde) yukarda belirtilen şekilde yapılan araştırmaları karşılaştırıldığında yüksek yeteneklilerin; müsabakadaki verimliliğinde, başlangıç düzeyine bağımlı olmaksızın az yeteneklilere oranla, yüksek bir verim artışı gösterdikleri saptanmıştır. Bu veriye gelişim temposu denilmiş ve yetenek seçiminde ilk ölçüt olarak kabul edilmiştir.


Bayanlarda ortalama değer karşılaştırılmasında üç yetenek grubu arasında yüksek düzeyde anlamlı toplam gelişim farkı elde edilmiştir. Sonraki testte; NY- YY grupları ile NY- EYY grupları arasındaki gelişim farklarındaki artış önemli şekil anlamlı bulunmuştur. Buna karşın YY ile EYY grubu arasında da fark görülmekte ise de istatistik yönden anlamlı değildir. Erkeklerde de ortalama değerlerdeki fark açık şekilde görülmektedir (17,61 ; P= 000 ). Normal Yetenek (NY) grubunda, yüksek yetenek (YY) ve En yüksek Yeteneklilere (EYY) oranla çok az bir verim artışı gözlenmiştir.

Sonuç olarak; üç yetenek grubunun (hem kızlarda, hem erkeklerde) müsabakadaki verimliliğinin karşılaştırmasında, başlangıç düzeyine bağımlı olmaksızın, yeteneklilerin yüksek bir verim artışı gösterdikleri saptanmıştır. Bu durum Gelişim Temposunun yetenek ölçütü olarak kabul edilebileceğini kanıtlamaktadır.

5.2- Yetenek Ölçütü: Performans Bileşenlerinin Gelişimi

Yetenek seçimine ait literatürlerde performans bileşenlerinden yararlanma derecesinin (ölçümleri konusunun) matematiksel - istatistiksel belirlenmesinde hangi yöntemin kullanılacağına dair farklı görüşler bulunmaktadır. .

Aşağıda böyle bir katalogdan yararlanılarak oluşturulan ve ikinci seçme aşamasında uygulanan bir test bataryası sonuçları örnek olarak verilmiştir. Testler, İsrail yıldız (cadet) milli takımına seçilen ve seçilemeyen hentbolcular üzerinde iki yıllık bir eğitim çalışmasının başında ve sonunda uygulanmıştır.

Test bataryası: 1 çeviklik (Agility) testi, 2 patlayıcı kuvvet (Explosive Power) testi ve 2 sürat (sprint) testi olmak üzere 5 Kondisyonel Motorik test ile bunlara ilaveten hız, çeviklik ve top sürme beceri yeteneğinin sergilendiği slalom top sürme testinden oluşmuştur. Fiziksel ölçümlerde boy ve kilo ölçümleriyle yetinilmiştir. Bu test bataryasında kullanılmış olan motorik testlerin güvenirlik, geçerlilik, nesnellik (objektiflik) değerlendirmeleri yapılmış ve uluslararası literatürlerde yayınlanmıştır.

Uygulamalar sonucu yapılan istatistiksel değerlendirmede elde edilen sonuçları şöyle özetlemek mümkündür :

İki yıllık eğitim sonucu ortaya çıkan asıl bulgu; ulusal takıma seçilmiş ve seçilememiş olan oyuncuların motor performans sonuçları arasında önemli bir örtüşme görülmektedir. Slalom beceri testi hariç tutulursa 2 yıllık eğitim programı sonunda gerçekleştirilmiş olan motor testlerin hiç birisi, seçilmiş ve seçilmemiş olan oyuncuları birbirilerinden ayırt etmeye yetecek hassaslıkta bulunmamıştır.

Seçilmiş ve seçilmemiş oyuncuların boy ve kilo ölçümleri arasında hiçbir farklılık gözlemlenmemiştir. Hentbolda boy önemli bir değişken olarak düşünülmesine rağmen, yetenek seçimi ve gelişim aşamalarında seçilmiş oyuncuların, seçilmemiş olan oyunculardan daha uzun olmadığı görülmüştür. Ancak hem seçilmiş hem de seçilmemiş olan oyuncular kendi yaş guruplarındaki diğer kişilerle karşılaştırıldığında daha uzun olduğu görülmüştür. Yine bir başka araştırmada Avrupa Şampiyonasında üst düzeyde sıralanmış olan takımların alt sırada yer alan takımlardan belirgin ölçüde uzun olmadığı görülmüştür.

Kısa mesafe sürat koşuları hentbol da temel motorik özelliklerden birisidir. Seçilmiş oyuncular (kız ve erkek sporcular), son ölçümlerde yalnız ayakta çıkışla yapılan sürat koşusunda, seçilmemiş olan oyunculara oranla daha hızlı koşmuşlardır. Yıldız hentbol takımı oyuncularının yetenekleri üzerine diğerlerine oranla daha tutarlı bilgileri sağlayan test yalnızca slalom testidir. Bu test, oyuncuların hentbol tekniğinin kullanıldığı tek test olduğu unutulmamalı. Sonuç olarak; yalın motorik özellikleri ölçen testlerin, topla oynanan oyunlarda ?iyi? ve ?çok iyi? oyuncular arasında ayrım yapmaya pek olanak vermediğini kanıtlamaktadır.

Hentbol da yapılan bu araştırmanın yukarda açıklanan yeni yetenek seçimi yaklaşımının önemini ortaya koymaktadır.

6. SUBJEKTİF VERİLERİN YETENEK SEÇİMİNDEKİ YERİ

Belirli bazı özel yetenekler vardır ki, bu yetenekler gözlemlerle fark edilebilirler. Örneğin; performans motivasyonu, çalışkanlık, psişik dayanıklılık, risk alma vb. gibi. Bu yetenekler gözlemlerle fark edilirler. Bu nedenle sonuç değerlendirmenin yapılmasında; bireysel objektif verilerle, uzmanlaşmış kişilerin subjektif değerlendirmelerinin kombinasyonunu kullanmak amaca daha uygun olacaktır.


7. YETENEK SEÇİMİ VE GELİŞTİRİLMESİNDE SORUNLARI

7.1. Yetenek Seçiminde Yöntemsel Sorunlar

Yetenek seçimi konusunda yeterince eğitilmiş uzman kişilerin ve yeterli donanımın olmasına rağmen, aşağıda sayılan türden sorunlar hep vardır. Bu sorunları çözme konusunda daha fazla bilimsel çalışmaların yapılması gerekmektedir.

7.1.1. Eşik Değer Sorunu

Yetenekli çocukların, genel nüfusun içinde normal dağılımını ?Çan Eğrisi? örneklendirmesinden yola çıkılarak göstermek mümkündür. Ancak, en üst düzey (ekstrem) yeteneklerin seçiminde, onların dağılımını eğrinin sağ tarafında göstermek yetenek seçimindeki problemleri azaltmaz. Sorun, yetenek seçiminde belirleyici eşik değerin (cut offs) hangi düzeyde olması gerektiğidir.

Eğer eşik değer yüksek tutulursa (Standart sapma değeri 2 kabul edilirse), bu değerlendirmeye göre test edilen ilgili yaş grubu tüm çocuklarının yaklaşık yüzde 2,3?ü ortalama değerlerin üstündedir. Eğer standart sapma değerinin 3 olduğu bir eşik değer seçilirse, yüksek yetenekliler katılan popülasyonun binde 13?ünü oluşturur. Görüldüğü gibi çok yüksek eşik değerleri, ekstrem yetenekli çocukların şüphe götürmez şekilde belirlenmesini sağlamaktadır. Ancak bu tutum geç gelişen çocuklara geliştirici antrenmanın kapılarını kapatacak ve onları performans geliştirici antrenman kapsamından mahrum bırakacaktır. Ayrıca bunların (seçimi kazananların) bir kısmının kendi isteğiyle, bir kısmının ise spor eğitimini yürüten kurum ya da kişiler tarafından elenmesi halinde yetenek seçimi hiç de ekonomik olmayan bir uğraşı haline gelir.

Diğer taraftan çok düşük eşik değerler ise başarısız tanılara yol açmakta ve masraflı yetenek arama ve seçme sistemini lüzumsuz kılmaktadır.

7.1.2. Takvim Yaşı ? Biyolojik yaş ilişkisi

Yetenek seçiminde bir başka sorun, genç sporcuların takvim ve biyolojik yaşlarındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Yıl içinde belirli dönemlerde yapılan yetenek tanı elemelerinde takvim yılının başlarında doğan çocuk ve gençler seçimlerde sistemli biçimde avantaja sahip oluyorlar. İngiliz Milli Elit ? Futbol okuluna seçilerek alınan çocukların yüzde 70 oranından fazlasının eleme yıllarının ilk dört ayında doğdukları tespit edilmiştir Bu durum son üç aylık dönemde doğanlardan dört kat daha fazladır.

Takvim yaşı ile Biyolojik Yaş arasındaki ilişki, yetişkinlik yaşına kadar sürüp gitmektedir. Bedensel, bilişsel (kognitiv) ve psişik yönden daha önce gelişmiş, daha ileri biyolojik yaştaki çocukların seçimleri kazanması ve buna bağlı olarak da daha yüksek değerdeki bir antrenman kapsamına girmelerine şans verilmesi, grup içerisinde (adaletsiz seçim yapılıyor duygusunun gelişmesi gibi) problem oluşturur.

1986-1998 yıllarında Dünya Şampiyonası elemelerinde İngiliz A-Milli Futbol Takımlarında yer alan oyuncuların yüzde 50 sinden fazlasının yılın ilk üç ayında doğanlardan oluşması sonucunu doğurmuştur. Seçim önlemlerinin farklı dönemlerde (aylarda) doğan genç sporcuların birlikte çalıştığı spor dallarında durumu düzeltmek daha da zordur.

7.2. Yetenek Geliştirme Sürecinde Karşılaşılan Sorunlar

Son performansa erişilinceye kadar yetenek geliştirme sürecinde de bazı problemlerle karşılaşılır. Bunların da bilinçli olarak izlenmesi gerekir:

7.2.1.Sporu Erken Bırakma

Yetenekli sporcuların tahmininde (Prognose) başarılı olunmasına rağmen bazı nedenlerle beklenen gelişim maalesef gerçekleşmeyebilir. Bunlardan en önemlisi yetenekli olduğu ortaya çıktığı halde gencin sporu erken bırakmasıdır. Böyle bir durumun bilimsel açıdan pek çok nedeni olabilir bazılarını şöyle sıralamak mümkündür:

*?Sporcular arasında üst düzeyde homojen müsabaka performanslarının oluşmaya başlamasıdır. Buna ?spesifik başarı makasının daralması? da denir. Bu durumda, genellikle zirvedeki bir çok sporcunun verim düzeyi birbirine yakın hale gelir ve bazıları bu rekabeti kaldıramayabilir, sporu bırakır.

*?Tek yönlü, monoton ve çok yoğun antrenmanlar hızlı bir psikolojik doygunluk, bıkkınlık yaratır. Özellikle yaş düzeyine uygun olmayan antrenman içeriği (Örneğin; erken yaşlarda laktasit anaerob yüklenmelerden oluşan yoğun interval çalışmaları gibi) sonunda sporu bırakmaya varan gelişmeler görülebilir.

*?Geliştirme sürecinde sporu bırakmanın (Drop-out?un) önemli bir nedeni de sakatlanmaya bağlı ortaya çıkan gelişmelerdir.

*?Yaşı daha büyük ve performansı yüksek olan seçkin sporcuların, ekonomik açıdan takımlarında kazandıkları yerlerini daha uzun süre korumaya çalışmaları ve böylelikle geçiş dönemi kadrolarını ümitsizliğe düşürmesi.

*?Bu konuda bir başka neden de; başarılı genç göçmen sporcuların tercihen kadrolara alınmalarıdır.

7.2.2. Erken Uzmanlaşma

Performans antrenmanına başlamanın giderek erken yaşlara alınması eğilimi, erken uzmanlaşma eğitimini de birlikte getirir.

Spor biyolojisi ve antrenman yönetimi yaklaşımıyla erken uzmanlaşmanın getirdiği riskler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

*?Tek yönlü yüklenmeler ve antrenman içeriği, bu çağ antrenmanının temel özelliği olan çok yönlülük ilkesini ihmal ettirir.

*?Tek yönlü ve aşırı fiziki yüklenmeler, kas ve iskelet sisteminde geçici ve kalıcı sakatlık riskiyle birlikte, kasların gelişiminde dengesizlik ortaya çıkarabilir. Bu durum ise yeni sakatlıklara sebep olur.

*?Hareket genişliğini sınırlayan bir etken oluşturur.

7.3. Ebeveynlerin, Antrenörlerin, Medyanın olumsuz etkileri

Yetenekli çocukların ebeveynleri tarafından desteklenmesi, çocukların spor hayatları boyunca başarı için oldukça önemli ve gereklidir. Bu konuda yapılmış bir araştırmaya göre: Anne ve babaya ait pozitif davranışlar çocukların performansı üzerinde (%59) oranında katkı sağlarken, negatif davranışlarının ( (%36) oranında olumsuz etkisi saptanmıştır. Bu negatif davranışları şöyle sıralamak mümkündür:

*?Kazanmayı aşırı vurgulama, gerçekçi olmayan beklentilere girmek, çocuklarında kusur bulmak, olumsuz noktaları üzerinde durmak.

*?Bazı anne-babaların yetenek geliştirme çalışmalarına katılma için gerekli olan finansal kaynaklara sahip olmaması.

Antrenörlerin, adaletli davranmaması, empati oluşturamaması, antrenman programlarını hazırlama ve uygulamada çocukların düzeyine inememesi, başarıyı müsabaka kazanmak olarak algılaması.

Medyanın, Yöneticilerin gelişmekte olan çocukları abartılı değerlendirmesi sonucu; yeteneklerin sosyal olarak baştan çıkması, kendine yabancılaşması gibi konular sayılabilir.

Bu problemler değişik disiplindeki araştırmacılar tarafından daha yoğun bir şekilde incelenmelidir.

Prof. Dr. Sedat MURATLI

".Konu ile diğer yazımız"

"..Konu ile ilgili bir başka yazımız"

Kaynakça:

1.Hohmann, A./ Kolb, M./ Roth, K : Handbuch Sportspiele. Verlag Hofmann, Schorndorf.2005
2.Singer, R. : Biogenetische Einflüsse auf die motorische Entwicklung. İn Baur/Bös und Singer (Hrsg) Motorische Entwicklung. Sorndorf : Hofmann. 1994.
3.Weineck, J. : Optimales Training (7. Auflage) Erlangen ? Perimed. 1990.
4.Kupper, K. :Theorie und Methodologie der Talenterkennung im Sport. Beiheft zu den Leipziger sportwissenschaftlichen Beitraegen. 1993.
5.Taborsky, F. : Playing Performans in Team Handball ( Summary Descriptiv Analysis). EHF- Web Periodicals 2007.
6.Hohmann, A / Lames, M : Training- und Wettspielanalyse. İm Handbuch Sportspiel. Verlag Hofmann, Schorndorf.2005
7.Hohmann, A. : Konzeptionelle Aspekte der Talententwicklung. Verlag Hofmann, Schorndorf.2005.
8.Ehret, A./ Spaete, D. Und Schubert,R : Rahmentrainigkonzeption für Kinder und Jugendliche im Leistungssport. Dortmund. DHB. 1994.
9.Martin, D. / Nicaulaus, J. / Ostrowski, C. / Rost, K : Handbuch Kinder- und Jugendtraining.Verlag Hofmann, Schorndorf.1999.
10.Fesler, N. : Brauchen Wir Intelligente(re) Fördersysteme im Nachwuchsleistungssport ? Verlag Hofmann, Schorndorf.2005
11.Seidel, I. Und Hohmann, A. : Entwicklungstempo und Utilisation als diagnostische Kriterien sportlicher Talente. İm Talent im Sport.S. 92 ? 98. Verlag Hofmann, Schorndorf.2002.
12.Pfeiffer, M. : Wettkampfanalyse im Nachwucchstraining Handball unter dem Aspekt der Talentförderung. İm Talent im Sport.S. 92 ? 98. Verlag Hofmann, Schorndorf.2002.
13.DHB. Grundlagentraining für Kinder und Jugendliche. Handball- Handbuch. 2. Münster- Philippka Verlag. 1990.
14.Hohmann, A. / Carl, K. : Zum Stand trainingwissenschaftlichen Talentforschung. İn : Talent im Sport . s.3-30- Schorndorf. 2002.
15.Ulrich, S. Prozesuale Trainingwirkunganalyse im Handball. İn Handbuch Sportspiele.Verlag Hofmann- Schorndorf 2005.
16.Lidor,R 7Falk, B / Arnon, M. / Cohen, Y. / Segal, G. : Measurement of Talent in Team Handball. Journal of Strength and Conditioning Research, 2005. 318-325.
17.Brewer, J. / Balsom,P / Davis, : Seasonal birth Ditrubition amongs Eropean soccer players. İn Sports, Exercise and Injury 1. 1995.
18.Efstathiou, G. : Talente İm Handball. Wissenschaftliche Zulassungsarbeit. Ruprecht ? Karls - Universitaet Heidelberg . 2002.


75
FAYDALI BİLGİLER / HAREKETLİLİK (ESNEKLİK)
« : Ocak 04, 2009, 01:45:49 ÖÖ »
Hareketlen büyük bir genlikte uygulama yetisi esneklik çoğu zamanda hareketlilik olarak tanımlanmaktadır. Esneklik antrenman da büyük bir öneme sahiptir. Bir kimsenin becerileri büyük açılarda ve kolay olarak gerçekleştirilmesinde önde gelen temel gerekliliktir. Böyle hareketlerin başarılı olarak gerçekleştirilmesi gerek duyulandan daha yüksek olması gereken eklem açısı ve hareket genliğine bağlıdır. Bu bağlamda da birey geliştirilmesi gerekli olan esneklik düzeylerine ilişkin bilgi sahibi olmak zorundadır.

Esnekliğin yetersiz gelişimi ve yeterli esneklik yedeklerinin olmayışının ortaya çıkartacağı sorunlar aşağıda belirtilmiştir:

a) Öğrenme yada değişik hareketlerin yetkileştirilmesi azalır.
b) Sporcular yaralanmalara eğilimli olurlar
c) Kuvvet,sürat ve eş uyum (Koordinasyon) gelişimi olumsuz etkilenir,
d) Bir hareketin nitelikli olarak yapılması özelliği sınırlanır (Birey esneklik yedeklerine sahip olduğunda, becerileri kolayca, hızlı, enerjik ve etkili bir biçimde gerçekleştirebilir).

ESNEKLİĞİ ETKİLEYEN ETMENLERİ

1. Esneklik bir eklemin yapısı, biçimi tipi tarafından etkilenir. Kiriş ve bağlarda esneklik düzeyini etkilemektedir. Bunlar çok esnek olduğunda büyük bir hareket genliğine izin verirler.

2. Ekleme birleşik yada yakın olan kaslarda esneklik düzeyini etkilemektedir. Herhangi bir harekette etkin bir rol oynayan agonist kasın kasılması antagonıst kasların gevşemesi yada gerilmesi ile birliktedir. Antogonist kasların az enerji harcaması gösterdikleri direncin yenilmesini kolaylaştırır. Bir kas fibrilinin gerilme niteliği esneklik düzeyine bağlı olarak artmaktadır. Buna karşın,yapılan antrenman düzeyi göz önüne alınmadan, eğer antogonist kaslar gevşetilmez ise yada agonist kaslardaki kasılma ile antagonist kaslardaki gevşeme arasında eş uyum azlığında esnekliğin sınırlandığını savunmaktadır. Bu bağlamda zayıf eş uyum (koordinasyon) ve yetersiz gevşeme niteliğine sahip bir bireyin esneklik gelişiminin düşük bir düzeyde olması şaşırtıcı değildir.

3. Yaş ve cinsiyet de esnekliği etkilemektedir.Belirli bir düzeyde genç bayanlar, genç erkeklere göre daha esnek gözükmektedir. Doruk esneklik düzeyine 15-16 yaşlarında ulaşılmaktadır.

4. Genel vücut ısısı ve özel kas ısısı bir hareketin açısını etkilemektedir. Kasın bölgesel olarak 46 derece ısıtılmasının ardından esnekliğin %20 arttığını, kasın 18.5 dereye kadar ısısının bölgesel olarak düşürüldüğünde de esnekliğin %10-20 oranında düştüğünü belirtmektedir. Benzer biçimde bir hareketin açısı normal ısınma alıştırmalarının ardından artmaktadır . Bunun nedeni ,aşamalı artan bir fiziksel etkinlik kasta kan akımını hızlandırır ve kas fibrillerini daha esnek bir duruma getirir. Bu açıdan ısınmadan önce gerdirme alıştırmalarının yapılması( Çoğu kuzey Amerikalı sporcu tarafından kabul gören bir yaklaşım) çok önerilmemektedir. Isınmanın ardından yapılacak esneklik alıştırmaları hafif koşu ve açma germe alıştırmalarından sonra yapılmalıdır. Bir kimse zamanla kas ısısı yükseldikten sonra esneklik alıştırmalarını uygulamaya alışır. Böylece de kas fibrillerinin bir yaralanma olmaksızın kasılmaları kolaylaştırılacaktır.20 dakika alıştırma, 10 dak alıştırma, 40 derece banyo gibi ve ısınma alıştırmaları yapmama gibi etkinliklerin esneklik üzerine etkilerini araştırmıştır. Elde edilen sonuçlar beklentileri yansıtmıştır. En yüksek esneklik değerleri normal ısınmanın alıştırmalarından sonrasında elde edilmiştir. Banyoda yapılan ısınmadan elde edilenden %21 oranında ve ısınma alıştırmaları yapılmadan elde edilen değerlerden %89 oranında yüksektir,

5. Esneklik günün değişik dilimlerine göre de değişim göstermektedir. En yüksek hareket genliği 10-11 ile 16-17 saatleri arasında gösterilirken en düşük değer sabah erken saatlerde gözlenmektedir. Bunun nedeni olarak gün boyunca merkezi sinir dizgesinde ve kas gerilimde olan biyolojik değişimler gösterilmektedir.

6. Yetersiz kas kuvveti de değişik alıştırmalarda ki hareket genliğini azaltabilir. Bu bağlamda kuvvet ,esneklik için önemli bir öğe olarak görülmeli ve antrenörler tarafından göz önüne alınmalıdır. Buna karşın kuvvet artısının esnekliği sınırladığına yada esneklik artışının kuvvet üzerinde olumsuz etkileri olduğuna inanan antrenörler bulunmaktadır. Bu yaklaşımlardasın kütlesindeki .artışın eklem esnekliğini azalttığı gerçeğine dayanmaktadır. Yinede kasın gerilme kapasitesi, onun kuvvet hareketlerini yapabilme kapasitesini etkilememektedir.Kuvvet ve esneklik birbirleri ile bağlantılı yetilerdir. Çünkü kuvvet kasın enine kesitine,esneklik ise kasın ne kadar gerileceğine bağlıdır. Bunlar birbirinden farklı düzenekler olmasına karsın birbirlerini etkilememektedirler. Cimnastikcilerin hem esnek hem de kuvvetli olması bu yaklaşımları doğrulamaktadır. Buna karsın doğru olmayan esneklik ve kuvvet geliştirme yöntemlerinin olumsuz sonuçlar çıkarabileceği gerçeği unutulmamalıdır. Bu bağlamda beklenmedik etkiler ile karşılaşmamak için kuvvet antrenmanı esneklik antrenmanı ile birlikte uygulanmalıdır.

7. Yorgunluk ve duygusal durumda esnekliği etkilemektedir. Olumlu duygusal durum olumsuz duygusal duruma göre esnekliği olumlu olarak etkilemektedir. Benzer biçimde yorgunlukta esneklik üzerinde olumsuz etkimede bulunmaktadır. Bu durum genel bitkinliğin bir sonucu yada antrenman birimi sonuna doğru oluşan yorgunluğa bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 »